Ana Sayfa / Basın / 
30.08.2008
29.06.2008 15:38

Çeklerin en büyüğü – Yıldırım Türker

 

Millilerin Çeklerle yaptığı, penaltılarla kazandığı maçı izleyenler bir tuhaflık fark etmedi mi? Çek taraftarlar, maçın sonunda tartışılmaz hatası sonucu goller yiyen kalecilerini tribünlere doğru çağırıp, yenilginin belki de yegâne müsebbibi olan oyuncuyu ayakta alkışladı. Gözyaşları içindeki kaleciyi teselli eden, onun üzülmesine dayanamayan taraftarlar, besbelli bizimkinden çok farklı bir ruh ikliminden geliyordu. Bizim kalecimizin Türk olmadığı için şerefsiz' bulduğu ve dünyanın gözleri önünde hakkını avcuna verdiği Çek oyuncunun da aldığı darbe sonucu savrulurkenki ifadesi acı ile karışık bir şaşkınlıktı zaten. Ama Çek taraftarların yenilgi karşısındaki tutumu elbette sadece bizimkinden değil, başka birçok gelişmiş-gelişmemiş ülke taraf-tarınınkinden farklıydı, insanın aklına en büyük Çek Cimrman geliyordu kaçınılmaz olarak. Birkaç yıl önce kendisini saygıyla anmıştım.

Gündem milli kimlik tazeleme heyecanıyla yanıp kavrulurken diğer ülkelerin sizdeki imgesi üstüne düşünür müsünüz? Düşünsenize. Bu uğraş eğlenceli olduğu kadar eğitsel de olacaktır. Fransız denince aklınıza kim geliyor? Nasıl biri. Neden size öyle geliyor.

2005 yılında Batı basını tarafından iştah ve hayranlıkla izlenen bir olay gerçekleşti Çek Cumhuriyeti'nde. Realityshow tabir edilen realite karşısında terleyip dururken Britanya patentli böylesi bir şovun farklı ülkelerde algılanma biçimi üstünde durmak bize de iyi gelecektir. Şovun adı “Gelmiş geçmiş en büyük (diyelim) Britanyalı”. Hangi ülkede gösteriliyorsa o ülkenin en büyük adamını halkın oylarıyla seçip oluşan listenin ilk on sırasını tutanlar hakkında 40'ar dakikalık birer dokümanter hazırlanması, programın nihai hedefi. Doğal olarak, işin 'reality' kısmı, her hafta sonuçların takip edilmesi, tartışma, heyecan vesaire.

Bu kabız 'büyüklük' merakından vazife çıkaran programın dünyayı şaşkınlığa boğan bir hikâyeye sebep olacağını tahmin etmek güçtü elbet. Ama Çek halkının "Gelmiş geçmiş en büyük Çek" seçiminin Jara Cimrman çıkması doğal olarak bütün dünyanın ilgisini çekti. Cimrman, halk seçimlerinde 'büyük' devlet adamlarından geçtim Antonin Dvorak gibi bir bestecinin; Kafka, Çapek, Kundera gibi yazarların, Kral IV. Charles'ın büyük farkla üstünde yer alıyordu. On binlerce Çek vatandaşının oyu Cimrman’ı işaret ediyordu.

Yalnız program yapımcılarını rahatsız eden küçük bir nokta vardı. 0 da Cimrman'ın kurgusal bir karakter oluşu.

Cimrman, aktör ve oyun yazarı Zdenek Sverak ile Ladislav Smoljak'ın yarattığı bir oyun kahramanı. Şimdiye dek 12 oyunun ve üç filmin baş kahramanı olmuşluğu var. Adını taşıyan tiyatroda, baş kahramanı olduğu oyunlara bilet bulabilmek için sabahın köründe uzun kuyruklara girmek gerekiyor hâlâ. Cimrman, gelmiş geçmiş en büyük Çek mucidi, kaşifi, mimarı ve sanatçısı. Fırtınalar ve şimşeklerle dolu hayatı ve insanlığa katkılarını özetleyecek olursak; Cimrman, Viyanalı bir anne ve Çek bir babadan Viyana'da 1857,1864,1867 ya da 1894'te dünyaya gelmiş. Doğum tarihindeki belirsizlik onu doğurtan doktorun sarhoş olup tuttuğu kayıtlarda sarih olamamasından. Yazarları Cimrman'ın dehasını ana-babasının eğitimine bağlıyor. Cimrman, bir kız çocuğu gibi yetiştirilmiş. Çünkü ana-babası buluğ çağının oğlan çocuklarının akli gelişimini durdurduğuna, kızlarınkininse daha çabuk atlatıldığına inanıyormuş. Nitekim Jara 15 yaşına gelip de arkadaşlarından erkek olduğunu öğrendiğinde bir kız olarak buluğ çağını çoktan geride bırakmış olduğu için olağanüstü bir konsantrasyon yetisine sahipmiş bile.

