31.05.2008 09:22
Karasu: Kürtler arası birlik güçlendi - Celil Demiralp
Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, son altı ay içerisindeki özgürlük mücadelesi sonucu tabanda Kürtlerarası birliğin güçlendiğini kaydetti. PKK’nin Ortadoğu’nun kaderini belirleyeceğini belirten Karasu, yerel seçimlerde de DTP’nin belediye sayısını ikiye katlayacağını ifade etti.
Mustafa Karasu, PKK’nin Ortadoğu denklemindeki yeri, yerel seçimler, İkinci Edi Bes e hamlesi, AKP’nin politikaları, Türkiye solu ile birliğin neden önemli olduğu, Kürt medyasına yönelik baskılar ve Kürtler arası ulusal birliğin önemini ANF’ye değerlendirdi.
PKK ORTADOĞU’NUN KADERİNİ BELİRLEYECEK
- Sayın Öcalan son açıklamasında PKK’nin Ortadoğu’nun kaderini belirleyecek bir hareket olduğunu vurgulayarak belirtmişti. PKK’nin pozisyonunda daha güçlü bir değişim mi var?
- PKK Ortadoğu’nun kaderini gerçekten belirleyecek bir hareket. Çünkü Ortadoğu’nun tarihini de en doğru biçimde değerlendiren, çözümleyen, bugünkü güncel sorunları da en doğru temelde değerlendiren bir harekettir. Ortadoğu’nun başına ne gelmişse iki anlayıştan gelmiştir. Bir; Ortadoğu’nun tarihini doğru değerlendirmeyen, tarih içinde eksikliklerini görerek objektif kararlara gitmeyen tutucu, geri yaklaşımlar Ortadoğu halklarının sorunlarını çözümsüz bırakmıştır. Ortadoğu’nun ekonomik sosyal ve siyasal olarak tıkanmasına yol açmıştır. Diğer bir etken ise; dış güçlerin Ortadoğu’yu anlamamasıdır. Ortadoğu’yu kendi tarihsel, sosyal, kültürel bakışı içinde bir değerlendirme vardır. Bu da Ortadoğu’yu anlamada yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle dışta Ortadoğu’ya gelen tüm değerlendirmeler, reçeteler sonuçsuz kalmıştır. Öte yandan Batı ile çok işbirlikçi olan, onun uzantısı olan işbirlikçiler ve siyasal aktörler de Ortadoğu’nun sorunlarını çözmemiştir. Bu açıdan hem Ortadoğu’nun tarihi ve kültürel değerlerini anlayacak, hem de tutucu, statükocu olmayacak, dışarıdan da varsa olumlu değerler bunları da kavrayarak sentezleyip Ortadoğu’nun sorunlarına cevap olacak güç gerekiyor. İşte PKK böyle bir güçtür. Bunun için PKK Ortadoğu’nun kaderini değiştirecektir. Ama bu sadece sözle olmaz. Önderlik bunu söylerken PKK’nin Kürt halkında yarattığı toplumsal gücü de görüyor. Büyük bir örgüt ve mücadele gücü olduğunu görüyor. Bu mücadele gücü ile doğru düşüncesi birleştiğinde Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek bir aktör olabilir.
DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZ AVRUPA’DAN İLERİ
- Sayın Öcalan’ın son açıklamaları yeni bir programın geliştirildiği şeklinde ele alınabilir mi? Zira PKK sistemi içerisinde, Yahudilere de bu sistem içerisinde yer verilebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede PKK’nin Ortadoğu’da birinci güç haline geldiği söylenebilir mi?
