27.05.2008 10:06
Rusya’da ‘Anti Faşist Koalisyon’ kuruldu – Rahmi Yağmur
Rusya’da Sovyetlerden sonraki ilk nesil ırkçılığın, uyuşturucunun ve alkolün pençesinde kıvranıyor. Rusya devlet başkanları bile ırkçılığın ulaştığı seviyenin tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtirken içiişleri bakanlığı yaptığı açıklamada 4 milyon çocuğun uyuşturucu kullandığını ortaya koydu.
Rusya’da ‘aşırı kötüye giden durumlar’ için sivil toplum örgütleri ve gençlik hareketleri arayış içine girdi. Yükselen yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa karşı sivil toplum örgütleri ve gençlik hareketleri ‘Antifaşist Koalisyona’ gidiyor. Uluslararası insan hakları gençlik hareketi, ırkçı nefreti izleme örgütünün öncülük ettiği koalisyonun için de Helsinki yurttaş hakları Moskova grubu, COVA Araştırma enstitüsü, uluslararası araştırma kurumları birliği ve Rusya’nın önde gelen sivil toplum örgütlerinden oluşan 41 kuruluş yer alıyor.
Konu hakkında ANF’ye değerlendirme de bulunan luslararası insan hakları gençlik hareketi koordinatörü Andrey Yurov, nefrete karşı izleme komitesi başkanı Aleksey Kozlov ve Helsinki yurttaş hakları Moskova grubu Alaksi Lutmila Rusya’nın ırkçılığı sadece göçmenler ve azınlıklar için değil kendisi içende önlemesi gerektiğini bunun önlenmemesi halinde Rusya’nın parçalanabileceğini belirtti.
11 Mayıs tarihinde ilk konferansını gerçekleştiren Anti faşist koalisyonu girişimcilerinden uluslararası araştırma kurumları birliği direktörü Aleksey Kozlov ve COVA Araştırma enstitüsü koordinatör yardımcısı Galina kojevnikova milliyetçiliğin insanlık için nükleer tehditten daha büyük risk haline geldiğini belirtti. Rusya’nın gençlere ait en büyük sivil toplum hareketlerinden birinin başında bulunan Andrey Yuruv, ırkçı grupların, uyuşturucunun ve alkolün pençesinde kıvranan Rusya gençliğinin sosyo-politik durumunu ANF’ ye anlattı.
Nefretin çeşitleri sevginin çeşitlerinden daha fazla
Kuruluşu için geçtiğimiz ay görüşmelerine başlanan Anti faşist koalisyon başta Rusya olmak üzere Ukrayna, Gürcistan, Kazakistan, Baltık ülkelerini de kapsayacak bir sivil inisiyatif olması gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.
Konuyla ilgili bilgi veren Helsinki Yurttaş Hakları Moskova direktörü Aleksi Lutmila, nefretin çeşitleri sevginin çeşitlerinden daha fazla olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Ülkemiz dünyada, etnik, dini nefretle tanınmaya başladı. Bunun tarihsel sebeplerinden biri Sovyetlerin yıkılmasından sonra yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlardır. Sovyetler çok uluslu bir imparatorluk olmasına rağmen her halk sadece belli bir coğrafyada yaşıyordu. Kişisel ve toplumsal dolaşım yok denecek kadar azdı. Bu yüzden Sovyet halkları birbirine yabancı kaldı. Sovyetler yıkıldıktan sonra ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sorunlardan; insanlar dolaşmaya iş aramaya başladılar. Rus halkı kendi çevresinde dilini bilmediği insanlar görmeye başlayınca huzursuz olmaya başladı. Oysa farklı kültürlerin birleşmesi daha renkli kültürel sentezlere, farklı etkin yapıdaki insanların birleşmesinden fiziksel ve estetik olarak daha güçlü insanların doğmasına yol açıyor. Bu yüzden insanların ve toplumların birlikte yaşaması bir tehlike değildir.
Tarih hep bir uluslar göçünden söz eder. Bugün globalizm denen olguyla tarihin yaşadığı ikinci uluslar göçüne tanık oluyoruz. Buna alışmalıyız. Ruslar kendisinden farklı insanlar ve toplumlar olduğunu, onların kendilerine özgü fizikleri ve kültürleri olduğunu kabullenmelidir. Politikacılarımız ise siyasi kültürden yoksun, bunu anlamaktan oldukça uzaktırlar. Nefret ve kin dolu konuşmalar yapıyorlar. Biz devletin politikalarını ve siyasetçilerimizin zihniyetlerinin değişmesini beklemeden, toplumsal sağduyunun geliştirilmesi için bu koalisyonunu önemli olduğunu düşünüyoruz. ”
Nefret nükleer silahtan daha tehlikeli
Koalisyon; temel hak ve hürriyetlerin korunması ve izlenmesi amacıyla devlet yetkilileri ile işbirliği içinde olması gerektiğini belirten, Nefrete Karşı İzleme Örgütü Koordinatörü Leonit Stonov ise oluşturulan koalisyonun ırkçılık, cinsiyet ayırımcılığı gibi insan hak ve hürriyetlerini engelleyici yaklaşımlara karşı olduğunu söyledi.
