31.05.2008 07:23
Doğruymuş - Okay Gönensin
CHP Genel Sekreteri’nin odasının dinlenmesiyle ilgili olarak birkaç gündür söylenenleri art arda koyunca insanın herhangi bir yargıya varması kolay olmuyordu.
Ama Başbakan Erdoğan, dünkü yaptığı açıklamalarıyla bu kuşkuları ortadan kaldırdı. CHP Genel Sekreteri’nin odasının gizlice dinlendiği doğruymuş. Erdoğan bu nedenle hükümetin ya da devletin güvenlik güçlerinin suçlanmasına şiddetle karşı çıkarken gizli dinlemenin, -kimin eseri olursa olsun- doğru olduğunu da ispat etmiş oldu.
***
Erdoğan, gizlice dinlenmiş ve siyasi İslamın en “katı” sözcülerinden olan bir gazetede yayınlanmış gizli dinleme tutanaklarına dayanarak CHP ile bürokrasinin ilişkilerini eleştirdiği gibi odası dinlenen CHP Genel Sekreteri’nin hac ile ilgili sözlerinden yola çıkarak Önder Sav’ı “büyük çoğunluğu Müslüman olan Türk halkından özür dilemeye” çağırdı.
Erdoğan yayınlanan görüşme tutanaklarının doğru olduğunu düşünüyor ki, bunun üzerine eleştirilerde ve çağrılarda bulunuyor, hem de hiçbir kuşku noktası koymadan, hiçbir esneklik payı bırakmadan.
Özellikle Ankara’daki gizli dinleme söylentilerinde son günlerde sık sık bir “F tipi dinleme” sözü geçiyor.
Açık söyleyelim, bu “F tipi”nin “F”si “Fethullah’ın F”sidir. Kastedilen de özellikle İçişleri’nde ve emniyette “Fethullah Gülen örgütü”ne bağlı olduğu sanılan kamu görevlilerinin “gizli dinleme imkânlarını” ellerinde tuttuğu ve kullandığıdır. Tabii ki bu durum kanıtlanmış değil, ama Ankara’da çoktandır ve bol bol konuşuluyor. Gizli dinleme ile elde edilmiş çeşitli bilgiler de zaman zaman değişik yayın organlarına “servis ediliyor” ve bunların yine “F tipi” olduğu söyleniyor.
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili’nin peşine takılan ve emniyete ait olan gizli dinleme aracı olayında da yine bütün Ankara “F tipi dinleme”yi konuşmuştu.
Sonuçta Başbakan Erdoğan dün herkesin önüne çıkarak gizli dinleme olaylarının doğruluğunu belki bilerek belki de söylediklerinin ne anlama geldiğini fazla düşünmeden, doğrulamış oldu.
Bu konuda kuşkusu olanlar Erdoğan’ın sözlerini tekrar okusunlar, hiçbir kuşkuları kalmayacaktır.
***
Bu arada, konuşmasında sık sık “özel hayatın gizliliği”nden söz eden Başbakan’ın, Önder Sav’ı “iki kişi arasında geçmiş” bir konuşmadan dolayı özür dilemeye çağırması da “özel hayatın gizliliği” kavramının ne olduğunu bilmediğini gösteriyor. Yeni deyimle söylersek, Başbakan, “özel hayatın gizliliği” kavramını içselleştirmiş değil. Ayrıca Önder Sav’ı, söylediği iddia edilen hac ve Peygamber’le ilgili sözler için özür dilemeye çağırarak tipik bir “din sömürüsü” örneği de vermiş oldu.
Vatan / 31.05.08