- Bugüne kadar Ortadoğu tarihinde kimler etkili olmuştur? İdeolojik olarak kim gelişme yarattıysa, düşüncede kim yenilikler ortaya koyduysa onlar etkili olmuştur. Araplar İslami ideoloji ile İslamiyetin gelişmesi ile birlikte, böyle bir düşünsel güce sahip oldukları için, böyle bir düşünce etrafında daha homojen topluluk, daha yoğunlaşmış bir kültürel, sosyal gerçeklik haline geldikleri için Ortadoğu’daki gelişmeleri yönlendirmişlerdir. Esas olarak ideolojik şekillenmeye dayanıyor. O dönemde Ortadoğu’nun sosyal kültürel ihtiyaçlarına cevap veren bir hamle yaptıkları için Araplar bütün Ortadoğu’ya hakim olmuşlardır. Günümüzde Ortadoğu’da Kürtler demokrasi düşüncesi ile hakim olmaya çalışıyor. Demokrasi ve özgürlük konusunda en yeni, en etkileyici doğru bir anlayışa kavuştukları için özgürlük ve demokrasi düşüncesinde derinleştikleri için, özgürlük ve demokrasi teorisinde derinleştikleri için bu yönü ile Ortadoğu halklarına öncülük yapabilecek bir pozisyonu aşmışlardır. Bir dönem mesela Rusya ne ile dünyada etkili oldu? Sosyalist düşünce ile etkili oldu. Sosyalist düşünce gelişti. Rusya ona dayanarak dünyanın her tarafında etkisini gösterdi. Avrupa bir dönem liberalizmle etkili olmaya çalıştı. Tabi biz Avrupa’nın liberal demokrasi anlayışını kesinlikle eksik buluyoruz.
Bizim demokrasi anlayışımız Avrupa’dan çok ileridir. Bugün Ortadoğu halklarının demokrasi ve özgürlüğe çok ihtiyacı vardır. İşte biz bunun öncülüğünü yaptığımız için Ortadoğu’da birinci güç olacağız. Çünkü Araplar bugün özgürlük ve demokrasi konusunda bu kadar derinleşmemişlerdir, Türkler ve Farslar da bu kadar derinleşmemişlerdir. Kürtler bu çağdaş düşüncede derinleştiği için bu öncülüğü Kürtler yapacaktır. Önderlik Kürt halkı Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek derken, bu ideolojik teorik yoğunlaşma düzeyleri ve bunu örgütlü hale getirme pozisyonlarına bakarak bu değerlendirmeyi yapmaktadır.
- İkinci Edi Bese hamlesi “Sayın Öcalan” eylemi ile start aldı. Bu sivil itaatsizlik olarak değerlendiriliyor. Birincisi bu hamlenin temel amacı nedir? Bununla birlikte sivil itaatsizlik farklı boyutlar kazanabilir mi?
- Edi Bese hamlesinin esası şudur. Kürt halkı üzerinde, onun Önderliği üzerinde, onun sosyal kültürel yaşamı üzerinde gerçektende insanlığın kabul edemeyeceği biraz özgürlükten, biraz demokrasiden nasibini alan hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir haksızlık vardır. Varlığı bile inkar edilmektedir. Artık Kürt halkının geldiği özgürlük ve demokrasi düzeyini düşününce, iradeleşme düzeyini de düşününce bu onursuzluğu kabul etmesi mümkün değildir. Bu açıdan Türk devleti ve bölgedeki sömürgeci güçlerin Kürt halkına bu kadar haksızlık, bu kadar hakaret yapmasına, bu kadar küçümseyici, kendisine hak gören, Kürtlere hiçbir şey hak görmeyen yaklaşımlarına karşı tahammülü kalmamış.
ÖCALAN ÖZGÜRLEŞENE DEK MÜCADELE SÜRECEK
- O halde Sayın Öcalan’ın tutukluluk koşullarının düzeltilmesinden de öte özgürlüğüne kilitlenme mi söz konusu?
