Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
10.07.2008 03:14

Sakal, bıyık ve ayrımcılık – Aziz Çelik

 

Başbakan Erdoğan’ın, Rahmi Koç’un sözleri karşısında söyledikleri ayrımcılığa dair kaygısından daha çok muhafazakâr-dindar bir tepki. Ancak bu Rahmi Koç’un sözlerinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Yargıtay da Koç’tan yana değil. İşçinin sakalını kesmemesi veya bıyık bırakması iş sözleşmesinin feshedilmesi için haklı veya geçerli bir neden oluşturmaz

29-30 Haziran 2008 tarihlerinde Hürriyet’te Ayşe Arman ile yaptığı söyleşide “Sakallı ve bıyıklı adam katiyen çalıştırmam” diyen Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç’un bu görüşlerinin Başbakan Erdoğan tarafından “ayrımcılık” ve “ilkel bir anlayış” olarak nitelenmesiyle birlikte sakal ve bıyıklı insanları işe almamanın ve işten çıkarmanın ayrımcılık olup olmadığı tartışmaları yoğunlaştı.

Bu tartışmaların hemen ardından 5 Temmuz 2008 tarihli gazetelerin pek çoğunda ANKA Ajansı mahreçli bir haber, “Yargıtay’dan Koç’a destek: Sakal, bıyık istememek yönetim hakkı”, “Yargıtay da Koç gibi düşünüyor”, “Yargıtay: Bıyık sakal istememek ayrımcılık değil”, “Yargıtay Koç’tan yana: Bıyık istememek ayrımcılık değil” başlıklarıyla yer aldı. Böylece bıyıklı ve sakallı insanların işe alınmamasının ve işten atılmasının işverenlerin inisiyatifinde olduğu ve Rahmi Koç’un hukuka uygun ifadeler kullandığı izlenimi doğdu. Öte yandan sakallı bıyıklı insanların çalışması konusu laiklik-siyasal İslam tartışmasının bir parçası olarak algılandı.

AKP partizanlığı

AKP hükümetinin kamu yönetiminde liyakat ilkesini hiçe sayarak yaptığı partizan atamalarla ayrımcılığın en uç örneklerini verdiği düşünülecek olursa Başbakan Erdoğan’ın Rahmi Koç’un sözleri karşısında söyledikleri inandırıcı değil ve ayrımcılık kaygısından daha çok muhafazakâr-dindar bir tepki olarak kalıyor. Örneğin yargı kararıyla dokuz kez görevine dönen Erzurum Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak’ı 10. kez görevinden alan, pek çok kamu görevine liyakat yerine AKP’ye yakınlık ölçütüne göre atama yapan bir siyasi anlayışın lideri olan Başbakan  Erdoğan ayrımcılıktan en son yakınması gereken insan olsa gerektir.

Ancak bütün bunlar Rahmi Koç’un sözlerinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmiyor. Yargıtay, Rahmi Koç’tan yana değil. Yargıtay kararları ve İş Yasası Rahmi Koç’un söylediklerinin tersini söylüyor. İşçinin sakalını kesmemesi veya bıyık bırakması iş sözleşmesinin feshedilmesi için haklı veya geçerli bir neden oluşturmaz.

Önce konuyla ilgili Yargıtay kararlarını aktaralım: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 6.2.2001 tarihli 2000/18594 Esas ve 2001/1750 sayılı kararında şöyle deniyor: “Davacının işe girdiğinden beri sakallı olarak çalıştığı tersanenin Milli Savunma Bakanlığı’na devri üzerine işyerine alınmadığı (...) anlaşılmaktadır. İşaiye işçisi olarak çalışan davacının üyesi bulunduğu sendikanın bağıtladığı (...) Toplu İş Sözleşmesinin 103. Maddesinde iş disiplini ve cezaları arasında işyerine sakallı olarak gelmek ile ilgili bir hususa yer verilmemiştir. Ayrıca dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre işin durumu ve yaptığı işin özelliğine göre işçinin sakalını kesmemesi 1475 sayılı iş kanununun17/II. maddesinde sayılan tazminatsız fesih hallerinden değildir. Bu durumda davacının işyeri kapısından askerlerce çevrilip işe devamının engellenmesi iş hukuku kurallarına aykırı bulunduğundan işverenin hizmet akdini feshi haklı kabul edilemez.” Bu karara 9. Hukuk Dairesi’nden bir inceleme yargıcının yazdığı İş Kanunu Şerhi kitabında “İşçinin sakalını kesmemesi, İş Kanunu’nda işverenin haklı fesih hallerinden birine girmez” başlığıyla yer verilmiştir. (*)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 6.3.2003 tarihli 2002/15937 esas ve 2003/3176 sayılı kararında da benzer bir değerlendirme yapılmaktadır. Yargıtay bu kararında işçinin bıyık bırakmasının 1475 sayılı yasanın 17/2-g maddesine giren hallerden (tazminatsız işten çıkarma)  olmadığı ve işverenin bıyıklı işçiyi çalıştırmak istemiyorsa bunun makul neden olarak kabul edilip ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi gerektiğine karar vermiştir. Öte yandan Yargıtay aynı kararında işverenin aynı işyerinde bıyıklı bir başka işçiyi çalıştırdığının tespit edildiğini; bu durumun eşit davranma ilkesine aykırı olduğunu (ayrımcılık) tespit etmiş ve yerel mahkemenin kararını bozarak işçinin tazminat isteklerinin kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar yukarıda sözü edilen İş Hukuku Şerhinde “İşçinin bıyık bırakması hizmet akdinin fesih nedeni olamaz” başlığıyla yer almıştır.(**)

