Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
14.07.2008 07:43

Rusya dış politikada zor günler yaşıyor – Rahmi Yağmur

 

Rusya gerek 8 Temmuz’da ABD ile Çek Cumhuriyeti arasında imzalanan füze savunma sisteminin yerleştirilmesine ilişkin anlaşma ile Doğu Avrupa’da, gerekse de Gürcistan’ın NATO ya girme kararı ile Abhazya ve Osetya’da yaşadığı gerginliklerden dolayı Kafkaslarda ağır sorunlar ile karşı karşıya. Rusya iki gerginliği direk bir savaşa girmeden ama caydırıcılığını da göstererek kontrol etmek istiyor. Ama tüm bu gerginlikler Rusya’nın son 10 yılda iç politikada gösterdiği performansı dış politikada sergileyemediğini gösteriyor. Rusya Dış politikada gösterdiği yanlış yaklaşımlardan dolayı giderek eski egemenlik sahasını kaybetmeye ve uluslar arası alanda yalızlaşmaya başlıyor .

Son bir iki yıldır ABD ile Doğu Avrupalı ülkeler arasında müzakere edilen (FSS) Füze Savunma Sisteminin bir parçasının Çek Cumhuriyetine yerleştirilmesi konusundaki anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre Çekya’nın Güney Batısına yerleştirilen radarların Rusya’yı Urallara kadar izleyebileceğini ayrıca Rus uçaklarını ve balistik füzelerini izleme yeteneğine de sahip olduğu belirtiliyor. ABD bu FSS nin diğer bölümü olan 10 avcı roketini Polanya’ya ve bir kısım roket içinde Litvanya ile görüşmelerini sürdürüyor.

ABD ile Çekler arasında yapılan bu anlaşmayı Pravda gazetesinin yorumcusu Vadim Truxceya ABD ve Çekya’nın Rusya’nın yüzüne tükürmesi olarak dramatize etti. Çünkü İran’ın elindeki en gelişmiş Şahap 3 füzelerinin bile bu mesafeye ulaşacak kapasitede olmadığını, yani İran’ın elinde Doğu Avrupa’yı tehdit edebilecek roketlerin bulunmadığını, bu yüzdende bu sistemin direk kendi nükleer gücünü zaafa uğratan bir yapı olarak tasarlandığını belirtiyor.

DOĞU AVRUPAYA KARŞI ASKERİ TEDBİRLER

Rusya bu olaya karşı kendi Stratejik mantığını ortaya koydu ve buna karşı sadece diplomatik yolları değil çok sert askeri ve siyasi tedbirlerde alacağını belirtti. Bunun için ilk adım olarak taktik balistik roket sistemini, İskender balistik ve kanatlı roket sistemini, Tu- 22, M-3 bombardıman uçaklarını Çekya’ya yakın Galingrat’da ve Ural sahalarına yerleştirmeyi. İkinci adım olarak aynı savaş sistemini- eğer ikna edebilirse- Doğu Avrupa’nın içine uzanan Blarusya ’ya yerleştirmeye çalışacağını iddia ediyor.

FSS için Çekya hükümeti ile imzalanan anlaşmanın daha parlamentodan geçip resmileşmemesine ve yine Polonya ile daha herhangi bir anlaşma imzalanmamasına rağmen, Çekya’ya karşı ekonomik önlemler almaya başlarken söz ettiği askeri tedbirler içinde harekete geçti. Rusya’nın bu kadar hızlı hareket etmesinin sebebi ise eğer mümkünse anlaşmanın Çekya parlamentosundan geçmesini engellemek, değilse Polonya ile Litvanya’nın da aynı anlaşmayı imzalamasını önlemek.

Pentagon yetkilisi, 'Rusya'nın bu kavgacı söyleminin, bu sisteme katılan Avrupalıları kaygılandırmak amacıyla tasarlandığını varsaymaktan öteye gidemiyorum’ diyerek Rusya’nın bu söylemini bir blöf olarak değerlendirdi. Bu cevap ABD’ nin bu askeri sistemi Doğu Avrupa’ya yerleştirmekte ne kadar kararlı olduğunu ve Rusya’nın buna cevabının tehditlerden öteye geçemeyeceğini gösteriyor.

GÜRCİSTAN’A KARŞI KAFKAS ORDUSU

Rusya sadece doğu Avrupa’da değil Kafkasya’da da zor günler yaşıyor. Gürcistan’ın NATO üyeliği ve Abhazya, Osetya sorunlarından dolayı savaşın eşiğine gelmiş durumda. Rusya, Gürcistan’ın NATO’ girişini engellemek için gündeme getirdiği Abhazya ve Osetya’nın bağımsızlığı konusundaki gerginlik giderek artıyor. Gürcistan Rusya’nın bir savaşa hazırlık niteliği taşıyan askeri hazırlıklarının yanında her iki ülkede temsilciliklerini karşılıklı olarak çekti. Bu ilişkilerde kopma noktasına dolayısıyla her an bir çatışmaya açık hale gelme anlamına geliyor.

