Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
19.07.2008 06:52

Hakkari-Yüksekova hattındaki bombalamaların perde arkası-2 - Umut Akpınar

 

Kontrgerillanın Hakkari ve Yüksekova'da yürüttüğü ajan faaliyetlerinin ikinci bölümünde, sınır kesiminde yaşanan infazlar, JİTEM örgütlenmesi ve suikast planları var. HPG şehir gerillalarınca yakalanan Ajan İdris Özer'in itiraflarında Hakkari ve Yüksekova'da gizli kalmış birçok olay gün ışığına çıkıyor. Yüksekova'da 2006 yılında yaşanan bombalamaların iç yüzü, Otluca'da alınan eğitim, Umut Kitapevi Seferi Yılmaz'a yönelik saldırı planının perde arkası, öğrenci servislerine yapılamak istenen saldırılar ve DTP İl Başkanı ile Hakkari eski Belediye Başkanı Metin Tekçe'ye yapılmak istenen suikastin planları.

ANF'nin dün yayınladığı itirafların ikinci bölümünde, ajanlaştırılan ve gerilla saflarına gönderilen İdris Özer'in anlatımları devam ediyor. Deşifre edildikten sonra itiraflarda bulunan ajan İdris Özer de, diğer ajanlar gibi eğitimini Otluca'da bulunan askeri kışlada yapar. Burada Oktay ve İsmail adlı JİTEM elemanları dışında Nalan olarak kendini tanıtan bir kadın polisten de eğitim alır:

Yaklaşık bir buçuk ay Otluca'da eğitim gördüğünü belirten Özer, Otluca Tugayı'nda M-16, Kalaşnikof gibi silah eğitimin yanında spor eğitimi de alır.  Boks, karate gibi dövüş sporu eğitimlerini Askeri Tugay'da Oktay ve İsmail adlı kişilerden aldığını anlatan İdris Özer orada yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Bazen kendi elemanları da geliyordu. Bu elemanlar da bu arazide spor yapıp eğitim yapıyordu. Ondan sonra eğitim sahasına "Nalan" adını kullanan bir tane polis geliyordu. Nalan şimdi Batman'da. O da aynı işine devam ediyor eğitim veriyordu. Başka eğitim yeri, bir de emniyetin alt katında var.  Daha sonraları Tugay'dan başka bir yere taşınacaklarını söylüyorlardı. Orada Özel Harekat'ın koruması altında olduğu bir yerde eğitimlerine devam edeceklerdi."

"BOMBALAMALARIN ARKASINDA BİZ VARDIK"

Ajan İdris Özer katıldığı infazın ardından Hakkari ve Yüksekova'da bir çok bombalama eylemi içerisinde de yer aldığını anlatıyor. Bölge illerinde gerçekleşen bu tür bombalamaların arkasında kendilerinin ve kendileri gibi görev yapan çok sayıdaki JİTEM birimlerinin olduğunu belirten Özer'e göre bu bombalamaların hemen hepsi de PKK'nin üzerine atılarak halkı PKK'den soğutmak amaçlanıyordu.

FERZENDE YILMAZ'IN DÜKKANINA KOYULAN BOMBA

Özer, Oktay isimli polis ile Ferzende Yılmaz'ın dükkanının önüne bomba bıraktıklarını itiraflarında şöyle dile getiriyor: "Ferzende Yılmaz'ın dükkanın önüne bomba konulacaktı. Bunun yurtsever biri olduğunu, kardeşinin dağda olduğunu söylediler. O bombayı da benle Oktay birlikte bıraktık. Bomba sabaha karşı patlatıldı. Sadece dükkana zarar verildi."

"İRAN PASAJI BOMBALANMALI"

Cinayet şebekeleri istihbaratçılar Özer'in anlattığına göre İran pasajını da bombalamak istiyordu. Amaç ise buranın "yurtsever" esnaflardan kurulu olduğunun mimlenmesiydi. PKK'ye yardım yapıldığı ve herhangi bir basın açıklamasına pasajdaki dükkanların kepenk kapatması, buranın bombalanması JİTEM elemanları için geçerli bir nedendi.