Yukarıdaki yargı kararlarında açıkça vurgulandığı gibi “işin durumu ve yaptığı işin özelliğine göre işçinin sakalını kesmemesi” işten çıkarma için haklı bir neden sayılmamaktadır. Diğer bir deyişle yaptığı işin özelliği gerektiriyorsa işçinin sakal ve bıyığını kesmesini istemekte işveren haklıdır. Örneğin bir aşçıdan sakalını ve bıyığını kesmesini istemek, bir cerrahtan uzun saçını ve sakalını kesmesini istemek, uzun saç ve sakalını çalıştığı makineye kaptırma tehlikesi olan bir operatörden saçını sakalını kesmesini istemek hijyen ve iş güvenliği nedeniyle mümkün olabilecektir. Ancak işin durumu ve özellikleri gerektirmediği halde sırf işverenin algı ve yargıları yüzünden birini işe almamak veya işten çıkarmak ayrımcılıktır ve hukuka aykırıdır. Örneğin bir gazeteciden veya bir metal işçisinden bıyığını ve sakalını kesmesini istemek işin gereği ile ilgili değildir ve hukuka aykırıdır. Öte yandan İş Yasası’nın 5. Maddesi “iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz”  koşulunu içermektedir. Dolayısıyla işveren sakal ve bıyıktan hoşlanmadığı için veya bunlara felsefi ve kültürel veya siyasi bir anlam yüklediği için işçinin iş sözleşmesini feshedemez. İşveren ancak işin gereği ise çalışanın sakalına ve bıyığına müdahale edebilir.

Yukarıda aktarılan Yargıtay kararlarının 1475 sayılı İş Yasası dönemine ait olduğu; 4857 sayılı İş Yasası’nın ise, iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan feshini zorlaştırdığı, belirli koşullara sahip işçilere iş güvencesi getirdiği ve fesih nedenlerini sınırladığı düşünülecek olursa işin niteliği ile ilgisi olmadığı sürece sakal ve bıyık nedeniyle iş sözleşmesini feshetmek geçerli bir neden olarak da kabul edilemez. 4857 sayılı İş Yasası çerçevesinde sakal ve bıyık nedeniyle işçiyi işten çıkaran işveren bunun işin gereklerine dayalı olduğunu belirtmek ve yargı aşamasında da bunu kanıtlamak zorundadır. Dolayısıyla Yargıtay kararları da İş Hukuku da sayın Rahmi Koç’tan yana değil. Mutlak bir sakal ve bıyık yasağı ve bu nedenle işçiyi işten çıkarma geçersiz fesih ve ayrımcılık sonucunu doğurur.

Çalışma hukuku, işverenin sevk ve idare yetkisinin sınırsız olmadığı, işverenin de hukukla bağlı olduğu ve işçinin işverenin keyfi ve tek taraflı davranışlarından korunması gerektiği düşüncesinden doğmuştur. Bu nedenle işverenler keyfi bir sevk ve idare yetkisine sahip değildir ve sırf kendileri  hoşlanmadıkları için çalışanların sakal ve bıyığına karışamazlar. İşin gereği olan geçerli bir nedenleri olmak zorundadır Bu nedenle Rahmi Koç’un “Sakallı ve bıyıklı olanları katiyen çalıştırmam” açıklaması ayrımcılık anlamına gelmektedir. 

(*) Şahin Çil, 4857 Sayılı İş Kanunu Şerhi, 1. Cilt, Ankara 2004, s. 555

(**) Aynı yerde, s. 531

Aziz Çelik: Kristal-İş Sendikası, Araştırma-Eğitim Uzmanı

Radikal / 10.07.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4