Şimdi Rusya ABD ve NATO tarafından desteklenecek bir Gürcistan ile çıkabilecek bir çatışmanın askeri stratejik mantığını oluşturmaya çalışıyor. Buna göre Rusya savaşa direk girmek yerine Gürcistan’a Karşı Kafkasya’daki, Dağıstan İnkuş, Kabardin ve Çeçen gibi halklardan oluşan insanları Abhazya ve Osetya ordularına gönüllü asker olarak katmak ve yine bu orduları teknik ve silah açısından desteklemek istiyor. Böylece Rusya’yı direk bir savaşa sürüklemek yerine farklı etnik yapılarla savaşı kontrol etmeyi düşünüyor. .

BASİT ÇIKARLAR VE TEHDİTLER ÜZERİNE KURULU BİR DIŞ POLİTİKA

Rusya, ABD ve NATO’nun Doğu Avrupa ve Kafkaslarda yayıldığını ve kedi sınırlarına dayandığını görerek yakınıyor. Rusya eski egemenlik sahası olan SSCB coğrafyasından adım adım sökülüp çıkarılıyor. Şüphesiz ki Dünyada yaşanan gerginlik ve çatışmaların birinci sorumlularının NATO ve ABD olduğu yolundaki genel kanı doğrudur. Ancak Rusya bu gelişmelerden ne bu iki gücü sorumlu tutup, dramatize edip kendini haklı çıkarabilir ne eski dostlarının kendine ihanet ettiğini söyleyerek kendini mahsum gösterebilir nede tehdit ve şantajlarla kendini sınırlandıran bu genişlemeyi durdurabilir.

Rusya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya ya dikilecek radar yada füzelerden çok bu iki ülkenin kendisine diklenmesinin yarattığı tehlikenin farkında. Ancak Rusya, ABD ve NATO gibi dünyada deşifre olmuş bir gücün nasıl olup tüm komşularını ele geçirip kendi sınırlarına dayandığını daha iyi düşünmek zorunda. Yani Rusya kendisinin bir kaç asırdır hakim olduğu bir sahadan adım adım çıkarılışını sebepleri konusunda dillendirmediği tek şey dış politikada gösterdiği başarısızlıktır. Yani Rusya Doğu Avrupa ve Kafkaslarda yaşadığı sorunların sebeplerini ve bunu önlemenin yollarını tartışırken saymadığı tek şey dış politikasını değiştirmek komşularını anlamaya çalışmaktır. Rusya bunun yerine NATO’yu ABD yi ve eski ortaklarını tehdit ederek ittifak kaybetmeye devam ediyor.

Şimdi Rusya bir türlü vazgeçemediği bu tehdit ve şantajlar sayesinde Doğu Avrupa ve Kafkaslardaki tüm komşularıyla düşman hale gelmiş durumda. Oysa unutulmamalıdır ki bu Rusya bu yaklaşımlarıyla sadece kendisinin asıl rakipleri olan ABD ve NATO’nun ekmeğine yağ sürmeye devam ediyor.

SİLAHLANMA YARIŞI SORUNLARI ÇÖZMEYECEK

Yine Rusya bu yaklaşımlarıyla Regen döneminde içine çekildiği bir oyunun içine yeniden çekiliyor. Rusya, ABD ve NATO ile bir silahlanma yarışını SSCB nin en güçlü olduğu Brajnev döneminde de denemişti. Eğer başarılı olsaydı o zaman başarılı olurdu ve bugün bu durumda olmazdı. Yani Rusya daha önce kaybettiği bir oyunun içine yeniden çekilmek üzeredir.

Peki, Rusya içerde bu kadar güçlenirken dış politika da nasıl bu kadar başarısız olmayı başardı. Başta bu devasa ülke kapitalizme kendini kötü ve yanlış kaptırdı. Rusya kendisine birkaç asırdır ortaklık eden dostlarına karşı aşırı ve kısa süreli pragmatik ilişkilere girdi. Kendisine en yakın ve dost ülkelere bile kaba bir emperyal ve sömürgeci mantıkla yaklaştı. En sonun da Blarusya ile Ermenistan’ı bile bezdiren bu yaklaşımlarını sürdürmekte ısrar etti. Oysa kendi ittifakı olan bu komşu ülkeler SSCB nin yakılışın dan bu yana hala tam olarak toparlanmış değillerdi.

Rusya bu ülkelere destek vererek toparlanmalarını sağlamak yerine bundan yararlanarak ekonomilerini ele geçirmeye, çalıştı. Yani ABD emperyalist değil mi? Elbette ki öyle ama ABD bir kaç asırlık imparatorluk deneyimine dayanarak bunu çok daha sistematik ve ustalıklı yapıyor. Oysa Rusya ABD’nin bu emperyal yaklaşımın yanlış yorumlayarak yanlış uyguladı. Bunun birlikte Komşularıyla yaşadığı sorunları sürekli ekonomik veya askeri yaptırımlarla çözmeye yada tehdit ve kaba güçle halletmeye çalıştı. Tüm bu yaklaşımlar Rusya’yı giderek eski ittifaklarından uzaklaştırmaya ve dünya politikasında yalnızlaşmasına yol açtı.

Şu da unutulmamalıdır ki dış politikada yalnızlaşmadan sonra gelecek olan içerde parçalanmadır.

ANF / 14.07.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4