Ana Sayfa / Basın / 
21.11.2008
03.06.2008 07:26

Suriye’yle İsrail’in tek yaptığı, orta sahada top çevirmek - Muhammed Said İdris

 

Müzakerelere başladıkları söylenen Suriye ve İsrail’in anlaşması zor. Zira ne Suriye İran ve Filistin direnişiyle bağlarını koparabilir, ne de iç şartları karmaşık haldeki İsrail Golan’ı geri verebilir. İki ülke de zaman kazanma peşinde

Türkiye’nin arabuluculuğundaki yeni İsrail-Suriye müzakere turunun başarı şansına dair bütün olumsuz tahminlere rağmen, üç taraf da bu deneyime girmekte istekli görünüyor. Fakat bundan daha önemli olan açıklama, İsrail Savunma Bakanı Yardımcısı Matan

Vilnai’den geldi. Vilnai, söz konusu müzakerelerin gizli tutulmayıp aleni hale getirilmesinde ısrar edenin Suriye olduğunu belirtti. Ardından İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki ve Hamas liderlerinden Halid Meşal’in, Suriye’nin Golan Tepeleri’ni geri almak amacıyla İsrail tarafıyla müzakerelere girme adımını destekledikleri yönündeki açıklamaları geldi.

Peki Suriye, gerek Filistin direnişine tek kucak açan ve Siyonist oluşuma karşı şu anki tek Arap direniş gücü olarak görülen konumu, gerekse de İran’la koalisyonu bağlamında bu tür müzakerelere girmenin hassasiyetini bildiği halde, müzakerelerin ilan edilmesinde nasıl istekli oluyor? Özellikle de, müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağı kesin değilken ve Şam’ın Tahran’la ilişkilerini kesmesi veya en azından stratejik koalisyonunu bitirmesi şart koşulmuşken...

Ayrıca müzakereler, Hizbullah ve Hamas’a yönelik Suriye desteğinin kesilmesini de şart koşuyor. Bu müzakerelerin başarılı olması için gereken şartlar kapsamında, bütün direniş gruplarının Suriye’nin başkentindeki ofislerinin kapatılması gerekiyor. Peki İran ve Hamas Suriye’nin bu adımına karşı çıkacakları yerde nasıl destek veriyorlar?

Önemli soruların yanıtını, görüşmelere damgasını vuran kapalılık hali su yüzüne çıkarıyor. Özellikle de İsrail tarafı, Şam’ın barış anlaşması karşılığı İran ve Hizbullah’la ilişkilerini kesmeyeceğini bilmesine, sivil ve askeri istihbarat organlarının bunu teyit etmesine rağmen, Suriye’yle müzakere deneyimine girmeye istekli görünüyor.

Suriye’nin, Savunma Bakanı Hasan Türkmeni’yi Tahran’a göndererek İran’la stratejik koalisyonunu netleştirmesi de bu kapalılık halini artırıyor. Görüşmelerde iki ülkenin koalisyonunun güçlendirilmesi ve direniş çizgisinin korunmasına yoğunlaşıldı.

Bu kapalılık halinin birçok anlamı var. İlgili taraflar bazı kazanımlar elde edeceklerinin farkında. Fakat bunlar arasında stratejik kazanımlar bulunmamakta. Zira, ne İsrail özellikle de şu an kötüleşen iç siyasi şartlarının gölgesinde kendi isteğiyle Golan’dan ödün verecek, ne de Suriye kendisine dayatılan abluka ve şiddetli Amerikan

düşmanlığı gölgesinde İran’la koalisyonunu bırakacak.

Suriye, İran savaşını önlemeye çalışıyor

Ancak, söz konusu kazanımların en önemlisi, ABD Başkanı George W. Bush’un geriye kalan birkaç aylık

görev süresi gölgesinde, Amerikan siyasi krizine bağlı durumdan dışarı çıkılması. Zira Washington, Irak’taki çıkmazına son vermekten ve Filistinlilere vaatlerini

yerine getirmekten aciz. İsrail Başbakanı Ehud Olmert’se iktidarda kalmaktan ve müstakbel Filistin devletiyle ilgili Amerikan taleplerini karşılamaktan aciz. Şam ve Tahran da Amerikan yönetimini ve Siyonist oluşumu, bütün bu krizlerden tek çıkış yolu olarak İran’a karşı savaş kozunu kullanmaya sevk etmek istemiyor. Bu nedenle bütün tarafların Golan etrafında beklenen müzakerelerde stratejik olarak bel bağladığı hedef zaman kazanmak.

(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, Mısır El Ehram Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde uzman, 29 Mayıs 2008) 

Radikal / 03.06.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30