17.05.2008 06:29
Mesut Türkler’in kanunsuzluk trafiği - Perihan Maden
Perşembe gecesi gafil avlandım, Ortaköy Yokuşu’ndan aşağı indirdim taksiciyi. Bir kere hava epeyce soğuktu. İkincisi, hafta içi. E, Ortaköy trafiğini de atlattığıma göre ‘Boğaz’ın Gece Trafiği’ denilen korku filmine yakalanmayacaktım.
Hayır efendim! Önce Reina’nın trafiği, sonra da eskiden ismi Leila/Paşa olan, en son ne oldu hatırlamıyorum; işte BOĞAZIN İKİNCİ İNCİSİ’nin açılışı varmış.
Hafta içi/sonu, tam fark etmiyor.
Hava soğukmuş-sıcakmış da fark etmiyor. Mini şortların altına çizme giymiş kızları, kıçları donmak pahasına, önü arkası açık bluzlarıyla kaldırımda hoplarken izlemek zorunda kaldım. Mutlu Türkler eğlenceye doymuyor!
O feci trafikte beklerken, karşıdan gelen polis arabasına tıkanıklığın nedenini sordu taksici. “Bilmemnerenin açılışı var da” dedi direksiyondaki polis.
Bir saatte kat ettiğimiz yolun sonunda gördük ki o gece açılan kulübün önüne/berisine üçlü arabalar, cipler park etmişler cadde üstüne.
Yani ALLAH’ın YOLU’nu, Boğaz’ın Ana Caddesi’ni, orda kulübünün açılışını yapmanın coşkusu içindeki Pre-Kapitalist TIKIYOR!
O dar boğazdan tek tek arabalar (manevracı valelerden de) fırsat buldukça, geçiyorlar. Bir nevi Sosyal Sırat Köprüsü!
Boğaz’da oturan Diğer Mesut Türkler, Boğaz’ın İncisi Kulüpler yüzünden on dakikalık yolu bir-bir buçuk saatte kat ediyorlar.
Ne gam! Bugün bana, yarın sana.
Önemli olan Pre-Kapitalist Dayanışma! Kuralsızlığın içtenliği- önemli olan. Önemli olan güçlünün borusunu öttürmesi.
Milletin Yolu’nun (ne kadar yasal olduğu şaibeli) kulübünün açılışını yapan ve daha da daha da daha da para kazandırılması zaruri olan adam tarafından ÜÇ SIRALI park ettirilerek, büyük bir kargaşa ve tıkanıklık yaratılarak tıkanması, tıkatılması mühim değil.
Mühim olan: 3-5 bin feci şekilde para kazanan Mesut Türk’ün haftanın herrr gecesi Boğaz Kıyısı’nda eğlenmesi, eğlenebilmesi.
Bu kulüpler YÜZAKIMIZ CHP’nin KALESİ Beşiktaş Belediyesi sınırları içinde bir kere: BU belediye başkanları, BU vali çok beğeniyorlar BU durumu. Anlaşılan.
Orda; Boğaz başına konuşlanmış gece kulüplerinin sahiplerini çok beğeniyorlar. Tamamen manevi. Onların orantısızca para kazanma ihtimalini beğeniyorlar. Orda haftanın herr gecesi tepinmesi zaruri olan Eğlence Hastaları’nın yolu tıkamasını, çok beğeniyorlar.
Yıllardır geceleri Boğaz Yolu’nun felç edilmesine gıkları çıkmıyor. Baksanıza: dönüş istikâmetinde rastladığımız trafik polisleri ‘Koca cip ikile! Çek arabanı: yolu aç!’ filan gibi anonslarla, ya da herhangi bir başka şekilde yolu açma ihtiyacını hissetmiyorlar.
O kulüpler NE zaman tartışma mevzusu olsalar (inşaat cinayetlerinden, gürültü kirliliğine, havai fişek rahatsızlığına, sürekli sorun yaratıyorlar) sahipleri çıkıp Güzel Medyalamamız’a beş-on tane röportaj patlatıyorlar. ‘Turizm için önemleri’ varmış.
Yaaa, turist gidiyormuş onlara! Bayılıyormuş Boğaz’ın kıyısında tepişmeye ‘turistler’.
Yağı bol bulan birkaç Beyaz Arap zevk alabilir orada bulunmaktan. Ya da 3 yılda bir uğrayıp donunu havaya savuran Paris Hilton.
Normal hiçbir turistin ya da normal hiçbir insanın bu denli trafik kahrı çekerek, bu denli inestetik bir kalabalıkla kuşatılmış, gürültü beşiğinde kafası ‘çivilenerek’ eğleniyor/zevk alıyor olması imkân dahilinde değil pek tabii ki.
Bu iki kere iki dört ‘hakikâti’, Boğaz’ın Kâr Makineleri’nin sahipleri de biliyor, Vali de biliyor, Belediye Başkanı da biliyor.
Ama Türkiye’de süfli olanın, kuraltanımayanın, saygısız/izansız olanın, şehre intikamcı bir kuşatmacılıkla damlayanın müthiş bir dayanışması var. İşbirliği var. Çıkar beraberliği.
‘Suada’ tabir edilen yarı yasal adanın bitmek bilmez havai fişek gösterilerinden, en az dört-beş ay boyunca Boğaz yolu’nun iki-üç kulüp için felç edilmesi haline; o yolun üstünde, ilersinde, gerisinde oturanlar nasıl tahammül ediyorlar?
Vatandaş Hakkı olanı talep etmek için dayanışma sergilememelerini neye borçluyuz?
Üç sıra parkı ana caddede kabul etmelerini?
Hayır! Türkiye haklı olanın/hakkı olanın örgütlenmesi ihtimaline açık bir ülke değil.
Bu Topraklar’da yalnızca haksız olan, şirret olan, güçlü olan istediğine el koyuyor; kanunsuzluktan parayı vuranın borusu ötüyor.
Tiksindirici bir boru. Korkunç bir ses, habire çıkan. Kulakları sağır edici. Beyni de.
Kemalist Proje’den yaka silkip bambaşka bir kimlikte azıcık huzur, azıcık kardeşlik, az biraz değer/mühimsenme/insaniyet arayanlar düşünülürken, Mesut Çılgın Türkler’in arsızlığının/edepsizliğinin/kural tanımazlığının boyutlarını göz ardı etmemekte de yarar var.
Radikal / 17.05.08