Ana Sayfa / Basın / 
28.08.2008
23.06.2008 06:44

Amerikan orta sınıfı kemer sıkınca... - Ceyda Karan

 

Refah ve bolluk diyarı Amerika’nın son dönemdeki ahval-i şeraiti, bu memleket üstüne gül koklamayanları hayli rahatsız edecek cinsten. Mortgage krizi patladıktan sonra yabancı ajansların ekonomi bültenlerinde Michigan’da terk edilmiş yerleşimleri ‘hayalet banliyöler’ diye niteleyen haberler sökün etmişti. Britanya’nın saygın gazetesi Independent’in nisanda birinci sayfasına taşıdığı açlar ordusu fotoğrafı da hayli çarpıcıydı. Her sekiz Amerikalıdan birinin yiyecek yardımına muhtaç olduğunu anlatan haberde, durum 1929’daki Büyük Buhran’la kıyaslanıyor ve tek fark yiyecek karnelerinin elektronikleşmesi olarak sunuluyordu. Tüm bunlar Amerika’nın zaten ‘kaybedecek birşeyi olmayan yoksul kitlelerine’ yorulup, abartı payı da düşünülerek görmezden gelinebilir. Ama son dönemde artan benzin ve gıda fiyatları karşısında Amerikan orta sınıfının içine düştüğü tasarruf fırtınasının beni hayli şaşırttığını teslim etmeliyim.

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ‘kemer sıkma’ vaka-i adiyeden sayılır. Ekonomi başaşağı gittiğinde herkes söylene söylene kesesine ayar çeker. Nasılsa kara bir gün görünür ve o karada zaten büyük bir refah olmadığından, kimse meseleyi büyütmez. Gel gör ki, Amerika gibi rahatına ve refahına alışkın toplumlarda kemer sıkmak vaka-i adiyeden sayılmadığından, mesele yaşam biçimini değiştirmeye varıyor.

Internette ‘America’, ‘fuel prices’, ‘food prices’ (Amerika, benzin fiyatları, yiyecek fiyatları) kelimeleriyle yapılan bir arama, karşınıza şaşırtıcı sonuçlar getiriyor. Misal, yolların kralı otomobiller, benzin fiyatlarındaki çarpıcı artışın ardından gözden düşmüş. Son beş ayda benzinin galonu (3.78 litre) 3 dolardan 4 dolara fırlayınca (yüzde 25’lik bir artış!), ahali otomobillerini evde bırakıp toplu taşıma araçlarına yönelmiş. Amerikalıların yüzde 76’sı hala kendi araçlarını kullanıyor. Ama Seattle, Dallas ve San Francisco’da toplu ulaşıma rağbet çift haneli rakamlara çıkmış. Her gün 5 milyon insanı taşıyan New York metrosunda ocaktan beri yüzde 5’lik artış var. Los Angeles’ta ise halk aslında bir metrosu bulunduğunu keşfetmiş. 32 yaşındaki metro sistemini şahsen denediğim başkent Washington’a gelince... Metronun yöneticisi John Catoe, benzinin galonunun 5 hatta 6 dolara çıkmasının yaratacağı yolcu akınına karşı acil eylem planına başlamış, yetinmemiş, yeni otobüs hatları konulmasını istemiş. Sıkı durun, kısa süre içinde Amerikan başkenti Avrupa’da yaygın kullanılan bisikletlerle tanışacak. Clear Channel Outdoor şirketi, Washington’a yerleştireceği 100 Smartbike (kiralık bisiklet) ve park yerleriyle başkenti ülkenin bisiklet sistemine sahip ilk şehri yapacak.

Sonra gıda fiyatlarındaki artış yüzde 6.3’e vardığından beri, Amerikan medyası günlük gıda harcamalarını azaltma yöntemlerine dair tavsiyelerle dolu. Bunlar arasında evde çorba ve deterjan yapımı filan var. AFP’nin Kansas City Star gazetesinden aktardığına göre şöyle tavsiyeler yapılıyor: ‘Bakkala giderken alışveriş listesi yapın. Aç olduğunuzda alışveriş yapmayın’, ‘Daha az yiyin. Soda yahut şişe suyu yerine musluk suyu için. Evde ne bulursanız kullanın’. Bahçe Yazarları Birliği, Amerikan bahçelerinde çiçeklerin yanı sıra salatalık ve domatesin boy attığını belirlemiş. Zira bahçe sahiplerinin yüzde 40’ı topraklarını daha fazla sebze yetiştirmeye ayırmaya başlamış. Bu arada Amerikan medyası ısrarla kendi aracını kullananlara da motoru daha az çalışır halde tutma, düşük devirde kullanma, daha yavaş gitme gibi bizim kitabını yazdığımız tavsiyeleri ihmal etmiyor.

Amerika’ya dair bir başka saptama 2. Dünya Savaşı sonrası başlayan banliyölere akının tersine çevrildiği. Özellikle orta sınıf, televizyonlardan gıptayla izlediğimiz bahçeli banliyö evlerini terk edip işyerlerine yakın şehir merkezlerine taşınmayı düşünüyormuş. Benzin fiyatları ‘driveable suburb’ kavramının altını oyduğundan beri, buna ‘yeni şehirleşme’ deniliyor. Reuters/Zogby anketine göre, Amerikalıların yüzde 10’u işyerlerine daha yakın evlere yerleşmeyi düşünürken, aynı oranda insan da evlerine yakın yerlerde iş bakıyor. Benzin harcamasının hane giderlerinin ikinci kalemini oluşturmasına alışık değiller tabii.

Bush, bir sonraki başkana rekor bütçe açığı ile Irak ve Afganistan savaşlarına ayda 11 milyar dolar para harcayan bir ekonomi miras bırakıyor. Ekonomistlerin insanı ürküten felaket senaryoları açıkçası bana göre değil. Küresel ekonominin imparatoru ABD tahtını yitirecek, bunun da dünyaya yansımaları feci olacak tarzı saptamalara da sevinecek yahut üzülecek değiliz.

O yüzden bu gelişmelere iyi tarafından bakmaktan yanayım. Daha tasarruflu yeme içme, Amerikalıların obezite sorununa deva olabilir. Direksiyon başına geçmiş daha az Amerikalı da daha az küresel ısınma anlamına geleceğinden, dünya için hayırlı olur.

Radikal / 23.06.08


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31