‘BOMBAYI OKUL SERVİSLERİ GEÇERKEN PATLATACAKTIK

Hakkâri'de yurtsever olarak tanınan ve bilinen bazı Kürt şahsiyetlerini hedefleyen saldırılar içerisinde yer alan İdris Özer ve ekibi, bunların dışında kimi komplo senaryolarının da mimarı olarak dikkat çekiyor. Özer'in itiraflarına göre çeşitli askeri hedeflere saldırı yapılacakmış süsü verilerek sivilleri hedef alan bombalamalar gerçekleştiren ekip, böylelikle bu saldırıdan halkın PKK'yi sorumlu tutacağını ve sivillerin ölümünde dolayı halkın PKK'den soğuyacağını düşündüklerini anlatıyor.

"Bir ara bu askerlik şubesinin önüne bir bomba konulup patlatıldı. Gerginlik yaratmak istiyorduk. Bunu da PKK'ye mal etmek için yaptık. Daha sonra Hakkari'de su deposunun altında patlatılan bombayı da ben ve Oktay bıraktık. Sözde PKK'liler oradan geçecek olan Tugay Komutanı'nın geçişi sırasında patlamak üzere bomba koymuş gibi yansıtacaktık. Ama biz o bombayı okul servisleri geçerken patlatacaktık. Sonra bu olayı PKK'ye yıkacaktık. Halk da PKK'ye tepki duyacaktı. Amacımız, buralarda çok PKK yandaşları vardı. Onları korkutacak ve PKK'den soğutacaktık. Bu amaçlanıyordu" diyen ajan Özer, JİTEM'in bölgede yapılan bir çok saldırı ve bombalamayı nasıl PKK üzerine yıktıklarını anlatıyor.

‘BOMBAYI BEN KOYDUM BAŞKASINI YAKALADILAR’

Hakkari Adliye Binası'na bırakılan bombanın da kendisi tarafından bırakıldığını,  ancak başkasının yakalandığını anlatan Özer, bu saldırıya ilişkin şu çarpıcı itiraflarda bulunuyor: "Bir akşam üzeri Oktay benim eve gitme vaktimde bana bir poşet verdi. İçinde iki el bombası vardı. Bunu geçerken adliyenin kenarında bir taşın altına bırakmamı söyledi. Ben de dediğini yapıp ablamlara gittim. O zaman ablamlarda kalıyordum. Evleri Adliye Sarayı'na yakındı. Ben bombayı bırakıp gittikten sonra Hakkari'de birini "adliyeye suikast düzenleyecek" diye birini yakaladılar. Bombayı ben koydum, başkasını yakaladılar."

TAHİR BASKIN’IN OTOBÜSÜNE BOMBA

Bombalı saldırılar bununla da sınırlı değil. Özer itiraflarında Tahir Baskın'ın otobüsüne de bombayı kendilerinin koyduğunu belirterek şunları dile getiriyor:  "Bu Tahir Baskın'ın otobüsüne bomba koyma işini de biz yaptık. Onun nedenini bilmiyordum. Oktay’la birlikte yapmıştık."

12 AÐUSTOS'TAK HATIRLANMAYAN İNFAZ

İdris Özer, bu tarihlerde tam olarak 12 Ağustos 2007 tarihinde de bir infazın gerçekleştirildiğini söylüyor ve bu infaz edilen kişinin ismini hatırlamadığını, kendisinin bu infazda yer almadığını iddia ediyor: "Ondan sonra 12 Ağustos'ta ismini hatırlamadığımı birini daha infaz etmiştiler. Ama ben hatırlamıyorum. Ben bu infazda yer almamıştım."