- Tabi biz daha baştan da Kürt halkına yaklaşımla önderliğe yaklaşımın aynı olduğunu söylüyoruz. Önderliğe saygısızlık, hakaret Kürt halkına saygısızlık hakarettir. Kürt halkını onurlu bir halk olarak görmüyor. Kürt halkını onurlu görmediği için Kürt halkına önderlik yapan bir iradeyi de küçümsüyor. Onun için biz önderliğimizin sağlığı halkımızın sağlığı, önderliğimizin özgürlüğü halkımızın özgürlüğü dedik. Önderliğimize yaklaşımın bizim Türk devleti ile ilişkilerimizi nasıl sürdüreceğimizi belirleyeceğini söylemiştik. Bu konudaki düşüncemiz devam ediyor. Birinci hamlemizde gerçekten önemli başarılar elde ettik. Türk devletine şunu gösterdik. Önder Apo ile PKK’yi, Önder Apo ile halkı ayıramazsınız. Önder ile halk bütündür. Bunu kabul ettirdik. Bunu bütün dünya gördü. Yani önderliği halktan tecrit edip, üzerine gitme, önderliği halktan kopararak tümden etkisizleştirme yaklaşımını halkımız 15 Şubat’ta boşa çıkarmıştır. Şu anda halkımız her yerde önder Apo bizim önderliğimiz diyor. Hareket zaten bunu söylüyor. Bu açıdan herkes bunu kabul etmek durumundadır. Bu artık reddedilecek bir olgu değildir. Bunun için önümüzdeki süreçte kesinlikle halkımız Önderliğini her yerde sahiplenecektir. Önderliği böyle kriminal yaklaşımla ele alan yaklaşımları reddedecektir. Bu yönü ile meşruiyetini Türk devletine kabul ettirerek toplumsallaştıracaktır. Bu sivil itaatsizlikle aslında önderliğe sahiplenmeyi ceza konusu gören devletin bu politikasını yani yırtıp atacaktır. Bu konuda halkın bu eylemini çok değerli ve önemli görüyoruz. Bu aynı zamanda Kürt halkının Önderliğin kendisine çok şey kazandırdığının bilincinde olduğunu gösteriyor. Kürt halkı Önderliğinin kendisine çok şey kazandırdığı bilincine varması demek bu halkın özgürlük ve demokrasi değerlerine sahiplenmesi, bundan vazgeçmemesi anlamına geliyor. Önderliğe sahiplenmesi duygusal sahiplenmeden öte tamamen ona kazandırdığı demokrasi ve özgürlük değerleri, iradeyi, onuru gördüğü için bu düzeyde sahipleniyor. Bu açıdan Kürt halkının önderliğine sahiplenmesi demek şu demektir: Gelecekte özgürlük mücadelesini her türlü baskıya rağmen önderliğin özgürlüğünü, önderliğin özgürlüğü temelinde kendi özgürlüğünü kazanana kadar yürüteceği anlamına gelmektedir.
- İkinci Edi Bese hamlesinin belirli bir süresi var mı?
- Edi Bese hamlesinin bir süresi yoktur. Aşamaları vardır. Biz Artık Yeter demişiz. Artık Yeter demenin bir süresi olmaz. Artık Yeter diyen sonuna kadar mücadele edecektir. Artık Yeter dememiz bu iş sonuna kadar götüreceğiz demektir. Özgürlüğü kazanana kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Kaldı ki halkımız mücadelesi, duruşu ve örgütlülüğüyle özgürlüğü de demokrasiyi de hak etmiştir. Önderliğini esaret altından kurtaracak bir güce de kavuşmuştur. Bu açıdan Edi Bese hamlesi Kürt halkının bütün enerjisini ortaya çıkararak Türk devletinin inkarcı, sömürgeci anlayışını, politikalarını kıracaktır. Zaten Edi Bese bir de Türk devletinin bu yaklaşımlarına Edi Bese’dir. “Sen teröristsin” gibi yaklaşımları kabul etmiyoruz. Bunları bırakmaları ve soruna çözüm bulmaları gerekiyor.
DTP SEÇİMLERDE BELEDİYE SAYISINI İKİYE KATLAYACAK
- Yerel seçimler yaklaşıyor. DTP belediyelerinin son dört yılını değerlendirdiğimizde yerel seçime hazır olduğunu düşünüyor musunuz?
- Tabi ki DTP’nin eksiklikleri var. Ama bunu çok büyütmemek lazım. Türk devleti Kürt halkı üzerinde bu kadar baskı yapıyorsa, bu kadar zulüm yapıyorsa, bir gazetesini kapatıyor, nefesinin çıkmasını engellemeye çalışıyorsa orada belediyelerin başarılı olmasını istemeyecek, her türlü engellemeyi yapacaktır. Ama bütün engellemelere rağmen DTP belediyeleri hizmetlerini yapma çabası içinde olmuşlardır. Çünkü halk güçlüdür. Halkın gücüne dayanarak, bazı engelleme ve sabote etme girişimlerini boşa çıkarmışlardır. Bu yönü ile DTP belediyelerinde kimi eksiklikleri abartmak Türk devletinin politikalarını görmezden gelmektir. AKP zaten biz iktidarız, bize belediye başkanlığı verirseniz biz hizmet götürürüz politikası yürütüyor. Bu konuda zaten nasıl ki Türkiye’de genelde Kürtlere bir ayrımcılık yok mu?
