Ana Sayfa / Basın / 
21.11.2008
10.05.2008 06:49

İsrail’in 60. yılı ve kasap havası - Ayşe Karabat

 

Bizim ‘Kasap Havası’ diye bildiğimiz ‘Hava nagila’ nameleriyle inledi İsrail sokakları. Devletlerinin 60. kuruluş yıldönümünü gerçek bir coşkuyla kutlayan Yahudiler, ‘hadi neşelenelim’ yani ‘hava nagila’ deyip sokaklarda dans etti. 
29 Kasım 1947’de BM, aralarında Türkiye’nin de olduğu 13 ret, 10 çekimser ve 33 ‘Evet’ oyuyla, Britanya yönetimindeki kutsal toprakları üçe böldü: Yahudi, Arap ve uluslararası denetime bırakılacak olan Kudüs ile Beytüllahim’deki kutsal yerler. 
O zamanlar Yahudiler, nüfusun yüzde 37’sine oluşturuyordu, toprakların yüzde 7’si de onların tapulu malıydı ama Filistin’in yüzde 55’ni aldılar. Araplar, bu durumdan memnun olmayınca da iç savaş çıktı. Yıllardır bir arada yaşayanlar birbirlerini katletmeye başladı. Altı ay sonra David Ben Gurion, BM kararı uyarınca İsrail’in kurulduğunu ilan ettikten iki saat sonra da çevredeki Arap ülkeleri İsrail’e savaş açtı.

Ben Gurion’un kuruluş ilanından hemen sonra çığlıklar eşliğinde muhtemelen hava nagila ile dans edenlere bakıp sıkıntıyla “Daha yeni başlıyor” dediği söylenir. Gerçekten de o dönemde başlayan sıkıntı 60 yıl geçmesine rağmen hâlâ bitmedi. İsrail’in var olma hakkının tartışılmasının akıldan geçirilmesi abesle iştigalden başka birşey değil. Ama 60 yıl sonra, İsrail’in nerede ve nasıl durduğuna bakmayı anti-semitiklik saymak da hiç mi hiç haklı değil. 
İsrail bugün yüzde 75’i Yahudi, 7.2 milyonluk bir ülke. Vatandaşlarının yüzde 61’i İsrail doğumlu ama yine de ne Yahudiler arasında, ne de Yahudilerle İsrail vatandaşı diğer etnik ve dini topluluklar arasındaki ayrımcılık aşılabilmiş değil. 

Doğudan gelen Seferatlarla, Avrupa’dan gelen Eşkenaziler arasındaki ayrım silinmeye yüz tutmuşsa da, Etiyopya’dan gelen siyah Yahudilerin iyi durumda olduğu söylenemez. Yıkılan Sovyetler’den gelen göçmenler de çok mutlu sayılmaz. Laik ve dindar çatışması yüzünden İsrail’in bir anayasası bile yok. Karşılıklı hoşnutsuzluk her geçen gün derinleşiyor. İki kesim de kendi gettolarına sığınıyor. Nüfusun beşte birini oluşturan vatandaşlık sahibi Araplar, kendilerini dışlanmış hissediyor, aidiyet duygularını sorguluyor. Bunlara rağmen, yalnızca Yahudiler için işleyen demokratik kurumlara sahip olduğu söylenebilir İsrail’in.

Ama işte ülke Başbakan Ehud Olmert’e kadar uzanan yolsuzluk iddiaları ile çalkalanmakta. Bir yandan bazı alanlarda olağanüstü teknolojik başarılara imza atarken, diğer yandan bu kadar maço ve militarist olmanın sonucu olarak, aile içi şiddetin pençesinde kıvranıyorlar. Öyle ki Parlamento (Knesset) Başkanı Dalia İtzik bile kutlama törenlerinde buna değinmeden geçemiyor ve “Toplumumuzdaki ölümcül şiddet sorununun farkındayız. Bizi düşmanlarımızla yaptığımız savaşlar yıkmaz ama kendi elimizle hiç istemediğimiz yerlere sürükleniyoruz” deme ihtiyacı hissediyor. 

Suriye ve Filistin’le barışa dair bazı minik umutlar olsa da, bunlar yıllardır yeşerip yeşerip soluyor. İsrail’den hoşlanmayan ve hatta nefret eden insanların sayısı dünyanın her yerinde artıyor. İşgal topraklarındaki Yahudi yerleşimleri, Filistinli mülteciler sorunu, Kudüs’ün statüsü büyük sorunlar olarak ortada duruyor. 
60 yıl, bir devlet için kısa bir süre. 

Ama yukarıda saydığım nedenler yüzünden İsrail aslında yaşlanmış da bir ülke. 
Çünkü işgal, işgal edilenin yanında işgal edeni de çürütüyor. Bu çürümeden kurtulmuş, komşularıyla barış içinde yaşayan İsrail ise henüz doğmadı.

Radikal / 10.05.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30