03.06.2008 06:37
‘Tersanelerdeki ölümlerin nedeni dış mihrak değil, hepimiz suçluyuz’ - Funda Özkan
Radikal günlerce haber yaptı da tersanelerde ardı ardına yaşanan işçilerin ölümü nihayet birilerinin gündemine girebildi. Ne var ki şu ana kadar yapılan açıklamalar olayı bulandırmanın ötesine geçemedi. AKP’li armatör Cengiz Kaptanoğlu‘nun ‘MİT’lik iş’ iddiasından sonra, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan da komplo teorisine sığındı, ölümleri ‘dış mihrakların oyunu’ olarak gösterdi.
İlk defa bir sağduyulu açıklama geldi, armatör Eşref Cerrahoğlu‘ndan. Deniz Temiz Derneği TURMEPA‘nın yoğun mu yoğun gündemini konuşmak için biraraya gelmiştik, öncelikle işçi ölümlerine yorumunu sordum:
“Dış mihrak değil hepimiz sorumluyuz. Tersane sahipleri de, gemi siparişi veren de, işçi sendikası da, devlet de hepimiz sorumluyuz, hepimiz suçluyuz.”
Ne oluyor da kazaya kurban gidiyor?
Eşref Cerrahoğlu, “Tek neden eğitim” yanıtını veriyor ve şöyle devam ediyor:
“2000’lere kadar denizcilik sektörü, armatörü, tersanesi, marinası, hepimiz yeni doğmuş bebek gibiydik, yürüyemiyorduk. 2002 ile birlikte dünyada denizcilik sektörü hızla gelişmeye başladı, Türkiye de bundan fazlasıyla yararlandı. 2001’de 36 tersane varken, 2008’de 72 tersaneye çıkıyor. 2011 yılına kadar kapasitelerini doldurdular. Tam kapasite çalışınca Anadolu’daki 20 yaşındaki çocuk geliyor, iki günde kaynakçı oluveriyor.”
Facianın nedeni çok net ortada: Tersanelerin plansız büyümesi ve kapasite üstü çalışması sonucu işçi eksikliği yaşanıyor. Deniz görmemiş insanlar da, doğru düzgün eğitim almadan binlerce metre tepeye çıkıp, gemi inşaatında çalışıyor. Eşref Cerrahoğlu‘nun aşağıda okuyacağınız bir başka vurgusu, ölümler kadar insanın yüreğini dağlıyor:
“Gemiye sürdüğünüz boya özeldir. Kimyasal içeriği nedeniyle boya yapanın iki saat boya sürüp, en az bir saat dinlenmesi gerekir ki aldığı gazı, kimyasalı, dinlenirken vücudu oksijenle dengelesin.”
Türkiye’de ne oluyor? Sipariş yetişecek diye tersane işçileri evin duvarını boyar gibi harıl harıl, ara vermeden çalışıyor.
Tersane sahipleri gidişattan hiç mi rahatsız değil?
Eşref Cerrahoğlu, “Tüm tersane sahiplerini tanırım. Hiçbirinin gece vicdanen rahat uyduğunu sanmıyorum” diyor.
Radikal işin peşine düşene kadar niye çözüm bulmaya çalışmadılar?
Eşref Cerrahoğlu‘nun “Herkes sesini çıkarınca, suçlu konumuna düşen kendini savunamadı” yorumu, beni ikna etmedi, sizi bilemem.
Hiç birşey için geç değil. Eşref Cerrahoğlu çözüm yolunu da söylüyor:
“Meseleyi halletmek çok basit. Tüm taraflar bir masaya oturacak, kurallar konulacak. Konulan kurala göre de çalışanlar eğitimden geçirilecek.”
Zorunda kalırsanız yosun yer misiniz?
Deniz Temiz-TURMEPA Başkanı Eşref Cerrahoğlu‘na göre ‘gün gelecek biz Türkler de yosun yemek zorunda kalacağız.’ Küresel ısınma, tarım arazilerinin kuraklaşmasıyla beslenme tutumumuz değişecek. Sadece yosun da değil, denizin dibindeki 3 bin 500 bitkiyi yemek zorunda kalacağız.
Birleşmiş Milletler ortaya koyuyor, 2025’te dünya nüfusunun üçte biri içecek su bulamayacak, göç edecekler. Göç de ‘vizeyle’ olmayacak. Su savaşları kapıda deniliyor, biz ise elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz.
Türk milleti olarak denizi sevmiyoruz. Sevsek denize girmek için ‘karpuz kabuğunun düşmesi’ üzerine deyimler ‘icat’ etmez, denizi kirletmeyi normalleştirmezdik.
Tersanelerde yapılan vizyonsuzluğu denizlerde artık yapmayalım.
Eşref Cerrahoğlu ve TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar şunları söylüyor “Bu yıl 25 milyon turistin gelmesi bekleniyor. Biz çıkıp desek, otellerin çoğunda arıtma tesisi yok, olanın da büyük bölümü tasarruf için çalıştırmıyor. Turist gelir mi? Kıyı şeridinde 36 milyar dolarlık otel yatırımı var. Temiz deniz olmazsa oteller boş kalacak, farkında değiller.”
Sadece oteller mi?
3215 belediyenin 1879’unda kanalizasyon sistemi ve sadece 172‘sinde arıtma tesisi var. Atık suların üçte biri arıtılmadan denizlere deşarj edilmekte. Çöplerin yüzde 70’i denize dökülüyor. Belediyelerin yarısı evsel atıkları hiçbir işleme tabi tutmadan doğaya bırakıyor.
Öğrenciler kıyıları temizleyecek
Destek, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu‘dan çok Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik‘ten geliyor. Yarın, 4 Haziran‘da öğrenciler ‘su günü’ olarak, derslerini su kenarlarında yapacak. 16 milyon öğrenci deniz, göl, akarsu havzalarındaki katı atıkları toplayacak.
TURMEPA‘nın gündemi yoğun. TEMA ile birlikte bugün de İstanbul’daki gazetecileri ‘balık ekmek’ yemeğe davet ediyor ve diyor ki, “Balık ekmek hayal olmadan elele verelim, giderek tükenen tarım alanları, ormanlar, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve deniz yaşamına karşılık toplum olarak çözümler yaratalım.”
TURMEPA, güneş enerjisiyle çalışan yelkenliyle denizden, TEMA da hybrid ile çalışan TIR ile karadan temiz çevre bilinci yaratmak için dolaşacak.
Bir yandan da ilköğretim okullarında ‘denizi kirletmemizi’ anlatan özel hazırlanan ders kitabı okutulmaya devam edilecek. Amaç 26 milyon öğrenciye ulaşmak. Ne de olsa büyüklere dert anlatmak daha zor, ağaç yaşken eğilir.
Radikal / 03.06.08