Kendisinin üniversitesi, her şeyi var. Kürtleri dili, kültürü ise yasak. Kendisinin her türlü sosyal, ekonomik imkanları var. Kürtlerin yok. Bu kadar ayrımcılık olduğuna göre belediyelere de ayrımcılık yapacaklardır. Kürdistan’a kaynaklar öyle söylendiği gibi gitmemektedir. ‘Biz yatırım yapacağız’ gibi söylemler demagojidir. Kapitalizmin bir kanunu vardır. Özellikle liberalizmi benimsemiş Türkiye’de kaynakların önemli bir bölümünü Kürdistan’a aktaracaklarını söylemek bir hayaldir. Çünkü bir ekonomik sistem kurulmuştur. Böyle sistemlerde kaynakları önemli tekeller, şirketler ele geçirir ya da kaynaklar oraya aktarılır. Çünkü dışarı ile rekabet etmek durumunda. Sorun artık kar ve dışarı ile rekabet sorunu. Kar ve rekabetin öne geçtiği yerde Kürdistan’a yatırım kaygısı çok fazla olmaz. Bunu belirtmekte fayda var. Önümüzdeki belediye seçimlerinde biz Kürdistan’daki belediyelerin ellerinden geleni yaptığına inanıyoruz. Bir kere şunu söyleyebilirim. Her yerde rantçılık yapılmıştır. Bu son dört yılda belediyelerin başına musallat ettirilmeye çalışılan rantçılığın önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu konuda ciddi gelişmeler de kaydedilmiştir. Bu çok önemlidir. Bu açıdan DTP belediyelerinin bu yaklaşımları ileride önemli sonuçlar yaratacaktır. Biz yeni bir seçimde DTP’nin belediye başkanlıklarını iki katına, hatta daha fazlasına çıkaracağına inanıyoruz.
AKP BİTMİŞTİR!
- AKP’nin yeni bir çıkış yapma potansiyeli var mı?
- Hayır hayır artık AKP bitmiştir. AKP yatırımlarla Kürdistan’da etkili olamaz. Kürdistan’da AKP oylarını yatırım yaptığı için almadı. Karadeniz veya başka yerde bu nedenle almış olabilir. AKP sanki Kürt sorununu çözecek, barış gelecek, Kürtlerin iradesi tanınacak gibi mesajlar verdi. Kürdistan’da aldığı oy bu nedenledir. Şimdi AKP’nin bunu yapmadığını, aksine Kürtlere karşı tamamen bir savaş hükümeti olduğunu gördü. İslamı siyaset olarak kullanan bir parti biraz da halkımızın dini duygularını sömürerek oy almak istiyordu. Şimdi Kürt sorununda adım atmadığı, savaş hükümeti olduğu anlaşıldı. İslam olarak, kendisine İslam olduğunu halkımız gördü. Bundan sonra AKP’nin Kürdistan’da etkili olması düşünülemez. Bazı Kürt milliyetçileri de AKP’ye oy veriyordu. Şimdi onlar da gördü ki, AKP doksanlı yıllarda halkımızın tasvir ettiği, siyasal sömürgeciliği Kürdistan’da yeniden inşa etmek istiyor. Onun için milliyetçiler de giderek bizden daha fazla tepkiyi AKP’ye göstermeye başladı. Gördüler ki AKP Kürt sorunu çözme değil, devleti Kürdistan’da inşa etmek istiyor. AKP Kürdistan’da devlettir. İster belediye seçimleri olsun ister genel seçimler olsun DTP’nin başarılı olacağına inanıyoruz. DTP son yıllarda gerçekten çaba sahibi oldu. Kuraklık oldu DTP sahiplendi. DTP halkımızın sadece siyasal değil sosyal ve ekonomik sorunlarına da sahip çıktığını göstermiştir.
Bu açıdan biz belediye seçimlerinde DTP’nin başarılı olacağını düşünüyoruz ama hazırlık yapmak lazım. Çünkü devlet imkanlarını DTP’ye karşı kullanacaktır. Kürdistan’da DTP devlete karşı savaşıyor. Kürdistan sözkonusu olduğunda bütün partiler bitiyor. DTP karşıtları her yerde bir adayı destekleyecekler. Bir yerde üç belediye adayı yarışmaya girerken, Kürdistan’ın her yerinde ise iki kişidir. DTP derin devletin desteklediği, Kürt sorununun çözümünü istemeyen, gerçekten yurtsever olmayan ya da devletle ekonomik çıkarları olan belirli Kürt, işbirlikçi, burjuva çevrelerin desteklediği kesimlerle mücadele edecek. Bu açıdan DTP’nin çok çalışması lazım. Kürdistan’da yüzde 51 oyu her yerde alması gerekiyor. Bu biçimde çalışması gerekmektedir.
