Ana Sayfa / Basın / 
11.10.2008
29.06.2008 06:42

1 kavanoz dışşkının 40 satırı - Perihan Mağden

 

Memo’nun şöyle 1 özelliği var: Herrr cümlesini yokuş yukarı/soru tonlamasıyla söyleyip sonuna bir adet ‘di miiieee?’ konduruyor.

Böylece söylediği herrr laf, aynı zamanda onaylamanız gereken bir soruya dönüşüyor.

Biz derhal 2 Maymunlar olarak(tan) Ayça’yla bu tekniği kaptık. “Bu çakıllar çok güzel Memo; di miiieee? Deniz soğuk, di miiieee?” diye onun yöntemiyle, ona zulm etmeye kalktık.

Ve fakat Üstün İnsan Memo’nun işine gelmeyen hiçbir lafı/öneriyi/soruyu/sorunu ve talebi duymamak gibi bir huyu var. O ise istediği yapılıncaya kadar 50-60 kez yenilemek gibi bir Çelikten Dirayet sahibi. Pes ediyorsun sonunda.

Ve de Memo “Şimdi dondurma yiyebilirim anne; di miiiieee?” diye girdiği her mücadeleden galip çıkıyor. Önünde saygıyla eğiliyorum.

Ben LostAdası’ndan kaçmış, kendi öz masamda yazımı yazar iken Memo’nun Sonsuz Başarı Formülleri’ni düşünedurayım-

Aaa! ortalık çalkır çalkır çalkalanıyor Sevan Nişanyan’ın büyük kadın düşmanı eylemi yüzünden.

Ki, Sevan Nişanyan bir kavanoz boku eşinin başından boşaltma faaliyetini ‘jest’ ya da ‘şiddete şiddetle karşılık vermeme’ olarak yorumuyor ki-

Hem ‘pesss doğrusu’ oluyorsun, hem de ‘hesss: mükemmel temizlik için.’

Ancak maalesef ve maalesef bu alabildiğine tuhaf (ve fakat yaratıcı) protest eylemi değerlendirirken, Sevan’ın ve Evlilikler’in tuhaf tabiatını değerlendirmeye almamak da, imkânsız geliyor bana.

Zira Sevan Nişanyan’ın ‘anılarını’ 20-25 yıl önceden başlayarak, mesela Vahan’dan habire dinlemiş biri olarak, adamın ne kadar ‘egzantrik’ olduğunun farkındayım. Birey? Kırık? Nevi şahsına münhasır? Müdanasız? One of a kind?

Düşünün: Ali Nesin’le askere gittiler ve orda askeri hapishaneye atılmaya muvaffak oldular! İkisi.

Van’a balık tutmaya gider Nişanyan, orda hapse atılır.

Şirince’deki otelleri yüzünden de içeri atılmıştı. Hatırlarsınız.

Hem harbiden çıkıntı bir adam Nişanyan.

Hem çok uzaktan izlediğim kadarıyla da olsa, vukuatsız bir dönemi/bir yılı/bir mevsimi yok, geçmiyor anladığım hayatında.

Şimdi onunla evlenmiş ve üç çocuk yapmış bulunan Müjde Nişanyan. Ve de dışkı kavanozunu, hakikaten kafasından aşağı mı boşalttı tam isabetleyerek, yanına mı döktü, ne halt etti tam bilmiyoruz. Ama bunu yapan adama elbette yapılacak pek çok şey vardır.

Ben olsam jandarmaya gitmezdim. Zira benim jandarma alerjim var. Mesela.

Ayrıca ‘evlilik’ denilen yaşam formunun öylesine aşağılık, düşük bir yaşam formu olduğuna dair öylesine şiddetli bir kanaat taşıyorum ki çocukluğumdan beri-

İKİ EŞİT BİREYİN evlilik içi çekişmesinde jandarma olmadan da, Hürriyet filan gibi genelgeçer medyanın sivrisineklikleri olmadan da olurdu- diye düşünmeden edemiyorum.

‘Bırakınız didişsinler!’ böyle evlilikler söz konusu olunca. Benim mottom budur. Di miieee?

Burda KurbanKadın yok. Burda iki eşit (ve anlaşılan tuhaf mı ilginç) karakterin evlilik dansı var bana kalır ise. (Ki, yazdığıma göre kalmış işte.)

Van’da balık tutmaya, gezi kitabı yazmaya gidip de nasıl hapse düşmeye muvaffak olabiliyor ise bu Kokoz Topraklar’da, yine ağır acayip bi ‘eylemle’ karşımıza çıkmış Nişanyan’ın, çığrından çıkmış/çıkartılmış ‘teşhiri’ var.

Kol kırılıp pek tabii ki yen içinde, kalmasın.

Ama 2 Cengâver, 2 Sinir Güreşçisi muhtemelen yıllardır aralarında cereyan eden müsabakada eli iyice artırıp ‘bokunu çıkartıyorlarsa’ biri ‘ben kadınım’ diye ‘sosyal biçerik bacıyım’ diye ringden atladığı gibi ‘Örtmenim! Öğrtmenim!’ diye jandarmaya da koşmasın.

Buna çiftler arasında, müsabakacılar arasında ‘faul’ denir.

Diyelim Müjde Nişanyan da gece uyurken bir kavanoz çişşş boca edebilirdi Sevan Nişanyan’ın kafasından aşağı. Eminim, evlilikleri bir anda ‘dışkı jestine’ dönüşmedi. Karşılıklı tırmandırılan bir sinir harbi!

Burdan yola çıkarak, hayatının herrr safhasında otoriteyle ciddi sorunlar yaşamış, bir nevi her türlü otoriteye karşı tek kişilik bir haçlı seferi yürütebilme cesaretini/cüretini taşımış Nişanyan’ın artık Agos’ta yazmamasını talep etmek-

Atılmasını, yazılarına son verilmesini istemek; Feminist 1 Otorite yaratıklandırarak Nişanyan’ın evlilik çığrından zorla çıkartılmış teşhirine vesile olmak değildir de, nedir?

Muhakkak çirkin, çocuksu ve dahası grotesk bir davranışı Nişanyan’ın bütününden/bütünlüğünden/bu çiftin muhtemel evlilik dinamiklerinden soyutlayıp böylesi bir cezalandırmayı talep etmek 1 nevi ‘Vur abalıya!’ değil ise- nedir?

Sevan Nişanyan bazı hemcinslerine ağır kaba ve kasıtlı davranışlarından dem vurup ‘eşinin’, mümkün olduğu kadar detay vermemeye özen gösteriyor.

Ama konuşmak mecburiyetinde kalsa, eminim karşılıklı yıllardır boşaltılmış bir sürü dışkı kavanozuyla baş başa kalabiliriz.

Üstelik Ermeni düşmanlığını, satır arası ya da manşet üstü ırkçılığı, latan ve apaçık milliyetçiliği şiar edinmiş en çirkininden bir genelgeçer medyanın, halkları kör eden ışığında.

Onun için Bu Memleketin nice kadın sorunu taptaze/her daim bâki/ağzımıza burnumuza kadar dayalı iken, memleket kadın sorunundan, protesto edilesi ya da yanında yer alınası meseleden geçilmez iken, ‘dayanışma’ tercihinin Nişanyan Çifti Vakalaması’ndan yana kullanılmasını, en hafif kelimeyle ‘özenle zırva’ buluyorum.

 

Radikal / 29.06.08


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2