"ASKERİ OPERASYON İÇİN BENİ İSTEDİLER"

İçerisine girdiği örgütlenme faaliyetini JİTEM olarak tanımlayan Özer, kendisinin Oktay'ın sorumluluğunda olduğu time bağlı olduğunu, bu timin de JİTEM'e bağlı çalışan Emniyet istihbarat birimi olduğunu belirtiyor. Bu çalışmalar süresince Jandarma ile de birlikte çalışan Özer, askerlerin yaptığı bir operasyona katılışını da şöyle anlatıyor: 

"Askeri operasyona bir kere tek çıktım. Kavaklı operasyonuna çıkmıştım. Bazı kişiler gelip beni gördüler. Bu kişiler sürekli kumar oynar içki içerdi. Böyle parasız kalınca bir bilgi ya da istihbarat karşılığında gelip para alırlardı.  O gün de İl Jandarmaya gidip bilgi verip para alacaklardı. Berçelan'da 7 kişilik bir grubun olduğunu bu grubun düzenli olarak köye gidip geldiklerini söyleyeceklerdi. Bende onlarla İl Jandarmaya gittim. Gittiğimiz zaman geceydi. Orada nöbetçi olan Hasan başçavuşa gidip bilgiyi verdiler. Hasan başçavuş da şu an orada kimsenin olmadığını, yarın gelmelerini söyledi. Ama 'yarın gelirken İdris’i beraberinizde getirmeyin' dedi. Hasan başçavuş beni tanıyordu. Daha öncesinden Oktay'ın yanında görmüş ve araştırmıştı. Beni operasyona çıkarmak istiyordu ama o iki kişinin bilmesini istemiyordu. Ondan sona beni Emniyet İstihbarat Müdürü olan Ramazan müdürden istediler. Hasan başçavuş 'biz onun Kavaklı'lı olduğunu biliyoruz. Biz Kavaklı'ya operasyona gideceğiz. Korucularla operasyona gittiğimizde önce PKK'ye haber veriyorlar ve operasyon boşa çıkıyor. İdris oraları biliyor bize yardımcı olabilir' deyip istemişlerdi beni. Oktay beni İl Jandarma'ya götürdü. Bana, 'seni operasyona götüreceğiz. Kavaklı'yı sen biliyorsun sana yardımcı olacağız, ne istersen vereceğiz, yeter ki sen de bizimle gel dediler. Biz korucuları götürmeyeceğiz korucular bize ihanet ediyor.

İl Jandarmada önce misafirhanede yemek yedik beraber. Gittik Hasan başçavuş odasında kaldık. Odasında  "İstihbarat İl Jandarma" yazıyordu. Üçüncü katta solda üçüncü oda onundu. Daha sonra sohbet ettik. Benimle ilgili sorular soruyorlardı. Ben de cevap verdim. Beni tanımak istiyorlardı. Daha sonra askeri elbise verdiler, bot verdiler, bir tane de kalaşnikof tüfek verdiler. Akşam geç saatlerde köye doğru yola çıktık. Bilerek gece çıktılar. Gizli bir operasyon yapmak istiyorlardı. Köylüler görseydi eğer gerillalara haber verebilirlerdi. Kavaklı'ya doğru gittik. Bir iki gün arazide kaldıktan sonra geri döndük. Herhangi bir çatışma çıkmadı, kimse ortalıkta yoktu."

“500 MİLYON PARA CEBİME KOYDULAR”

İdris Özer, Kavaklı'ya askerler ve JİTEM elemanları ile birlikte gittiği operasyonun ardından JİTEM müdürü olarak bildiği Seferi Binbaşı ile tanışır.

"İl Jandarmaya geri döndük orada beni aşağıya bir yere götürdüler. Beni Seferi Binbaşı ile tanıştırdılar. Seferi Binbaşı 1.70 boylarında, kır saçlı biriydi. Bildiğim kadarıyla o oradaki JİTEM'in müdürüydü. Seferi Binbaşı bana 'seninle daha çok iyi işler yapacağız, tam aradığımız adamsın' gibi şeyler söyledi. Beni epey övdü. Ben kız kardeşimin hasta olduğunu söyledim. Yüksekova'ya gideceğimi belirttim. Çıkarıp bana 500 milyon para verdiler" 

"GECE BASKIN YAPACAKTIK"

İdris Özer, Oktay'ın sorumluluğundaki İsmail adlı polis birlikte ev baskınlarına da katıldıklarını belirterek, yapılan baskınlar hakkında şunları anlatıyor:

"Bir keresinde de Berçelan^'dan gelen iki gerillanın Kıran'da kaldığını öğrendik. Bu olaydan bir hafta önce Oktay gelip bana, 'böyle böyle iki kişi gelmiş bunların nerede olduğunu biliyor musun?' dedi. 'Yok' dedim.  O da, 'ben biliyorum, yakında görürsün' dedi. Bir iki gün aradan geçtikten sonra Kıran'da çatıda saklanan iki gerillayı yakaladık. Bunlardan biri ev sahibinin oğluydu. Gece baskın yapacaktık ama Emniyet mMüdürü ve Alay Komutanı kararı değiştirdi. 'Akşam belli olmaz çatışmaya girilebilir' diye sabah erken saatlerinde baskını yaptık. İkisini de yakaladık."

Ajan İdris Özer içerisinde bulunduğu ekibin korucularla ilgili bazı planlar içerisinde olduğunu da belirtiyor. Kimi korucu başlarıyla konuşan Oktay adlı grup sorumlusu İdris Özer ile yaptığı konuşmalarda korucuların bir çoğunun PKK ile çalıştığını ve bir çoğunun ölümü hak ettiği sık sık vurgular.

"Devletin korucular üzerinde başlatmaya çalıştıkları bir imha operasyonu da vardı. Korucuların artık PKK ile işbirliği içerisinde çalıştıklarının ortaya çıktığını ve operasyona çıkmak istemediklerini belirtiyorlardı. Korucu başlarından Tahir Adıyaman ve  Hasan Çulan'ın da bu operasyondan haberleri vardı. Onlarla da konuşmuşlardı. Hatta hedefteki korucuların isimlerini bunlar verecekti. Bunları öldürüp PKK’nin üzerine atacaklardı."

"ŞEMDİNLİ EYLEMİ YARIDA KALSAYDI, İKİNCİ TİM HAZIR BEKLİYORDU"

Hedefte Seferi Yılmaz ile birlikte Sabahattin Suvağcı ve Hakkari eski belediye başkanı Metin Tekçe'nin de olduğunu belirten Özer, Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalaması eyleminin ilginç ayrıntılarını da anlatıyor.

Şemdinli olayını yapan timin askeriyeye bağlı JİTEM timi olduğunu belirten Özer, ikinci timin hazır beklediğini ve eylem kararının birinci timden çıkması halinde, saldırıyı kendi timlerince yapılacağını anlatıyor.

SIRADA DTP İL BAŞKANI VE BELEDİYE BAŞKANI VARDI

Özer, Şemdinli'de Umut Kitabevi'ne yönelik eylemin başarılı geçmesi halinde sırada başka eylemlerin de geleceğini belirterek, "Bu saldırının başarılı olması durumunda DTP il başkanı Sabahattin Suvağcı ve DTP'li belediye başkanı Metin Tekçe öldürelecekti. Bu emri ben yerine getirecektim" diye anlatıyor.

Özer, Suvağcı ve Tekçe'ye yönelik eylem planını da şöyle anlatıyor: "Bir de Şemdinli olayı vardı. Bu olayda aslında hedefte Seferi Yılmaz'ın yanı sıra Metin Tekçe, bir de Sabahattin Suvağcı vardı. Sabahattin Suvağcı DTP il başkanı olduğu için, Metin Tekçe'de Belediye Başkanı olduğu için eylem yapılacaktı. O zaman Sabahattin Suvağcı'nın Toyota marka otomobili vardı. Niyetleri C-4'ü arabasının arkasına yerleştirmekti. Arabası sürekli evinin önünde duruyordu geceleri. Onun arabasına orada bombayı koyacaktım.

Metin Tekçe'ye ise silahlı suikast yapılacaktı. Onu da bana yaptıracaklardı. Metin Tekçe eve giderken yolda öldürülecekti. Ondan önce Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin olayı patlak verdi. Ama başaramadılar ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bu yüzden diğer planlar da ertelendi."

ANF / 19.07.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4