TÜRKİYE SOLU İLE BİRLİK NEDEN ÖNEMLİ?
- Çatı partisi çalışmaları da sürüyor. Bu yönlü değerlendirmeler çokça yapıldı. Soruyu şu şekilde sormak istiyorum. Türk veya Türkiye solu ile birlik neden önemli?
-Şimdi biz, bu sorunu dış güçlere dayanarak çözemeyiz. Türkiye’nin içinde çözmemiz gerekiyor. Türkiye’nin içinde de çözeceksek, her zaman sol veya sosyalist olduğunu söyleyenler bu tür çözümlere daha yakındır. Sağcılar muhafazakarlar daha uzaktırlar. Sol şu anda güçsüz, zayıf olabilir. Ama sol doğru politika izlerse, Kürt sorununa doğru çözüm bulursa, Türkiye’nin sorununa doğru yaklaşım gösterebilirse sol gelişebilir. Baskı dönemlerinin arkasından dünyanın her yerinde sosyal demokratlar ya da sosyalistler kazanmıştır. Dünyanın her yerinde kural budur. Aslında AKP de solculuk yaparak kazandı. Solcuların, sosyal demokratların söylemlerini kullanarak iktidara geldi. Ama şimdi 1 Mayıs’ta da, Kürtlere yaklaşımda da görüldü ki AKP demokrasi getirecek ya da özgürlükçü demokratik bir söylemi yok. 80 yıldır siyasal İslam devletten dışlanmış. AKP devleti ele geçirmek için her kesimi kullanmak istiyor.
Şimdi AKP DTP ile ittifak yapar mı? CHP veya MHP yapar mı? Yapmaz. O zaman DTP’nin sol demokratlarla yapması lazım. Sol demokratlarla ittifakı küçümsememek lazım. Sayıları azdır dememek lazım. Latin Amerika’da küçük gruplar birleşince bir sinerji ortaya çıktı ve iktidara geldiler. Bazen iyi bir hava tutturursanız iktidara gelirsiniz. 2002 seçimlerinde Kemal Derviş ve İsmail Cem ile hareket eden gruplar vardı. Aslında çok oy alacaklardı. Kemal Derviş saf değiştirip CHP’ye gidince yüzde 2 bile alamadılar. Burada önemli olan halka umut vermektir. Bu açıdan Türkiye’nin ihtiyacı olan bir sol ve sosyal demokrat güçtür. Ama Türkiye’de CHP sosyal demokrat değildir. CHP’nin sosyal demokratlığı ile olmaz. Bu açıdan Türkiye’deki sol ve demokrat güçlerle birleşmeyi önemli görüyoruz. Biz aslında dış güçlerin Avrupa ve ABD’nin çıkarcı yaklaşımları temelinde Kürt sorununa olumsuz yaklaşımlarının da böyle aşılacağını düşünüyoruz. Avrupa, ABD’ye dayanarak sorunu çözmek mümkün değil. Onlar Türkiye’yi çıkar ilişkileri temelinde destekliyor. O açıdan demokrasi ve halk güçlerini bir araya getirip Türkiye’de çözümü dayatmak reel düşünüldüğünde, politik düşünüldüğünde bile yapılması gereken budur. Böyle görmek lazım. Şimdi 2002 seçimlerinde birlik yapıldı ama dar kaldı. ÖDP bile yoktu o zaman. ÖDP olsaydı üç puan daha artardı. ÖDP’nin yüzde bir oyu mu var? Sinerji yapar üç puan daha artardı. Bu açıdan o seçimleri bir ölçü olarak görmemek lazım. Eskiden emekçiler yoktu, sivil toplum örgütleri yoktu, onlar da katılacak. Geniş aileli çevreler de katılacak. O zaman böyle bir çatı partisi olursa, tabi herkes kendi kimliğini koruyacak ama ortak bir program olacak. Biz bunun Türkiye’de sonuç alacağına kesinlikle inanıyoruz.
AMAÇ TÜRKİYE’Yİ DÖNÜŞTÜRMEK
- Sizce hedef iktidar mı, güçlü bir muhalefet mi olmalı?
