02.07.2008 10:04
Alman basınından özetler
02.07.2008 tarihli Alman gazetelerinden, Türkiye'deki son gelişmeler ve AB içindeki krize dair yorumlar aktaracağız
Türkiye'de dün yaşanan hareketli günü değerlendiren Neue Osnabrücker Zeitung, "halkın iradesinin önüne, birtakım oyunlarla ya da zor kullanarak geçilemeyeceğini" belirttiği yorumunda özetle şu ifadelere yer veriyor:
"Darbe söylentileri, gözaltılar, AKP'nin kapatılması istemiyle açılan dava... Türkiye ağır bir krize doğru sürükleniyor. Siyaset sahnesi, devlet yönetimi ve silahlı kuvvetler bünyesinde yeralan 'eski elitler' ülkenin modernleşmesinin önüne geçmeye çalışıyor; hatta bu uğurda gerekirse demokrasiyi bile feda etmeyi göze alıyorlar. Belki kısa vadede başarıya ulaşabilirler ama uzun vadede bakıldığında, o önlemeye çalıştıkları 'İslamlaşmayı' daha da körüklüyorlar aslında. Halkın iradesinin önüne ne hukuk oyunlarıyla ne de şiddetle geçilemez. Bu tür denemelerde tüm taraflar kaybedenler safında yeralacaktır. Bundan çıkar sağlayanlar ise sürecin dışında kalanlar, yani AB içindeki Türkiye karşıtları olacaktır. Reform karşıtı ve antidemokratik eğilimler, Avrupa'daki Türkiye muhaliflerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramıyor."
AKP'ye yönelik kapatma davasını büyüteç altına alan Reutlinger General-Anzeiger gazetesi ise partinin kapatılmasının doğurabileceği muhtemel sonuçlara karşı uyarıda bulunuyor:
"Elbette daha önceki halefleri gibi AKP'nin de İslamcıların güdümü altına girme tehlikesi vardır. Özellikle kırsal kesimlerde, toplumsal dinamikleri harekete geçiren birtakım süreçlerle ideallerindeki sosyal yapının temellerini atmaya çalışıyor olabilirler. Diğer yandan AKP, demokratik yollarla iktidara gelmiştir; geçmişte olduğu gibi bugün de bu partinin ciddi bir alternatifi mevcut değil. Mahkemenin kapatma kararı vermesi durumunda ise aşırı milliyetçiler harekete geçmek için hazır kıta bekliyor."
Geçiyoruz AB içinde bir türlü aşılamayan siyasi krize. Daha önce Fransa ve Hollanda'daki referandumlarda reddedilen AB Anayasası'nın yerine hazırlanan ve 'Lizbon Antlaşması' olarak da bilinen AB Reform Antlaşması'nın bu kez de İrlandalılar tarafından reddedilmesinden sonra patlak veren krizi yorumlayan Berliner Zeitung'da şu satırları okuyoruz:
"Çekirdek ya da iki farklı hıza sahip Avrupa fikri, bazılarının öne sürdüğü gibi pişmiş aşa soğuk su katmak değil, çoktan gerçeğe dönüşmüş bir olgudur. Bu açıdan bakıldığında, halihazırda Birlik Avrupası'nda hâkim olan çaresizlik aslında beyhude. Avrupalı politikacılar, Lizbon Antlaşması'nın yerini alacak başka bir alternatif yokmuş gibi davranmaya artık son vermeliler. AB'nin istikbâlini teminat altına almak isteyen politikacılar, halkı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip herşeyden önce kendilerini değiştirmek zorunda."
Kölner Express gazetesi ise Reform Antlaşması krizini daha da derinleştiren Polonya Devlet Başkanı Leh Kaçinski'yi ağır şekilde eleştiriyor:
"AB içindeki kriz giderek daha da derinleşiyor. İrlandalıların kararlı bir şekilde 'hayır' demelerinin ardından, Polonya Devlet Başkanı Leh Kaçinski de fırsattan istifade Brüksel ve Almanya'ya taaruz ateşi açıyor. Bu 'beton kafalı' aşırı muhafazakâr politikacı, daha önce de Avrupa'da işleri Arap saçına çevirme konusundaki hünerlerini sergilemişti. Avrupa projesinin duvara toslaması, onun gibilerinin pek de umrunda değil. Çünkü onlar için umumî çıkarlar değil, ulusal çıkarlar önemli - tabii bir de Brüksel'den gelecek milyarlar! Bu paraları büyük bir keyifle alırken nedense hiç sesi çıkmıyor. Kaçinski, ne yazık ki hâlâ 'Soğuk Savaş' şablonlarına göre hareket ediyor."
DW-World.de / 02.07.08