Ana Sayfa / Basın / 
07.09.2008
14.07.2008 06:36

ÖSS skorcularına gıcık olmak - Nur Çintay A.

 

Bütün gazetelerde aynı ilan. Fotoğraf mı daha itici, slogan mı, yoksa durum mu, karar vermek zor.

Fotoğraf: Göğsü damgalı tişörtüyle genç bir çocuk, iki yanında kenetlendiği iki adam: Bize göre soldaki nispeten nötr duruşlu.

Kısa kollu pijama gömleğinin cebine tükenmezleri dizmiş halde sağda duranın ise

coşkusu, gösterme arzusu, omuza kol atarkenki böbürlenmesi, ‘babalanması’, resimden üstümüze çullanıyor. Arkalarındaki duvar komple damga: “Berk” dersanesi.

Slogan: Çift tırnak içine alınan Berk’in sol tırnağı üst köşede, sağ tırnağı ise altta,

aşağıda, en son ilkokuldan hatırladığımız bir uygulama. Slogansa büyük harflerle ve nedense bitişik yazılıyor: ÖZELLEREÖZEL.

Sonra da iftiharla sunuyor dershane Berk, ürün Berk’i: “Öğrencimiz Çağrı Berk Onuk, 2008 EA2 ve SÖZ2 puanlarında Türkiye 1.si olmuştur. Tebrik ederiz.”

Durum: Öğreniyoruz ki ürün Berk’in proje danışmanlarından soldaki dershane sahibi, sağdaki de babası. Eşit Ağırlık-2 ve Sözel-2 puan türü birincisi olan Berk, geçen sene Sözel-2’de ikinci olmuş, şu anda da zaten Princeton’da okuyormuş!

Böyle bir spor eğilimi baş göstermiş meğer: Geçen yılın derece yapanları yeni derece derdine düşmüş. Skor peşine. Geçen seferki birinci bu defa ikinci olduğu için burukmuş mesela!

Kimse onlara söylemiyor mu: Skorculuk sevimli bir şey değildir. Skorcular sevilmez. Hele ki ağır reklam rayihası yayanlar...

Genç ve zeki çocuklar bunlar. Tabii ki başarılı olsunlar. Ama böyle hırs yapıp bi daha bi daha çentik hesabı tutmalar, imaj kampanyalarından alınan hazzı gemleyememeler filan, insanın hatırlatası geliyor: Ders notu, okul takdiri, ÖSS puanı, mezuniyet derecesi, bunlar bir yere kadar. Sonraki hayatsa başka bir şey.

Klasikleri ‘yeniden’ okumak

Bir tanıdık var, ha bire Dostoyevski’den, Çehov’dan filan bahsedip birtakım klasik isimleri vererek onları ‘yeniden’ okuduğunu söylüyor. Gerçekten yeniden mi okuyor yoksa yeni mi okuyor, bunu çok düşündüm.

Demin de bir arkadaşım bendeydi,

birtakım klasikleri çocukken okumamış olmaktan çok utandığı için şimdi okuduğunu

anlattı. Bu bana daha yakın.

Italo Calvino, YKY’den çıkan ‘Klasikleri Niçin Okumalı’sının kitapla aynı adı taşıyan ilk bölümünde “Klasikler, haklarında asla ‘okuyorum’ sözünü değil, genellikle ‘yeniden okuyorum’ sözünü işittiğimiz kitaplardır” diyor. “En azından ‘çok okumuş’ olduğu kabul edilen kişiler arasında olur bu; dünyayla ve dünyanın bir parçası olarak klasiklerle karşılaşmanın tam da ilk karşılaşma olması nedeniyle değerli olduğu gençlik için geçerli

değildir. ‘Okumak’ fiilinin önündeki ‘yeniden’ sözü, ünlü bir kitabı okumadıklarını itiraf etmekten utananların küçük bir ikiyüzlülüğü olabilir. Onları rahatlatmak için şunu belirtmek yeterli olacaktır: Bir bireyin ‘oluşum dönemindeki’ okumaları ne kadar kapsamlı olursa olsun, her zaman okuyamadığı çok sayıda temel yapıt kalır geriye.”

Calvino, bir de liste veriyor ki...

Klasikler listesi, sevdiklerinin listesi, kimi niye sevdiğinin uzun bir listesi... Cehaletini

vursa da insanın yüzüne, bir tekerleme gibi okuması bile güzel:

“Öncelikle Stendhal’i severim, çünkü yalnızca onda bireysel ahlaki gerilim, tarihsel gerilim, yaşam atılımı bir bütün oluşturur: Romanın çizgisel gerilimidir bu. Puşkin’i severim, çünkü berraklık, ironi ve ciddilik demektir. Hemingway’i severim, çünkü yalınlık, abartısızlık, mutluluk arzusu, hüzün demektir. Stevenson’u severim, çünkü sanki uçar. Çehov’u severim, çünkü gittiğinden daha öteye gitmez. Conrad’ı severim, çünkü derin sularda seyreder ve batmaz. Tolstoy’u severim, çünkü kimi zaman ‘hah, şimdi anlıyorum nasıl yaptığını’ duygusuna kapılırım, oysa bir şey anladığım yoktur. Manzoni’yi severim, çünkü düne kadar nefret ediyordum. Chesterton’u severim, çünkü Katolik Voltaire olmak istiyordu, ben de komünist Chesterton olmak istiyordum. Flaubert’i severim, çünkü ondan sonra artık onun gibi yapmayı düşünemez insan. ‘Altın Böcek’in Poe’sunu severim. ‘Huckleberry Finn’in Twain’ini severim. ‘Cengel Kitapları’nın Kipling’ini severim. Nievo’yu severim, çünkü birçok kez yeniden okuyup ilk okumamda aldığım zevki aldım. Jane Austen’ı severim, çünkü asla okumam, ama var olmasından memnunum. Gogol’u severim, çünkü açıkça, kötülükle ve ölçüyle çarpıtır. Dostoyevski’yi severim, çünkü tutarlılıkla, öfkeyle ve

ölçüsüzce çarpıtır. Balzac’ı severim, çünkü kâhindir. Kafka’yı severim, çünkü gerçekçidir. Maupassant’ı severim, çünkü yüzeyseldir. Mansfield’ı severim, çünkü zekidir. Fitzgerald’ı severim, çünkü halinden memnun değildir. Radiguet’yi severim, çünkü gençlik geri gelmez bir daha. Svevo’yu severim, çünkü yaşlanmak da gerekir...”

Calvino’nun kitabı, klasikleri okuma iştahı uyandırıyor. ‘Yeniden’ tabii. He he he!

Radikal / 14.07.08


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5