17.07.2008 04:37
Kaos Arapları kendine getirebilir – Şefik Nazım El Gabra
Ortadoğu’nun her yanı ihtilaflara sahne olurken, gelecek savaşın nerede ve kimler arasında çıkacağından söz ediliyor. Bu karmaşa fırsat barındırıyor olabilir; tarihte zarar gören halklar ayağa kalkıp ölüme nokta koydu
Ortadoğu’daki bütün şartlar şiddet ve çekişmeyle belirleniyor. Zira İran’a yönelik muhtemel bir savaş söz konusuyken, ılımlılığıyla tanınan eski İran cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi gelecek seçimlerde İran’da cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.
Lübnan’daysa, ülkenin kuzey bölgelerindeki çatışmalar, hükümetin oluşturulmasındaki zorluk ve İran’a yönelik muhtemel savaşın Lübnan’a yansıması meselesi arasında devam eden bir kriz yaşanıyor. Bunun yanı sıra, Lübnanlı liderlerin Katar’da yaptığı anlaşmayı izleyecek bir çözüme varma yönündeki girişimler söz konusu.
Irak’taysa, hükümetin çatışmaların yarattığı karmaşanın ortasında gücünü kanıtlama girişimiyle, sokak dili arasında gerginlik var. Gazze’de Hamas İsrail’le ateşkes anlaşmasına varıyor ve Fetih’in desteklediği el Aksa Tugayları, İsrail’e füze fırlatarak bu ateşkese tepki gösteriyor. İsrail’se, yerleşim birimlerini genişletmesine ve siyasetini uygulamayı sürdürmesine destek veren Filistin bölünmesine seviniyor.
Balkanlar’a benzedik
Suudi Arabistan’da, silahlı eylemde bulunma niyetindeki cemaatlere mensup olan yüzlerce kişi ortaya çıkarılıyor. Bu durum, terör olgusunu bu dereceye kadar genişleten ve çok sayıda insanın ulusal kurumları havaya uçurma fikri altında toplanmasına yol açan sebepler hakkında soru işaretleri oluşturuyor.
Mısır’da insanlar yakın gelecekle ilgili sorgulamaların ortasında, mevcut ekmek kriziyle ilgili farklı düşünüyor. Her Arap ülkesinde hükümet yanlıları ve karşıtları arasında yaşanan bir şiddet hikâyesi var.
Bir diğer hikâyeyse, dinin muhalefetle, dindarlaşmanın karşı çıkmakla ve devletin kalkınmayla ilişkisi hakkında. Her Arap ülkesinde, ulusal uzlaşıyı yapılandırma ve iç dengeleri muhafaza etme noktasında bir sorun yaşanıyor. Yine her Arap ülkesinde, krizin, boykotun, bölünmenin ve işlemezliğin bir projesi var...
Doğu adeta devletleri başarısız kılmanın, rejimleri devirmenin, hükümetleri sona erdirmenin ve projeleri ortadan kaldırmanın bir alanı haline geldi. Araplar dört bir yanda, son savaşın sebeplerini, kötü sonuçlarını, bir sonraki savaşa yönelik tahminleri ve daha kötü sonuçları sorguluyor. İlk savaşta acaba kim düşecek ve kim sonuna kadar ayakta kalacak? Savaş sonrası ne olacak?
İnsanlar soruyor: Bir sonraki savaş İran’la mı, yoksa Hizbullah, Filistin veya Suriye’yle mi yaşanacak? Ya da bunlardan bazıları veya hepsiyle mi? Sıcak yaz veya soğuk kıştan konuşmak gibi gelecek savaş hakkında konuşmak da, silahların arkasındaki dünyamız için kabul ettiğimiz tablonun bir parçası halini aldı.
Bizler yaklaşık 20 yıl önce bölgenin ‘Balkanlaşması’ndan söz ediyorduk. İşte şimdi bu bölge Balkanlar’a ve oradaki savaşlara benziyor. 20 yıl önce de dini aşırılığa, bölge ülkelerinin sorumluluklarını yerine getirmekte geri adım atmalarına ve Arap-İsrail çekişmesi ortasında yönetimlerin başarısızlığına dair uyarılarda bulunuyorduk. Öfkenin Arap dünyasını ele geçirmesinin, açlığın ve yoksulluğun Arap dünyasındaki halkların çoğunu kontrol altına aldığının uyarısını yapıyorduk.
Şu an yaşadığımız krizler 1967 savaşıyla birlikte başladı. Bir savaştan diğerine, bir iç savaştan diğerine, bir direnişten diğerine geçtik. Silah toplumların süsü olmaktan çıkıp, toplumlara diz çöktürmenin aracına dönüştü. Ulusal bağımsızlıktan aşiret ve mezhep temelinde bölünmeye taşındık.
Son 40 yıl boyunca ne elde ettik?
Latin Amerika kendini kurtardı
Bu şartların sürmesi, Arap ülkelerinde daha fazla endişeye yol açacak. Yani Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve bazı diğer Arap ülkelerinde gördüğümüz kalkınmaya rağmen, bu karmaşa herkese uzanacak. Suudi Arabistan’da yaşananlar ve yaşanacaklar, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve Ürdün’de etkisini gösterecek. İran’da yaşanacaklar Kuveyt, Bahreyn, Körfez ülkeleri, Irak ve Filistin’e yansıyacak. Filistin’de yaşananlar bütün İslam ülkelerinde etkisini gösterecek.
Peki bütün bu şartların ortasında fırsatlar da var mı? Evet, var. Karmaşa kanalıyla sistemin iradesi ortaya çıkabilir. Asya’yı, Vietman savaşını, 1950 ve 1960’lardaki Kamboçya’yı, 1970’lerdeki Latin Amerika deneyimlerini, Avrupa’nın 1. ve 2. dünya savaşlarındaki halini hatırlarsak, zarar gören halkların nihayetinde ayağa kalkıp ölüme nokta koyduğunu göreceğiz. (Kuveyt gazetesi Reyüllam, 29 Haziran 2008)
Radikal / 17.07.08