03.07.2008 06:10
Hiç bitmeyen krizler ülkesi – Nazım Alpman
Bir ülkenin kavga, kargaşa, iç savaş, saray entrikaları dolu yakın tarihini açıklamak için içinde bulunduğumuz güne bakmamız yeter de artar bile…
Dün 2 Temmuz'du…
Sivas'ta Madımak Oteli katliamının 15. yıldönümüydü…
Hala olayın bulunmayan faillerini konuşuyoruz. Ama bunlar gündemde fazlaca yer alamıyor.
Neden?
Çünkü Ankara"da korku filmi senaryolarını aratmayan gelişmeler yaşanıyor.
Bir dönemin dokunulmaz isimleri yüksek rütbeli subaylar gözaltına alınıyor.
Onların arasına iktidarı “rahatsız” eden gazeteciler, oda başkanları da katılıyor ki, “hepsini bir arada halledelim” kuralsızlığıyla savaş kazanılmak isteniyor.
Rakiplerle birlikte muhalifleri de kazıyalım!
Son Ergenekon Operasyonu için “İstanbul Başsavcısı"nın talimatıyla” deniliyor.
Başsavcı Aykut Cengiz Engin “ben böyle bir talimat vermedim” diyor:
- Gözaltına alma talimatının başsavcı tarafından bizzat verilmesi gibi bir uygulama yoktur!
Başsavcı “bu normal bir uygulamadır” demiyor. Diplomatik konuşuyor. Ama belli ki, benim dışımda demek istiyor.
Türkiye öyle bir hala geldi ki, artık “normal”ler haberleştirilecek. Her şey anormal çizgide gelişiyor.
Zan altındaki paşaların yanına, ders verilmesi gerekenler de ekleniyor. Örneğin geçen dönem kuş gribi sırasında yumurta zengini olan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan"ı (oğlu sahnedeydi) eleştiren AKP"li milletvekili Turhan Çömez"den de intikam alınıyor.
Ankara"nın önemli gazetecilerinden Cumhuriyet Temsilcisi Mustafa Balbay"ın haber kaynağı-gazeteci ilişkileri soruşturma kapsamına alınıyor.
Ankara"da gazetecilik yapıp da generallere telefon etmeyen, onlarla görüşmeyen gazeteci var mıdır?
Askerler, emniyetçiler ve istihbaratçılar arasındaki “gerçek iktidar savaşları” her dönem bel altına yapılan vuruşlarla ilerler…
Şimdi askerler karşısında çaresizleşen demokrasiye sarılacağına AKP ipini diğer ekibin eline verdi. Demokrasiye bir türlü içselleştiremediğinden, onların kuyruğunda “kurtuluş” arıyor.
Olan da Türkiye’ye oluyor!
Başbakan Tayyip Erdoğan"ın 30 Ağustos"taki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile yaptığı görüşmede emekli paşalar için onay aldığı söyleniyor.
Yükselme için balondan safra atma taktiği her zaman uygulanır.
28 Şubat"ın beyin takımı olan Batı Çalışma Grubu içinde yer alan bir tüm general 1997 Ağustos"unda emekliye sevkedilip, liderleri olan paşanın yatay terfi ile ordu içinde kalmasını çok yakın bir dostuna şöyle açıklamıştı:
- Bizi sattı!
İktidar savaşına bir kere kurasızlık girince artık onun önünde ne ekip kalıyor, ne mücadele arkadaşlığı, ne vefa, ne ilke, dürüstlük… Makam ve pozisyon için her şey mubah hale geliyor.
Bütün bu çabalar da sadece istikrarsızlık içinde kıvranmaktan başka bir işe yaramıyor. Sadece Türkiye"ye kadersizlik damgası vuruyor:
Sürekli krizler ülkesi!
Sansürsüz.com / 03.07.08