- Sorun iktidar-muhalefetten öte, biz Türkiye’yi dönüştürmek istiyoruz. Güçlü bir muhalefet de Türkiye’yi değiştirir. Sorun illa da iktidara gelmek değildir. Bazıları yüzde 20 oy alır, örgütlüdür etkiler. Bazıları programı ile yüzde 70 alır ama toplumu örgütlü değildir. Bu sol demokrat hareket ise yüzde 30’lara vardığı zaman örgütlü bir güçtür. Herhangi bir yüzde 50 değildir. Bu nedenle yüzde 40’ı da yüzde 50’yi de değişime zorlar. Bu açıdan sorun solun iktidar veya muhalefet olmasından çok örgütlü bir güç olması ve doğru bir program ortaya koymasıdır. Esas olan en dinamik güçlere seslenmektir. Dinamik güçler emekçilerdir, sivil toplum örgütleridir, aydınlardır, Kürtlerdir. Yani toplumun değişimden yana olan güçleri kazanmaktır. Biz hükümet olmasınlar demiyoruz. Hükümet de olabilirler. Hükümete de girebilirler. Ama hükümete girdiği zaman zihniyetleri batıdaki veya önceki iktidarlar gibi değil, esas görevleri toplumu güç yapacak bir program izleyebilirler. Böylece iktidarın hükümet olmakta değil de, toplumu örgütlemekten geçtiğini görerek, geleceğin iktidarını demeyelim ama kendi kendini yönetme gücünü arttırabilirler.
KÜRT MEDYASINA YÖNELİK KAPATMA UTANÇ VERİCİ
- Bir de Kürt medyasına yönelik baskılar her geçen gün artıyor. Son olarak günlük yayına geçen Alternatif gazetesi kapatıldı. Hiçbir iktidar döneminde Kürt medyası bu kadar baskı altına alınmadı. Neden AKP iktidarı döneminde Kürt medyası bu kadar hedef alınıyor?
- Gerçekten çok ilginçtir. Bu kapatma cezası utanç vericidir hem Türkiye hem de dünya açısından. İşte demokrasiden söz eden Avrupa için, Kopenhag kriterlerinden bahseden her kesim için utanç vericidir. Hürriyet ve Cumhuriyet’te alternatif olmak iddiasında değil mi? Ama Alternatif gazetesine yapılan baskı karşısındaki sessizlik çifte standarttır. Hiçbir yerde bu kadar bir günlük gazete, haftalık gazete üzerinde baskı yoktur. Hemen kapatılıyor. Gerekçe Kürdistan’daki gelişmeleri vermesi veya PKK yöneticilerinin bir değerlendirmesini yansıtması. Diktatörlüğün olduğu ülkelerde muhalefetin demeci baskı altına alınıyorsa buradaki de aynı anlayıştır. Kürt kurumları da aslında bunu fazla gündeme getirmiyor. Avrupa’daki Kürt sivil toplum örgütleri yeterince tepki göstermiyor. Bütün uluslar arası basın örgütleri, insan hakları örgütleri, medya kuruluşları, bu baskılar karşısında kıyamet koparmalı, sahiplenmeli. Kapatılmayanlar değil, kapatılanların savunulması gerekiyor. Şu anda baskı altında olan Alternatif gazetesidir. Bu da bir diktatörlüktür. Biz eleştiriyoruz ama esas sorun şurada. Onlarca gazetesi ve televizyonları bile gerçekleri kapatamıyor. O kadar haksız ve çirkin bir savaş yürütüyor ki üzerini örtemiyor. Alternatif gazetesi gerçek haberi yayınladığında, yalanlar açığa çıkıyor. Türkiye dünyadaki en haksız savaşı yürüttüğü için, gerçekleri ortaya çıkaran hiç kimsenin konuşmasını istemiyor. Sadece Kürtler değil Türkler üzerinde de inandırıcılıklarını kaybetti. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Alternatif kapatılsa bile, iletişim çağı, radyosu var, televizyonu ve sanal dünyası var. Gerçekleri eskisi gibi örtmesi kolay değildir.
ULUSAL KONFERANSA HAZIRIZ
- Son bir soru, hareketiniz daha önce de Kürtler arası ulusal birlik çağrıları yaptı. Şimdi somut olarak bu yönlü pratik adımlar var mı? Nasıl bir platform altında birleşme öngörülüyor?