Stonov şunları anlattı: ‘’BDT ve hatta Baltık ülkelerine kadar uzanabilecek bir sivil toplum inisiyatifi haline gelebilmelidir. Böylece etnik dinsel istismara karşı mücadeleyi, toplumsallaştırmış olacaktır. Bunun için devletlerle de iş birliği yapabiliriz. Rusya devlet yetkilileriyle ortak çalışma koşulları yaratma, yine ABD kongresinin hazırladığı “sınır aşırı insan hakları örgütlerine yardım tasarısı onaylanması halinde buradan yardım konusunda yararlanabiliriz. Ama temel stratejimiz sivil toplum örgütleri olarak, sivil insanlara ve topluma gitmeyi onu bilinçlendirmeyi ve onu bu mücadeleye katmak olmalıdır. Ne yaparsak yapalım bu saldırı ve nefretin önüne geçmeliyiz. Bunun için Zenofobik duyguların altında nükleer silahlar gizlidir. Irkçı, etnik ve dini nefret, nükleer silahlardan daha tehlikeli bir hal alıyor.”
Yabancıların küçük kusurları aşırı büyütülüyor
Uluslararası Araştırmalar Kurumu Başkanı Aleksey Kozlov ise mücadele için doğru bilgilenmenin önemine değinerek bunun için özel enformasyon ağlarının gerekliliğine dikkat çekti.
Kozlov, ‘’etnik suçun ne olduğunun bilinmediği yerlerde göçmenlerin işlediği küçük suçlar mitoloji oluyor. Bu dili özellikle basın kullanıyor. Basının kullandığı düşmanca dil kendisinin, dışındaki tüm halkları birer düşman olarak gösteriyor. Kendi ulusunun içindeki suç oranın çok az olduğunu sanıyorlar. Bunun önlenmesi için doğru bilgilenme ağları oluşturmak ve bunları iyi bir analize tabi tutmak gerekecektir” diyor.
Kozlov, devlet yetkililerine bir şeyler kabul ettirmek için profesyonel diplomasi yerine, halk diplomasisi önerdi ve ‘’Devlet yetkililerine bazı gerçekleri kabul ettirmek için halk diplomasisi uygulanmalıdır. Bence halk diplomasisi profesyonel diplomasiden daha etkilidir” dedi.
Kozlov ayrıca devletin insan hakları ve diğer sivil toplum örgütleri üyelerinin korunmasına ilişkin güçlü yasalara sahip olmadığı için bu çalışmaların, oldukça güç koşullar içinde yürütüldüğüne de dikkat çekti.
Çeçen sendrumu ortaya çıkıyor
Diğer yandan COVA araştırma enstitüsü direktörlerinden Galina Kojevnikova ise ANF’ye yaptığı değerlendirmede, Rusya’daki ırkçıların geldiği düzeyi gözler önüne serdi. Kojevnikova Rusya’da milliyetçilik, ırkçılık gibi aşırılıklarla mücadele için devletin çıkardığı yasaların hem çok hızlı değiştiğini hem de caydırıcılıktan çok uzak olduğunu belirterek bu yüzdende ırkçı saldırıların korkunç bir hızla büyüdüğünü belirtiyor.
Kojevnikova, bu senenin ilk yarısında yapılan saldırılarda 55 kişinin hayatını kaybettiğinin, yüzlercesinin de yaralandığını, bunu geçtiğimiz yılki rakamlarla karşılaştırdığımızda saldırılarda yüzde 20 artış kaydedildiğini anlattı.
Kojevnikova, ayrıca geçmişte aşırı sağcı örgütlerin giderek arttığını ve bu örgütlerin daha açık ve yüksek sesle Rus olmayan insanlara yönelik saldırı çağrısı yaptıklarını belirtiyor.
Kojevnikova, son yıllarda Çeçenistan’da savaşan Rus askerlerinin de bu olaylara karıştığını belirterek bir Çeçen sendromundan kaygılandığını söylüyor.
Faşizm ile polemik yapılıyor
Uluslararası İnsan Hakları Gençlik Hareketi sorumlusu Andey Yurov ise Rusya gençliğinin kapıldığı milliyetçi ve ırkçı fikirlerin temel sebeplerinden birinin, manevi değerlerde yaşanan boşluktan kaynaklandığını, Rusya gençliğinin entelektüel düzeyinin de giderek düştüğünü belirtiyor.
