Ana Sayfa / Basın / 
30.08.2008
28.06.2008 06:56

Ballı parmaklar - Okay Gönensin

 

Siyasi hayatta yükselip belli mevkilere gelenlerin, pozisyonları sayesinde kendilerine fayda sağlamaları, bizde “bal tutan parmağını yalar” sözüyle ifade edilir. Bu halk deyişi aslında o edim hakkında ne hak verme ne de vermeme anlamını içerir, ama giderek daha fazla kullanıldığı için artık “kabullenme” vurgusunu taşımaya başladı.

Fethullah Gülen cemaatinin finans, hastane, eğitim ve medyadaki şirketlerinin yıllık 25 milyar dolarlık bir hacme ulaştığı hesaplandı. Böyle bir rakama ulaşılmışsa bu işlerin başında olanların siyaset mi, ticaret mi yoksa “hayır işi” mi yaptığı kolayca karışır.

Erbakan’ın Refah Partisi’nde 1 trilyon kaybolmuş, bu yüzden ceza alanlar olmuştu.

Meğer trilyon kaybeden tek parti Refah değilmiş, CHP yönetimi de 1 trilyon “kaybetmiş”. 1 trilyon lira yaklaşık 800 bin dolar eder ki, buna kimse “az” diyemez.

***
CHP’nin Tuncay Özkan’ın yönetimindeki Kanaltürk ile yaptığı anlaşma dolayısıyla ödenen paralar da unutuldu. Kitabına uygun görünen ama “ahlaki” açıkları pek fazla olan bu işbirliği tarzının gazeteciliğin temel ilkelerine aykırı olduğu da şöyle bir söylendi geçti. Sadece bir siyasi partiden değil herhangi bir kişi ya da kuruluştan para alarak o kişi veya kuruluşla röportaj yapmak ve onları ekrana çıkarmak gazetecilik açısından ciddi bir “suç”tur. Ama paralara takılmış kafalarımız bu “suç”u ikinci planda bırakan yorumlar yaptı.

DSP de şu anda yüzde 1-2’lik oy potansiyeline sahip bir aile partisi durumunda, ama bu partinin yönetimi için inanılmaz savaşlar veriliyor. Nedeni de açık açık söyleniyor: Ecevitler’in tutumluluğu sayesinde DSP’nin çok fazla parası bulunuyor ve o parayı yönetenler bu yolla güç edinecek.

***
Dönelim hükümet tarafına. Başbakan Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü bir evde kiracı otururmuş, ama aldığı maaşla o evin kirasını ödemesi mümkün değilmiş. Başbakan’ın yeni Özel Kalem Müdürü’nün “örtülü ödenek”ten yaptığı harcamalarla ilgili açıklamalar da herhangi bir şeyi açıklığa kavuşturmadı.

Siyaset yapan ve bu yolla belli noktalara gelen kimileri bal tuttukları parmaklarını yalamaktan kendilerini alamıyor. Üstelik çekindikleri bir şey de yok. Türk halkı bunları o kadar kanıksamış ki, başka ülkelerde bu nedenle insan yüzüne bakamayacak olanlar gevrek gevrek gülerek koltuklarında oturmaya devam ediyor.

Türkiye’de siyaset yapmak, siyasette yükselmek gibi cemaat faaliyetlerine girmek ve cemaatlerde yükselmek için de bir “maddi güdü” mü gerekiyor?

Bu sorunun cevabı bir kesim için çok belli, zaten onlar ballı parmaklarını herkesin gözü önünde yalıyor.

Vatan / 28.06.08


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31