Ana Sayfa / Basın / 
17.05.2008
03.05.2008 07:01

Yasakçı zihniyet - İsmet Berkan

 

Adalet ve Kalkınma Partisi bir kitle partisi midir, ideoloji partisi midir? Esasen bu partiye oy verenlerin ezici bir çoğunluğu açısından sorunun cevabı çok net, elbette AKP bir kitle partisi. Ancak çelişki şu ki, parti ve onun hükümeti ve belediyeler dahil yönetim erkini paylaşan bütün unsurları özellikle 22 Temmuz'dan beri neredeyse bütün politikalarını ve uygulamalarını sanki AKP bir ideoloji partisiymiş gibi ele alıyorlar.

Kapatma davasını bir kenara bırakın bir an için. AKP'nin son dokuz ayda yarattığı rahatsızlık, ondan önceki beş yılda yarattığından çok daha fazla. Bunun sebebi de, AKP'nin kendi seçmeniyle bile ters düşen işlere girişmesi, bir çeşit temsil krizi yaratması.

'BİZİM özgürlüklerimiz, SİZİN özgürlükleriniz' sözü bu hükümetin önde gelen bir bakanına ait. O bakan bu sözü AKP içinde ve dahi yönetiminde bu çeşit bir bakış açısı gelişmeye başladığını anlatmak için, eleştirel anlamda söyledi zamanında.

İçeriden yapılmış, üstelik önde gelen bir isim tarafından yapılmış bir gözlem olduğu için zamanında çok önemsedim bu sözü. Ve parti aleyhinde kapatma davası açıldıktan sonra gelişmeye başlayan tavır benim için aktardığım sözü daha da anlamlı hale getirdi.

Son olarak 1 Mayıs'ta hükümet emriyle uygulanan devlet şiddeti, AKP'nin Türkiye açısından değiştirici, dönüştürücü, ülkeyi bulunduğu demokratik seviyeden daha üst seviyelere taşıyıcı reformcu misyonunu iyiden iyiye tamamladığını gösteriyor.

AKP'nin Türkiye'de demokrasiye, demokratikleşmeye sunacağı katkı bu kadarmış, buraya kadarmış.

Bu şartlarda, açılan kapatma davası, Türk demokrasisi açısından ne kadar yaralayıcı ve yıpratıcı olursa olsun, salt dar siyasi çıkarlar açısından konuya yaklaşan AKP açısından son bir hayat öpücüğünden başka bir şey değil. Ve iddia ediyorum, kapatma davasına bazı AKP önde gelenleri en az o eleştirdikleri laikçiler kadar seviniyorlar, buradan bir fırsat çıktığını düşünüyorlar.

AKP, kendisini kapatmaya çalışan o yasakçı ve demokratik sicili de pek parlak olmayan zihniyetin bir parçası artık.

Başbakan'ın kendi milletvekilleriyle sohbet ederken, 'Sendikaların Taksim ısrarını anlamakta zorluk çektiğini' söylemesi son derece manidar. Eğer bir temel insan hakkını, bir temel demokratik hakkı talep etmek 'anlaşılması zor harekette bulunmak' ise, aynı şeyi kendi hükümetlerinin yaptığı bütün demokratik reformlar için söyleyen çevrelerle aynı noktaya düşüyor Başbakan.

Zamanında 'Başörtüsüne özgürlük' diye meydanlarda 'yasadışı' gösteri yapanları da anlamakta güçlük çekiyor muydu acaba Başbakan?

Veya kendisini hapse gitmek üzere İstanbul Belediyesin'den uğurlayan on binlerce kişinin 'yasadışı' açıkhava toplantısını da anlamakta güçlük çekmiş miydi acaba?

Mesela Hrant Dink'in Osmanbey'de başlayıp Yenikapı'da sona eren cenaze yürüyüşü de o gün Başbakan'a 'anlaşılması imkânsız bir ısrar' olarak mı görünmüştü?

Daha fazla örnek verip uzatmaya gerek yok, Başbakan'da demokratik değerler ve özgürlükler konusunda tutarlılık aramak boşuna. O artık, bir zamanlar çokça eleştirdiği 'yasakçı zihniyet'in parçası.

Radikal / 03.05.08


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1