Ana Sayfa / Basın / 
17.05.2008
08.05.2008 05:11

Uzaylı polisler – Derya Sazak

 

Başbakan Erdoğan, 1 Mayıs’ta “orantısız güç” kullanan, İstanbul’da Taksim’e çıkışı engellemek üzere sendika ve parti binalarında, hastane önlerinde toplanan insanların üzerine “gaz bombası atan” polisleri savunurken, “Kim bu polis, bunlar uzaydan mı geldi?” diye konuşmuş. Kuşkusuz güvenlik güçleri de bu ülkenin yurttaşları ve sınıfsal olarak 1 Mayıs alanlarından uzak tutulmaya çalışılan sendikal örgütlerin tabanı işçi, memur, esnaf ve çiftçi ailelerin çocukları. Ancak kamusal görev yapan her “dünyalı” gibi polisleri de bağlayan meslek kuralları var.

Başbakan’ın bu hafta evine konuk olduğu Can Paker’in başkanlığını yaptığı TESEV, “Avrupa Polis Etiği Kuralları”nı ve Türkiye’de güvenlik personelinin bu sürece uyumunu içeren bir çalışmayı kamuoyuna açıkladı.

Polis Akademisi öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. İbrahim Cerrah’ın yönetimindeki çalışma “polis etiği” konusunda önemli bir başvuru kaynağı niteliğinde. Türkiye, Avrupa Konseyi’nin üye ülkelere “tavsiye ettiği” bu kararların hazırlık sürecine katılmış. 2007 Ekim ayında iki bakanın, Beşir Atalay ve Hayati Yazıcı’nın imzalarıyla bir “Kolluk İlkeleri Yönetmeliği” kabul edilmiş ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiş.

AİHM kararları çerçevesinde AB ülkelerinde “değişen” güvenlik anlayışı, kolluk kuvvetlerini bir “güç” olmaktan çok kamusal hizmet alanı olarak tanımlıyor. Polisin kuvvet kullanımı her zaman “istisnai” bir önlem olarak görülmekte ve bu müdahalenin çerçevesi şöyle çizilmektedir:

“Polis, kesinlikle gerekli olan durumlarda ve sadece meşru bir amaca ulaşmak için gerekli olacak kadar kuvvete başvurabilir.”

Demek ki, polis kuvveti ile elde edilecek amaç arasında uygun bir orantı (ölçülülük) bulunması gerekecektir.

İstanbul’daki 1 Mayıs görüntülerinde bu eşiğin aşıldığı yadsınamaz.

Özellikle kapalı alanlarda kullanılan “biber gazı”nın ölümcül sonuçları olabilirdi.

Başbakan Erdoğan ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay bu olasılığı hiç gözetmeyip polisin “orantısız güç” kullanımına arka çıkmaktalar. “Sivil haklar” konusunda hayli duyarlı gözüken hükümetin “sendikal haklar” söz konusu olunca “polis devleti”ne özgü şiddeti onaylaması kaygı vericidir.

TESEV’in raporu “polis etiği” konusunda Türkiye’nin o kadar da “uzaylı” olmadığını gösteriyor.

Osmanlı’nın son döneminde (1910) İstanbul’da yayımlanan “Polis Efendilere Mahsus Terbiye ve Malumat -ı Meslekiye” kitabı bugünkü Avrupa Polis Etiği kurallarını karşılıyormuş. Duyurulur!

Milliyet / 08.05.08


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1