29.06.2008 10:23
ABD Irak’ın geleceğini de istiyor – Remzi Barud
ABD’nin Irak’ta asker bırakmaya yönelik bir anlaşma arayışı korkutucu. Irak’ın geçmişteki hazineleri ‘özgürleştirilmesi’nin hemen sonrasında telef edildi, ülkenin şu anı kan banyosuyla geçiyor. ABD şimdi Irak’ın geleceğinin de şiddet, aşağılama ve savaşla harcanmasını talep ediyor
Amerikan güçleri beş yıl önce Bağdat’a girdiğinde durdurulamaz görünüyorlardı. Askeri kibir doruk noktasına ulaşmıştı ve Tahran, Şam ve başka yerlerde çılgınca bir senaryonun yaşanması sadece an meselesi gibiydi. Sonra anlaşıldı ki, kutlamalar neredeyse başladıkları gibi bitmişti. Saddam’ın devrildiği gün, tam da Amerikan ordusunun Irak’taki gerçek savaşıyla yüz yüze geldiği gündü. Bu savaş, ABD’nin bir zamanlar müşteri toplayan Ortadoğu projesi bir yana, uzun vadeli stratejik planlamayı da engellemeye devam ediyor.
Beş yıldır durmak bilmeyen acımasız kan banyoları Bush’un beklentilerinin seviyesini düşürebilirdi. Bir zamanlar bedeli ne olursa olsun tiranlıkla savaşmaya yemin etmiş ‘yalnız Haçlı’, şimdilerde Irak’taki Amerikan çıkarlarını süresi bilinmeyen bir biçimde güvence altına alacak bir anlaşmayı garantilemeye çalışıyor. Bush yönetimi, en kötü durumdan kendisi için mümkün olan en iyi sonucu çıkarmayı umuyor olabilir.
İşgal tam bir emperyal macera
BM desteğini almak işgale geçici meşruiyet sağladı. Bir zamanlar gereksiz addedilen uluslararası toplum, teslimiyeti reddeden bir ülkedeki işgaline meşruiyet arayan Amerikan diplomasisi için önemli bir merkez haline geldi. Fakat istekli Irak liderleri, mükemmel bir provası yapılmış seçimler ve kitlesel baskılar bile, istenen istikrarı ve geçerliliği sağlayamadı.
Tabii ki, Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve ABD ordusunun sözcüleri, giderek daha telaşlı hale gelen Amerikan halkını sakinleştirmek için demokrasi, özgürlük ve güvenlikle ilgili sonu gelmez ve öngörülebilir konuşmalara girişti.
Fakat ABD’nin pratikteki davranışları başka bir gerçekliğe işaret ediyordu:
Şiddet üzerinde tekel, uluslararası hukuk, Irak’ın ulusal egemenliği ve ülkenin vatandaşlarının haklarına karşı saygısızlıktan menkul, emperyal bir macera.
Şimdi Bush yönetimi Irak parodisini, işgali sonsuz hale getirecek uzun vadeli bir stratejiyle taçlandırmaya hazır.
ABD Irak hükümetiyle, BM yetkisinin yerine geçecek ve ülkedeki Amerikan işgalini kalıcı biçimde meşrulaştıracak bir anlaşmayı ‘müzakere ediyor’. Bu arada Bush’un da zamanı tükeniyor. Eğer yıl sonuna dek hiçbir anlaşmaya varılamazsa, yönetimi kendisini yeni bir yetkilendirme için BM Güvenlik Konseyi’ne yalvarır halde bulabilir. Bu Amerikan diplomasisi için utanç verici ve tehlikeli bir senaryo olurdu; zira böyle bir durumda Rusya ve Çin’in kortucu veto gücüne sahip önemli oyuncular olarak yeniden ortaya çıkmasının önü açılır. Uzun vadeli bir anlaşma imzalayarak, Bush yönetimi gelecekteki bir Demokrat başkanın Irak’ta atacağı herhangi bir adımı da engellemiş olur.
BM Güvenlik Konseyi Irak’ta ABD liderliğindeki çok uluslu gücün görev süresini Kasım 2005’te oybirliğiyle uzattığında, ABD kararı, Irak’ın siyasi dönüşümüne yönelik uluslararası bağlılık olarak görüp kutlamıştı.
ABD’nin o dönemki BM daimi temsilcisi John Bolton öncesinde BM’yi fena halde azarlamışken şimdi, “Bu kararın oybirliğiyle alınması, federal, demokratik, çoğulcu ve birleşik bir Irak’a yönelik uluslararası desteğin canlı bir göstergesi” diyordu. Bu olaydan sonra Pentagon, ‘ABD’nin önümüzdeki yıl asker azaltmayı planladığını’ açıklamıştı.
O günden bu yana bunun tam tersi gerçekleşti. Irak askerleri ilk ciddi sınavlarını -Mehdi Ordusu’nu dağıtmak- geçemedi ve Amerikan askerlerinin sayısı arttı.
ABD’nin Irak hükümetiyle uzun dönemli bir stratejik anlaşma imzalayabilmesi için, bu hükümetin belli bir düzeyde istikrara kavuşması gerekiyor. Iraklı müttefikleri ülkenin günlük hayatının ele alınmasında bir egemenlik aldatması yaratırken, Amerikan askerlerinin sürekli mevzilerine dönüp, ABD ordusunun da Irak’ı genel olarak yönetebilmesi gerekiyor. Amerika’nın ikilemi şu ki, bu imrenilesi istikrar görünürde değil.
2007’nin sonlarından bu yana, ABD, BM ve Irak’taki yetkililer, bir BM yetkilendirmesi daha talep etmeyeceklerini vurguladılar. Dolayısıyla, ABD-Irak anlaşması Amerikan işgalini yasal hale getirmenin tek yolu. Anlaşmanın altında yatan fikir, iki ülke arasında işgal altındaki-işgaci ilişkisinin değil de, karşılıklı çıkarlara ve adil haklara sahip iki egemen devlet arasındaki türden bir ilişki bulunduğu izlenimi vermek.
Maliki büyük baskı altında
Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, Iraklılar ABD’nin anlaşmadan beklentilerinden dolayı öfkeli. Irak kabinesi sözcüsü Ali el Dabbağ, hükümetin Irak’ın egemenliğinden ödün vermeyeceğini ve ‘Irak’ın tam egemenliğini uluslararası kararlara uygun biçimde korumaya’ bağlı olduklarını söyledi. Başbakan Nuri el Maliki’nin ‘tam egemenliğe’ bağlı olduğuna inanmanın zorluğuna rağmen, mecliste geçimsiz ittifaklardan, milliyetçilerden, istikrarsız Şii cephesinden ve skeptik Sünni liderliğinden gelen baskıyı da hafife almamak gerek.
ABD’nin askeri varlığı sürdükçe, Irak’ta memnuniyet verici bir senaryonun mümkün olmadığı söylenebilir. Irak’ın geçmişteki hazineleri Amerikan güçleri tarafından ‘özgürleştirilmesi’nin hemen sonrasında telef edilmişti, ülkenin şu anı kan banyosu ve belirsizlikle geçiyor. Bush yönetimi şimdi ülkenin geleceğinin de şiddet, aşağılama ve savaşla harcanacağını garanti etmek istiyor.
Radikal / 29.06.08