Ana Sayfa / Basın / 
17.05.2008
06.05.2008 04:08

'Kriz'den çıkış mı? Hayır! - Korkmaz İlkorur

 

Küresel ekonomiden gelen ve bir gün iyimser, ertesi gün kötümser tahminlere yol açan verilerin özellikle ABD'den gelenleri çok önem taşıyor. Geçmiş günlerde ABD ekonomisi'nin bu yılın ilk çeyreğinde %0.6 oranında büyüdüğü verisi piyasalarda acaba 'kriz dibine vurdu mu?' ve 'acaba yukarı doğru çıkış U şeklinde mi, yoksa V şeklinde mi olacak?' sorularını gündeme getirdi. Ama, bu iyimserliğin çok da zamanlı olmadığı iki önemli gelişme ile anlaşıldı. Ortalığı gene karamsarlık sardı. Önce, ABD ekonomisinde 'Tüketici Güveni' verisinin son 26 yılın en düşük düzeyine düştüğü anlaşıldı. Arkasından, Fed faizi bir kez daha düşürerek daha işin sonuna gelinmediği mesajını verdi.

Dünya ekonomisinden iyimserlik yaratan veri ve haberler gelince Türkiye'de iyimserlik katmerli artıyor. Bundan evvelki birkaç yazımda, küresel krizin nedenlerinin daha iyi analiz edildiğini, dolayısı ile bu krizden kimin, ne kadar etkileneceğinin daha kolaylaştığını belirtmiş idim. Evet, bu kriz daha çok Anglo-Saxon ekonomilerinin bir krizi olarak ortaya çıktı. Finans sektörlerinde en büyük kurumsal tahribatı da bu ekonomiler görüyor. Ancak, küresel ekonomi ve finans ve mal piyasaları o kadar iç içe ki diğer ülkelerin etkilenmemesi mümkün değil. Türkiye de dahil herkes etkilenecek. Dolayısı ile, krizin kaynaklandığı ABD ekonomisindeki mevcut durumu yakından takip ederek U'nun veya V'nin alt noktasına gelinip gelinmediğini iyi irdelemek gerekir.

Bu bağlamda ABD ekonomisinde işlerin insana daha cesaret verici bir şekilde gittiğini söyletecek çok fazla bir şey yok. Tek olumlu gelişme, ABD'nin ihracatında görülen artış. Ancak, petrol fiyatındaki artışın ithalat faturasını yükseltmesi cari açık düzeltmesini zorluyor. Ama, esas bakılması gereken husus ABD ekonomisinin 2008'in ilk çeyreğinde göstermiş olduğu %0.6lık büyümenin önümüzdeki çeyreklerde kalıcı olup olmayacağı. Bu konuda, ünlü ekonomist (ve kötümser) Prof. Nouriel Roubini çok olumlu sinyaller vermiyor. Kendisinin kötümser tahminleri belki verdiği zaman çizelgesine pek uymadı ama Roubini'nin yorumları sonradan tahmin ve öngörülerini doğruluyor. Onun analizine göre, ABD ekonomisinin birinci çeyrekte göstermiş olduğu büyüme önümüzdeki çeyrekler için ümit vermiyor. Roubini, önümüzdeki aylarda, mevcut satılmayan mal stoklarının eritilmesi maksadı ile imalat sanayi üretiminde, dolayısı ile istihdamda ciddi düşüşler yaşanacağını, ev inşaatlarının ve satışlarının daha da düşeceğini, şirketlerinin sabit sermaye yatırımlarının daha yeni düşmeye başladığını ve bu düşüşün kuvvetlenerek devam edeceğini, dayanıklı ve dayanıksız mamuller harcamasındaki negatif büyümenin süreceğini ileri sürüyor.

Bu tahminler oldukça iç karartıcı diyeceğim. Eğer, ABD'de ekonomi bir veya iki çeyrek daha bu eğilimde gidecek olursa, bu olumsuzluğun etkisini, daha henüz tam etkiyi görmediğimiz İngiltere ekonomisinde ve bağlantılı olarak diğerlerinde de görmeye başlayacağız. Krizin, İngiltere'de reel sektörü ABD'kine benzer bir düzeyde etkilediğini söylemek zor. Krizin İngiltere'de daha finansal sektör aşamasında olduğunu söyleyebilirim. İngiltere, halen, durumu finansal sektörde güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik önlemlerle idare ederek, daha ciddi bir sistemik krizi önlemeye ve işin reel sektöre de taşmasına set çekmeye çalışıyor. İngiltere Merkez Bankası, geçen hafta 23.sayılı 'Finansal İstikrar Raporu'nu yayınladı. Raporda, yüksek riskli mortgage kredilerinin neden olduğu düzeltmenin tahmin edilenden daha uzun, zor ve maliyetli olduğu itiraf ediliyor; ve,

İngiltere Merkez Bankası'nın en yüksek önceliği 'finans sektöründe güvenin yeniden tesise' verdiği anlaşılıyor. Bu bağlamda, Banka, alınan faiz ve likidite enjeksiyonun yarattığı güven sayesinde para piyasalarında yakında koşulların iyileşebileceği dile getiriliyor ise de, Rapor bazı 'uç riskler', bunların gerçekleşme olasılıkları ve olası olumsuz sonuçları üzerinde de uzun uzun duruyor. Özetle, İngiltere Merkez Bankası'nın bıraktığı izlenim de daha U'nun veya V'nin ilk çizgilerinde aşağı doğru gidişin devam ettiği ve bir müddet daha gidileceği şeklinde.

Küresel ekonomide durgunluk süreci daha devamda. Fenası, bu durum işin yalnızca bir tarafı. Bir de artan enflasyon tehlikesi var. Bu da tüm dünyada makroekonomik yönetimlerin işini daha da zorlaştırıyor. İşin ilginç tarafı ise, Türkiye, bu tehlikelerden ve onların sonuçlarından etkilenmezmiş gibi davranıyor.

Radikal / 06.05.08


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1