Cimrman'ın gayri resmi yüzlerce buluşu var. Patent dairesine hep beş dakika gecikmesiyle ünlü. Katkılarından birkaçını sayalım: Amerikalılara Panama Kanalı fikrini vermiş. Aynı adı taşıyan bir opera librettosuyla birlikte. Anton Çehov'u Uç Kız Kardeş’i yeniden yazmaya ikna etmiş. İki Kız Kardeş” adlı bir oyun üstünde çalıştığını duyduğunda ona, İki az değil mi?” diye sormuş. Kuzey Kutup noktasına yedi metreye kadar yaklaşmış. Ama son anda aç Kızılderililer tarafından kovalanmış. Yoğurdu keşfetmiş. CD'yi keşfetmiş (Cimrman Disk). Bernard Shaw ile tek yönlü bir mektuplaşma yaşamış. Ampulün keşfi de aslında ona ait, ne var ki patent bürosuna beş dakikalık, Edison'un hayrına bir gecikme söz konusu. Paraguay'da kukla tiyatrosu kurmuş. Bunların yanı sıra Freud'a büyük katkılarda bulunmuşluğu, Eiffel'e Eyfel kulesinin mimari çözümü üstüne katkısı da cabası. Lâkin Cimrman'ın en büyük özelliği bir xherdem kaybeden' oluşu. Kıymeti bilinmemiş, eline geçen hiçbir fırsatı değerlendirememiş, şan şöhret kapısına uğramamış.

Ama tek başına yüzyıl başı Avrupa kültürünün ardındaki gölge.

Milletlerin kahraman kavramı

Çek milletinin kendisine 'en büyük' ilan ettiği vatandaşın bir oyun kahramanı olmasının ardındaki dinamiği açıklamaya sıvamış herkes kollarını. Tarihi boyunca çeşitli güçlere yenik düşmüş bir millet olmasıyla açıklayanlar var sözgelimi. Yakın tarihinde önce Alman sonra Sovyetler sultasında yaşanmış yıllar. Küçük bir ülke olmanın yaşattığı psikolojik ağırlıktan dem vuranlar da eksik değil. Yaratıcılarından Smoljak, uEn büyük Çek olmak için biçilmiş kaftan. Yaşarken değeri bilinmemiş. Küçük bir ülkenin daha büyük, daha ünlü, daha saygın olma arzusunun ete kemiğe bürünmüş hali" diyor. Ama kimi gazetecilerin yolda sorguladığı seçmen vatandaşlar açıkça mizah duygularıyla övünüyorlar. Sve-rak'ın dedikleri daha ilginç. Bu sonuca bakarak Çek halkı hakkında nasıl bir kanıya varmalıyız sorusuna cevabı şöyle: Bu durum, halkın önemli kişilikler ve en büyük varsayılanlar hakkında şüpheci olduğunu gösteriyor. Bir de milletin tarih boyunca defalarca badireler atlatıp ayakta kalabilmesinin yegâne tartışılmaz nedeninin mizah duygusu olduğuna işaret ediyor." Listeye yine üst sıralardan giren ve diskalifiye edilen bir başka isim de Aslan Asker Şvayk, Haşek'in roman kahramanı, yarım akıllı I. Dünya Savaşı askeri. Gayretkeşliği ve sonsuz saflığıyla üstlerini çıldırtan, dünyanın en komik karakterlerinden. Böyle bir şey gerçekten de Çekya dışında hiçbir ülkede yaşanamazdı.

Nitekim Britanya'daki programın en büyüğü Churchill, Almanya'dakinin Adenauer olmuş. Hemen her ülkede devlet adamları, askerler listenin üst sıralarını tutmuş.

Bu arada iki ülkede programın şiddetli tartışmalara yol açtığını, birinde iptal edildiğini belirtmeli. Hollanda'da 'gelmiş geçmiş en büyük Hollandalı' seçilen Anna Frank'ın milliyeti ciddi gerginliğe neden olmuş. Aslen Alman olması kimilerini rahatsız etmiş. Güney Afrika'da-ki sonuçlar daha ürkütücü. Listenin ilk yüz sırasına Apartheid dönemi şahsiyetler kuruluverince Mandela'nın başı çekmekte olduğu yarış iptal edilmiş.

Söz konusu programın başarısı, bir turnusol kağıdı gibi, bir milletin 'kahraman' kavramını, dolayısıyla şu dünyaya ilişme, kendini tanıma tanıtma biçimini açık edivermesi. Hollanda'da yükselen milliyetçiliği, Güney Afrika'da hâlâ başarılamamış şeyleri sahneye çıkarması gibi.

Bu hikâyenin ilgimi çeken yanı kuşkusuz 'en kahramanlık', 'en büyüklük'denen kavramlara bu kadar uzak açıyla yaklaşabilen bir ulusun verdiği heyecan. Mizahın göz alıcı ışığı altında örgütleniveren bir kültürün varlığı, Başbakanı karikatürlerle savaşan bir ülke vatandaşına mutlaka daha büyük bir heyecan veriyordur. Paylaşmak istedim.

Radikal İki / 29.06.08


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31