Ana Sayfa / Basın / 
12.10.2008
26.06.2008 06:16

Zordur barıştan yana olmak- Türker Alkan

 

Eskiden komünist olmak çok zordu. Mersin Lisesi’nde Türkiye’nin en iyi ressamlarından biri olan Haşmet Akal hocamızdı. Bir gün Peyami Safa’nın köşe yazısında ‘Haşmet Akal komünisttir, resimlerinde gizlice orak çekiç simgelerini kullanır’ sözleri çıkınca, herkes Haşmet beye karşı cephe almıştı. Komünizmin nasıl belalı bir iş olduğunu ilk kez orada gördüm. İkinci kez de Nâzım Hikmet’in şiirlerini gizli gizli okumak zorunda kalınca.

Sonradan farkına vardım ki Türkiye’de zor olan başka şeyler de var: Eşcinsellik, özellikle kadınsı olan erkeklerin durumu. Dinsizlik, ateistlik. Ve vicdani retçilik.
Gerçi demokratikleşmeyle birlikte komünizm, eşcinsellik, dinsizlik ve ateizm üzerindeki baskılar, kısıtlamalar tümüyle kalkmasa bile bir ölçüde azaldı. Geçen gün eşcinsellerin yapacağı bir yürüyüşün ilanı ilişti gözüme. 20-30 yıl önce olsa böyle bir ilan vermek bile mümkün olmazdı.

Tabii çok sıkıntıda olan bir küme ‘vicdani retçiler’. İnsan öldürmek, silah kullanmak istemedikleri için, orduya yazılmayı kabul etmeyenler!
Vicdani retçilerin (‘pasifistler’ de denebilir sanırım) itirazlarını ciddiye almamak mümkün değil. Savaşmak, insan öldürmek (amaç ne olursa olsun) kabul edilmesi zor şeyler. Vicdani retçiliğin en zayıf tarafı bireysel bir çıkış olması; ulusal, bölgesel ve küresel sorunlara çözüm getirmemesidir. Savaşlar salt kültürel ve ahlaksal sorunlar değildir. Savaşların arkasında ekonomik, stratejik, ideolojik.. pek çok sorun yatar.

Buna karşın, vicdani ret hareketi savaşların ahlaki yönüne dikkati çekmesi bakımından son derece önemlidir. Hele savaşların gittikçe yaygınlaştığı, cephe gerisine kaydığı, sivilleri de etkisi altına aldığı bir ortamda.
Sivil retçilere karşı yöneltilebilecek en sert eleştiri, romantik olmaları, gerçekçilikten uzak kalmalarıdır. ‘Devlet’ diye bir aygıt oldukça ve ‘uluslararası hukukun’ yaptırım gücü olmadıkça, savaşların kökünü kazımak mümkün gözükmüyor.

İkincisi, vicdani retçilik bireysel bir çıkış olarak kaldığı sürece uluslararası sorunları çözmenin (ulusalcı ideolojinin hâlâ egemen olduğu bir ortamda) pek mümkün gözükmemesidir.

Üçüncüsü, görünüşe göre vicdani retçiler (Amerika’da olduğu gibi) başarıya ulaşsalar bile, bu başarının savaşlara ve şiddete son vermek için yeterli olmadığıdır. Vietnam Savaşı sırasında ABD’de zorunlu askerlik geçerliydi ve çok güçlü bir ‘vicdani ret’ hareketi gelişti. Bunun üzerine Amerika savaştan sonra 1973 yılında profesyonel orduya geçti. Savaşmak istemeyenler orduya katılmadı. Ama bu değişiklik savaşlara engel olmadı. Şu farkla ki, eskiden bütün gençlerin savaşma ve ölme olasılıkları eşitken, şimdi fakir çocukları cephede ölüyor. Irak burnumuzun dibinde. Şiddet uygulama, işkence etme bakımından profesyonel ordunun çok daha acımasız olduğunu gördük üstelik!

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı olan John McCain profesyonel ordudan çok memnun olduklarını, zorunlu askerlik düzenine geçmeyeceklerini söyledi geçenlerde.
Vicdani retçilerin Amerika’daki başarısı silahları susturmaya yetmedi. Bizde de yeteceğini sanmıyorum.
Ama öyle de olsa vicdani ret hareketi devam etmelidir. İki nedenle. Birincisi, ahlaki olarak doğru yanda olduğu için. İkincisi de, her şeye rağmen geleceğin umut tohumlarını barındırdığı için devam etmelidir.

 

Radikal / 26.06.08


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2