Ana Sayfa / Basın / 
12.10.2008
15.07.2008 07:21

ABD’yle İsrail’in İran savaşı medya üzerinden başladı – Kuds-Ül Arabi

 

Savaşlar her zaman gerilimin medya üzerinden tırmandırılmasıyla başlarken, İran’la ABD ve İsrail arasındaki karşılıklı tehditler, İran’ı vuracak füzelerin hazır hale getirilmiş olabileceğini gösteriyor

Bush yönetiminin İran’ın nükleer programının imha edilmesi yönündeki süregelen tehditlerinin hayata geçirilmesi amacıyla düzenlenecek askeri operasyonlara yönelik

hazırlık bağlamında, ABD’yle İran arasındaki medya savaşı kızışıyor. İsrailli yetkililer, Washington’daki İsrail lobisinin deneyimlerinden destek alarak, İran’ın şeytanlaştırılması amacıyla yoğun medya kampanyaları örgütleme noktasında en faal isimler. İsrail lobisi, Amerika’daki çeşitli televizyon kanalları, gazete ve radyolarda en etkin medya kollarına sahip.

Nükleer tesislerinin yarattığı tehlikenin yanı sıra Tel Aviv’e ulaşabilecek nükleer başlıklarla bomba üretimine yaklaştığı gerekçesiyle İran’a karşı savaş davullarının çalınması,

Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın İsrail’i haritadan silme yönündeki açıklamalarına ve İran’ın nükleer programının bölge ve Batı dünyası üzerinde yarattığı tehlikenin büyütülmesine yoğunlaşan hamlelerin bel kemiğini oluşturuyor.

İsrail bakanlar kurulu üyesi olan ve İran’ın nükleer dosyası konusunda ABD yönetimiyle ‘eşgüdüm komisyonu’nda İsrail tarafının başkanlığını yapan İran kökenli General Şaul Mofaz, İran’a karşı savaş davulunu çalan ilk isim oldu. Mofaz bir gazete söyleşisinde, ABD bu adımı atmazsa İran’ın nükleer tesislerini imha görevini İsrail’in kendisinin üstleneceğini ifade etti. Amerikan Genelkurmay Başkanı Oramiral Mike Mullen, İsrailli meslektaşlarıyla İran dosyasını masaya yatırmak için bir araya gelmek amacıyla Tel Aviv’i ziyaret etmekte. Bu ziyaretin, İran’a yönelik muhtemel operasyonun nasıl yöneltileceğine dair iki ülke arasındaki askeri eşgüdüm çerçevesinde yapıldığını düşünen gözlemciler var.

ABD’nin, Irak savaşını savunanların başında gelen eski BM daimi temsilcisi

Bolton, Amerikan hükümetinden Tahran’ı bombalamasını ve nükleer tesislerinin

yerle bir edilmesini istedi. Bolton’a göre bu savaşın en önemli gerekçesi İran’ın nükleer silaha sahip olması ve eski BM temsilcisi savaşın Amerikan seçimleri sonrası başlayacağı tahmininde bulunuyor.

İran da aşağı kalmıyor

İranlılar da konumları gereği aynı piste girmekte, düşmanlarına epey büyük zararlar verebilecek Hürmüz Boğazı’nı kapatmak ve uluslararası petrol akışını engelleme tehditleriyle, kendine güvenini ve misilleme gücünü yansıtan açıklamalar yapmakta tereddüt etmedi. Belki de en belirgin tehdit, General Mir Faysal Bakırzade’nin, İran’ın askeri saldırılara maruz kalması durumunda düşman askerleri gömmek için sınır bölgelerinde 320 bin mezar kazma kararı aldığını belirtmesiydi. Bu açıklama İran Devrim Muhafızları Komutanı General Muhammed Ali Caferi’nin yaptığı ve Tel Aviv’i herhangi bir saldırıda bulunma aptallığına karşı uyarıp, İsrail’in İran füzelerinin menzilinde olduğunu teyit ettiği açıklamalarını tamamladı.

Savaşlar her zaman medya üzerinden yaşanan bir tırmanmayla başlıyor. İran’la ABD ve İsrail arasındaki bu karşılıklı tehditler, İran’ı hedef alacak hava saldırılarını başlatmak için bombaların hazır hale getirilmiş olabileceği mesajını veriyor. Buna karşın, İranlılar da sadece bu bombardımanlara karşı koymaya değil, aynı zamanda gerek Irak’taki (Amerikan güçleri) gerekse de İsrail’deki düşmanlarına binlerce bomba yağdırmaya, her gün

18 milyon varil petrolün dış dünyaya çıktığı Hürmüz Boğazı’nı kapatmak suretiyle Körfez’deki bütün petrol trafiğini felce uğratmaya hazır. (Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 30 Haziran 2008)

Radikal / 15.07.08


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2