- Bizim bu politikamız çok eskidir. 80’lere dayanıyor. Sürekli bir ulusal konferans toplanması talebinde olduk. Son yıllarda daha da bu talebimizi arttırdık. Çünkü Kürdistan tarihinde siyasal hareketler her zaman birbirine düşürülmüştür. Biz bunu Kürtler için en büyük tehlike olarak görüyoruz. Düşmanlarından çok, sömürgecilerden çok Kürtler arası kavga Kürtleri zor duruma düşürmüştür. Bu açıdan biz işte bunun Kürtlerin mücadelesinin geliştiği, Ortadoğu ve bütün parçalarda özgürlüğüne en yakın olduğu bir zamanda aynı tuzaklara, aynı oyunlara düşmemek ve boşa çıkarmak için, birliklerini sağlamaları için ulusal konferans önerdik. Bu konuda tabi diğer örgütler kaygılı yaklaşıyorlar. Acaba biz PKK ile, işte Kürt özgürlük hareketiyle yakınlaşırsak ABD ne der, Avrupa ne der, Türkiye nasıl tepki gösterir, hep dış güçlerin göstereceği tepkileri dikkate alarak sıcak yaklaşmamışlardır ya da şöyle: Yanlış bulmuyoruz ama siyasal durum buna elverişli değil diyerek hep ellerinin tersi ile itmişlerdir. Ancak şimdi durum değişti.
Özellikle son beş altı aydır Kürt halkının özgürlük mücadelesi, gelişen serhildanlar, işte Zap direnişi, Türkiye’nin Güney’e yönelik operasyonları bütün parçalardaki Kürt halkını bir araya getirmiştir. Artık Kürdistan halkı nerde Kürt özgürlük hareketine, Kürt halkının bir mevzisine saldırı olduğu zaman parça gözetmeden birleşmektedir. Bu açıdan özellikle Zap’ta gerillanın büyük direnişi sadece Kuzey Kürdistan’da değil, bütün parçalardaki özgürlük isteyen halkın direnişi olmuştur. Çünkü PKK Türkiye’ye karşı savaşında sadece kendi savaşını vermiyor, İran’daki imhacılığın, sömürgeciliğin, Suriye’deki, Araplardaki bu sömürgeciliğe karşı savaşın öncülüğünü de yapıyor. Eğer bizi ezerlerse, bütün parçalardaki özgürlük savaşı gerileyecek.
TABANDA BİRLİK GÜÇLENDİ
- Tabanda Kürtler arası birlik sağlandı mı sizce?
- Tabanda birlik güçlendi. Bu da artık Kürtlerin birbirine karşı savaştırma imkanlarını azalttı. Artık Kürtleri eskisi gibi birbiriyle savaştırmak zordur. Çünkü halkın tepkisini çeker, aydınların tepkisini çeker. Tabanda ulusal birlik eğilimi güçlendi. Bu çerçevede son zamanlarda KDP içerisinde bu yönlü eğilimler ortaya çıktı. Halkın bu eğilimlerini görünce ben öncülük yapayım diyor.
KÜRTLER ARASI SAVAŞI TARİHE GÖMDÜK
- KDP’nin somut bir önerisi oldu mu?
- KDP’de bu tür eğilimleri var. Dört parçada halkın bu yönlü eğilimini görünce, halkın siyasi örgütlerin birbiri ile kavga etmesini istemediğini görünce KDP buna daha sıcak yaklaşmaya, olabilir demeye, kendisi de dillendirmeye başlamıştır. Biz bunu olumlu görüyoruz. İsterse KDP isterse YNK dillendirsin. Önemli olan Kürtler arası savaşı tarihe gömmektir. Belki Kürtler arası bir savaşı hortlatmaya çalışanlar çıkabilir, özünde ise böyle bir savaşın Kürtler açısından yaşanma olasılığı önemli oranda olasılık olarak ortadan kaldırılmıştır. Son altı ayda hareketimizin en büyük kazancı Kürtler arası kavganın zeminini çok zayıflatmamız olmuştur. Bunun tarihsel bir değeri vardır. Şimdi bunun siyasal örgütler arasında pratikleşme ihtiyacı vardır. Biz buna hazırız. 21. Yüzyılda Kürtlerin önemli oranda bütün parçalarda güç kazandığı, eğer birlik olurlarsa her parçada özgürlüklerini kazanma imkanlarının arttığı bir dönemde, bu görev tarihi bir yurtseverlik görevidir. Yani halka karşı sorumluluğumuzun gereğidir. Artık biraz yurtseverliği olan, biraz vicdanı olan Kürtlerin bundan kaçmaması gerektiğini düşünüyoruz.
ANF / 31.05.08