Buna karşı mücadele için önceleri bir site kurduklarını ama daha sonra olayın ne kadar ciddi olduğunu ve olayın bu tür pasif mücadele yöntemleri ile çözülemeyeceğini andıklarını anlatan Yurov şöyle konuştu:
“Rusya’da RAF adıyla bir Anti faşist gençlik hareketi kurulmuştu. Ancak ismi Almanya’nın yasadışı Anti faşist örgütünü çağrıştırdığı için yeteri başarı sağlayamadılar. Ama Anti faşist Koalisyonun Rusya ve Ukrayna’nın en büyük sivil toplum örgütlerini bir araya getirdiği ve daha planlı bir organizasyona gittiği için başarı şansının yüksek olacaktır. Koalisyonun uluslar arası olmasının temel sebebi ise her alanın kendine göre sorunlarının olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca bazı yerlerde sorun yeni başlarken bazı yerlerde de aşırı boyutlara ulaşmış. Bu koalisyonlar tecrübelerini birleştirerek yeni başlayan yerlerdeki faşist tırmanışı önlemeye çalışması açısından da önemlidir.”
Faşizme karşı global mücadele yetersiz
Yurov Küresel faşizme karşı mücadelenin düzeyine yönelik sorularımıza ise şöyle cevap veriyor. “ Faşizme karşı global mücadele yetersiz. Bunun temel sebebi ise faşizme yönelik ortak bir tanıma ulaşılmasından yatıyor. Politikacıların ise yükselen tehlikeleri görmek ve tedbir almak yerine, faşizmi siyasi zeminde bir birlerini suçlamak için bir söz dalaşı olarak kullanıyor. Bence Faşizmi üç ana eksende ele almak gerekiyor. Faşizm her şeyden önce bir tahammülsüzlük olayıdır. Tahammülsüzlük ırkçılık, milliyetçilik, zenofobya, dini nefret gibi olguların tümünü kapsar. İkincisi ise totaliter düşüncelerdir. Halkların veya insanların her türlü farklı düşüncelerine karşı tahammülsüzlük, insan hak ve Hürriyetlerinin baskı altına alınması, özgürlükçü düşünceleri baskı altına almadır. Örneğin Fundamentalizme baktığınızda kökeninde bütün insanları zorla aynı fikre inandırma ve itaat ettirme yatar. Faşizm de aynı zamanda kendisi dışındaki tüm düşünceleri yok sayar.
Faşizmin diğer Üçüncü yönü ise militarizm ve saldırganlıktır. Kendisi gibi olmayan rejimlere karşı saldırganlık ve savaş mantığıdır.
Faşizmi bu olgular ile birlikte ele almak gerekir. Diğer yönüyle bazı noktalarda dar tanımlamalar, yetersiz mücadeleyi ortaya çıkarıyor. Genel ve ortak bir tanım yapılmayınca, ortak bir mücadele de ortaya çıkmıyor. İşte bu yüzden de Faşizm karşıtlarından daha önce ortaklık kurabiliyor.”
Rus gençliğinin entelektüel düzeyi düşüyor
Öte yandan The Times’ın Rus zenginlerinin çocuklarının yaşadıkları sorunları mercek altına aldığı haberinde Rus Milyarder babalarının servetlerini su gibi harcayan çocukların yaşadıkları kimlik krizi ve bunalımları hatırlattığımızda ise Yurov “sadece zenginlerin değil bir çok orta halli toplumsal kesimlerden gelen gençler de önemli boşluklar yaşıyor. Bu eski değerlerin çökmesinin yanında Rusya gençliğinin entelektüel düzeyinin düşmesinden kaynaklanıyor. Bence gençlik kesimlerinin entelektüel düzeyinin düşüşü onu ya faşizm gibi tehlikeli fikirler yada depresyona girme gibi psikolojik sorunlara sürüklenme riskine zemin hazırlıyor. Oysa entelektüel düzeyi olan gençlerin toplumsal sorunlara daha duyarlı olacak ve kendi enerjisin bu yünde harcamaya daha fazla önemseyecektir” diyor.
Faşizm kültürü yaratılıyor
Gençlik hareketinin lideri Yurov Faşizmin kültür haline gelerek yayılışının hızlandırdığını belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘’Faşizm giderek spor, müzik ve ticaret gibi insan etkinliklerinin içine sinerek bir kültür haline geliyor. İşte müzikte bir grup çıkıyor ve Neonaziler sahneye diyor. Ayrıca sahnenin dekorasyonundan şarkı sözlerine kadar hep ırkçı kodlar mesajlar taşıyor. Yine hep birlikte zenofobik, ırkçı ve kışkırtıcı sloganlar atıyorlar. Bunlar sadece canlı konserlerde değil binlerce CD ve kasette de ortaya çıkıyor. Bir çok şarkı sözleri ırkçı mesajlar içeriyor. Bazı kesimler bundan büyük bir rant elde ediyor. Devlet bunlardan bir kaçına yasak getirdi ancak bu devede kulak. Çünkü hangi markete girerseniz bunlarla doludur.’’
ANF / 27.05.08