13.07.2008 07:19
Hürriyet’in ‘çuf çuf’ treni! - A. Can Demir
60 yıldır “Türkiye, Türklerindir” sloganını logosunun yanından eksik etmeyen Hürriyet gazetesinin ‘İnsan Hakları Treni’ yolda. “Sosyal sorumluluk”, “Farklılıklara saygı, ayrımcılığa son” gibi albenisi yüksek sözlerle süslenen “İnsan Hakları Treni”, Hürriyet’in kirli sicilini temizlemeye yetmiyor.
Medya baronu Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Hürriyet gazetesi, bu yıl 60. kuruluş yıldönümü kutlamasını, “imaj yenileme” çalışmasına dönüştürdü. İnsan Hakları Beyannamesi’nin de 60. yılı olmasından feyiz alan Hürriyet gazetesi, “Hürriyet Hakkımızdır” sloganıyla ‘İnsan Hakları Treni’ adını verdiği bir treni Anadolu’da dolaşıma soktu. Projeye göre, 1 Temmuz günü Kars’tan yola çıkan tren, 48 gün boyunca Edirne’ye kadar 44 ili dolaşacak.
“Türkiye, Türklerindir” sloganını 60 yıldır logosunun yanından eksik etmeyen Hürriyet gazetesi, “Sosyal sorumluluk”, “Farklılıklara saygı, ayrımcılığa son” gibi albenisi yüksek söylemlerle dolaşıma soktuğu treniyle, “uluslararası sözleşmelerden doğan haklar” konusunda toplumu bilinçlendirmeyi amaçladığını ilan ediyor. Hürriyet’in İnsan Kaynakları Merkezi yöneticileri ile bazı uzman ve akademisyenlerin de zaman zaman yolculuk ettiği trene, kimi zaman da Hürriyet’in köşe yazarları konuk oluyor. Aydın Doğan tekelinin televizyon kanallarının da özel programlarla sık sık reklâmını yaptığı ‘İnsan Hakları Treni’nde, “eğitim hakkı”, “zorla evlendirme”, “şiddetten uzak yaşama”, “farklılıklara saygı, ayrımcılığa son” gibi konular üzerinde durulduğu anlatılıyor.
TREN SİCİLİ TEMİZLEMEYE YETER Mİ?
Hürriyet gazetesi, 60. yıl vesilesiyle Anadolu’da dolaştırdığı ‘İnsan Hakları Treni’ne imajının yenilenmesi ve sicilin temizlenmesi açısından büyük anlam biçiyor. Ancak, bu kirli sicili, söz konusu tren temizleyecek gibi gözükmüyor.
Hürriyet gazetesinin kirli sicilinde iki tutum, hala hatırlanıyor. Bunlardan biri gazetenin 19 Aralık Cezaevi katliamı karşısında aldığı tutum, ikincisi de, “Kürtçe şarkıma klip çekmek istiyorum” diyen Ahmet Kaya’ya karşı geliştirilen siyasi linç kampanyasında yürüttüğü liderlik.
HÜRRİYET, MANŞET MANŞET KATLİAMI ÖRDÜ
Türkiye’nin siyasi tarihinde sorumlularının cezalandırılması beklenen en önemli katliamlardan biri olan 19 Aralık katliamında Hürriyet gazetesi manşetleri ile toplumsal rızayı oluşturdu.
Katliamdan 9 gün önce gazete, 10 Aralık 2000 tarihinde, 'Bu da L(açka) tipi cezaevi' haberiyle, cezaevlerinin tutukluların denetiminde olduğunu, buna da devletin artık “dur” demesi gerektiğini yazdı.
11 Aralık günü manşetine yine cezaevlerini çıkartan Hürriyet gazetesi, ölüm orucundaki tutukluların talepleri karşısında, “Emriniz olur” manşetini attı. Haberin devamında, tutukluların taleplerinin kabul edilemeyeceği öne sürülürken, ‘dişi teröristler’, ‘Kız erkek bir arada’ gibi kavramlar kullandı.
14 Aralık gününe gelindiğinde ise Hürriyet gazetesinin hedefinde, devlet ile tutuklular arasında arabuluculuk yapan heyet vardı. Tutuklularla görüşen heyette yer alan yazar Yaşar Kemal'in 'İçerdeki arkadaşlar' sözünü diline dolayan Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, 'içerdekilerin yandaşları' diye yazdı. Hürriyet'in bir başka yazarı Emin Çölaşan da aynı günlerde, Adalet Bakanı'nın 9 Aralık'taki “toplumsal mutabakat sağlanmadan cezaevleri açılmayacak” açıklamasını bile 'taviz' olarak görerek 'sokağa dökülen birkaç bin kişi yüzünden devletin geri adım atmaması gerektiği”ni söyledi.
Hürriyet gazetesi, katliamdan 4 gün önce ise, Adalet Bakanı'nın 'Devlet olarak elimizden geleni yaptık. Ölüm oruçlarının vebali başlatanlarındır' şeklindeki açıklamasını 'Vebaline katlanırlar' diyerek manşet yaptı.
Katliamın arifesinde ise Hürriyet gazetesinin manşetinde, F tipi övgüsü vardı. Hürriyet Almanya'da Amberg'de bir hapishanede yaptığını öne sürdüğü röportajı 'Bizde F Tipi için kuyruk var' manşetiyle haberleştirdi.
20 Aralık günü ise Hürriyet gazetesi, 19 Aralık katliamını “Devlet girdi” manşetiyle karşılıyordu. Cezaevleri konusunda devletçi yaklaşımını Hürriyet gazetesi sonraki yıllarda da sürdürdü.
AHMET KAYA’YA KARŞI SİYASİ LİNCİN BAŞINI ÇEKTİ
Hürriyet gazetesinin bozuk sicilinde öne çıkan bir başka konu da, Ahmet Kaya’nın siyasi linçe uğradığı sırada oldu. Ahmet Kaya, Magazin Gazetecileri Derneği'nin 12 Şubat 1999 tarihinde düzenlediği olduğu ödül töreninde, “Bir gün ben de Kürtçe bir şarkıma klip çekeceğim.” dedi. Olayın ertesinde Hürriyet gazetesinin manşeti; “Ayıp Ettin Gözüm” şeklinde oldu. 14 Şubat 1999 tarihindeki manşetin spotundaysa şunlar yazıyordu: “Ona Türk-Kürt diye bakmadık... Türküleriyle ağladık, güldük... TV'lerden evlerimize konuk ettik... Meyhanelerimizde rakı içtik... Sakalı, atkısı ve göbeği ile bizden biriydi çünkü... MEĞER ÖYLE DEĞİLMİŞ AHMET... Bebeğe, kadına, dedeye, askere kurşun sıkanlardanmış... PKK'lı AHMET... Yazıklar olsun...”
Sadece “Kürtçe bir şarkıma klip çekmek istiyorum” dediği için Ahmet Kaya’ya karşı yürütülen siyasi linç kampanyasının başını Hürriyet gazetesi çekti. Gazete, Temmuz ayında da Ahmet Kaya’yı hedef gösteren haberlerine devam etti. Hürriyet’in 20 Temmuz 1999 tarihli manşetinde “Vay şerefsiz” başlığı yer aldı. Anılan haberde Ahmet Kaya'nın bir fotoğrafı ve bu fotoğrafın arka fonunda ise bir Kürdistan haritası yer alıyordu. Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya bu “haritalı fotoğraf”ın fotomontaj olduğu iddiasıyla dava açtı ve sonuçta Ahmet Kaya beraat etti.
ANF / 13.07.08