27.05.2008 05:47
Çelik’in SBS kandırmacası (2) – Abbas Güçlü
Anadolu liseleri, fen liseleri ve kolejlere girişte OKS’nin yerine getirilen SBS’nin tam bir kandırmaca olduğunu daha önce dile getirmiştik. Ama görünen o ki SBS’nin, eğitim sistemi, öğrenciler ve veliler üzerinde yarattığı tahribat tahminlerin de çok üzerinde.
Çelik’in ben yaptım oldu mantığı, diğer pek çok konuda olduğu gibi, SBS konusunda da derin yaralar açıyor. Devlete ve eğitim sistemine olan güveni sarsıyor. Öğrencileri dershanelere ve özel okullara bağımlı hale getiriyor. En vahimi de Anayasa’nın en temel ilkesi olan hakkaniyeti ortadan kaldırıyor.
Bizim tespit ve eleştirilerimizi art niyetli yaklaşım olarak değerlendiren Çelik ve arkadaşları, belki öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerine itibar ederler:
“25 yıl devlette, 2.5 yıl da özel bir okulda matematik öğretmeni olarak görev yaptım. Bir süre önce özel öğretim kurumundan ayrılmak zorunda kaldım. Öncelikli nedenim, SBS’ye etki edecek olan okul başarı puanının yüksek olması için idare ve işletmenin yapmış olduğu baskılardı. Ya notları düzeltip kendi prestijimden ödün verecektim ya da ayrılacaktım. Kendime olan saygımı yitireceğimi düşünerek görevimden ayrıldım.
SBS’nin daha uygulanmadan iflas eden bir sınav olduğunu düşünüyorum. Okulları gündemde tutmak isteyen bir anlayışla getirilen bu sınav, maalesef dershaneleri ve özel dersleri daha da körüklemiştir. Okul başarı puanları gerçekçi değildir. E-okul sistemine getirilen notlar sonradan değişikliğe uğramış, bu konuda titiz davranan öğretmenler mağdur edilmiştir. Ayrıca ÖSS ve OKS ye hazırlanan öğrencilerin son bir ay okula gitmemeleri ve rapor almaları, 6. ve 7. sınıflarda okuyan öğrenciler tarafından örnek alınmış, dolayısıyla okullar dershaneden sonra düşünülen eğitim ve öğretim kurumlarına dönüştürülmüştür. Bakanlığın almış olduğu -9-13 Haziran arasında son sınıf öğrencilerinin izinli sayılmasına yönelik karar da, eğitim ve öğretimin dershanelere ihale edildiğinin açık bir göstergesidir.
Kısacası, OKS yerine getirilen SBS, çocukları 3 sene boyunca strese sokacak, maddi açıdan veliye külfet getirecek, 6. ve 7. sınıfta dershaneye gitmeyen öğrencileri dershaneye yönlendirecektir. “
‘Kafayı yemek üzereyiz’
“İlköğretimde öğretmenim. Kafayı yemek üzereyiz. Öğrenciler söz dinlemiyor. Devamsızlık diye bir korkuları, kalma gibi dertleri yok. Çünkü sınıfta kalma yok. İlköğretimden mezun olan öğrencinin yarısı, adını zor yazıyor. Ama geçe geçe liseye, oradan da ÖSS kapısına kadar gidiyor. Bakan Çelik zaten öğretmen düşmanı, maaşlar eridi. 25 YTL zam vererek adeta alay ediyor. Şimdi sınavı 3’e çıkardı. Sosyal aktivite ve spor okullarda bitecek. Öğrenci tamamen dershane bağımlısı olacak.”
‘Kolejlere gidin deniyor’
“6. sınıfa giden oğlum şimdiden bunalıma girdi. Çocuklar, bazı öğretmenlerin notu silaha dönüştürmesi yüzünden okul ortamına karşı muazzam bir şekilde soğudular. Hemen hepsinin söylediği şey şu: ‘Özel okula giden arkadaşlar bizim kadar çalışmıyor ama bizden çok daha yüksek puanlar alıyorlar.’ Ben anlamıyorum. Bu çocuklar bu ülkenin geleceği değil mi? Biz geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı böyle her yılı strese dönüşen bir imtihan sisteminin kucağında perişan etmeye mecbur muyuz? 6. sınıfta dershaneye başlayan çocuk ÖSS’ye kadar 7-8 sene dershaneye gitmeye neden mecbur ediliyor!”
‘Durduk yerde ağlıyoruz’
“OKS kaldırılıp da yerine SBS diye daha alt tabanı bile olmayan, hesapları alelacele oluşturulan ilginç bir sistem getirildi. İnsanlar bu konuda hiç bilgilendirilmedi. 6. sınıf öğrencilerini taşıyamayacakları bir yük altına soktular. Şu anda 8. sınıfta okuyorum ve 14 gün sonra OKS’ye gireceğim. Ben onlardan yaklaşık 2 yaş daha büyüğüm ama belki de yaşadığım stres onlarla aynı derecede. Kendimden biliyorum. Bazen durup dururken ağlamaya başlıyorum. Ortada hiçbir neden yokken. Ben 14 yaşımda olmama rağmen bu kadar zorlanıyorken daha o küçük çocuklar ne yapsın?”
Özetin özeti: Bakan Bey bakalım bu görüşlere ne diyecek?
Milliyet / 27.05.08