Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
25.07.2008 06:59

Fethi Naci! – Necati Doğru

 

Adana’dan İstanbul’a üniversiteye okumaya gelirken bizim İşçi Partisi’nin (TİP) İl Başkanı rahmetli Cenan Bıçakçı, “Fethi Naci ağabeyi bul. Çok iyi sosyalisttir. Bizim partinin üyesidir, sana yön çizer, kendini yetiştirmen için hangi kitapları okuyacağını söyler” öğüdünü vermişti..

Onu bulmuştum.

Ama utanmıştım.

Kendimi tanıtamamış, sanki hak etmediğim bir şeyi istiyormuşum gibi “Cenan Bıçakçı’nın selamını” götürememiştim. Fakat Ant Dergisi ile Sosyal Adalet Dergisi’nde, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarını okuyordum, Gerçek Yayınevi’nden çıkan “100 soruda” serisinden kitapları başucu yapmıştım.

O ekonomistti.

İktisat okumuştu.

Bir gün, gazeteler henüz Cağaloğlu’ndan plazalara taşınmamışken, galiba Demirtaş Ceyhun ile Hasan Pulur’un da bulunduğu bir sohbet sırasında “ekonomiye ne kadar hâkim olduğunu” hayranlıkla görmüştüm.

Ricardo’yu anlatıyordu.

Bu büyük İngiliz iktisatçının “mukayeseli üstünlükler” teorisini Türkiye’deki şiir, roman, öykü yazımında “Her şey söylenmiştir aynı şeyler ancak biraz daha kötü söylenebilir” diyenlerin yanıldığına kanıt olarak gösteriyordu.

*****

O kadar yıl geçti.

Unutmadım.

Fethi Naci, konuşurken gözleri hep gülerdi ve kelimelerden altın kuleler kurardı. Ricardo’nun teorisiyle yeni Türk edebiyatının serpilip gelişebilmesi arasındaki bağlantıyı şöyle anlatmıştı:

Yaratıcılık toprakla başladı.

Zenginleşme toprakla oldu.

İlk ziraatçiler en iyi toprakları sahiplendi. Sonradan gelenler, daha az verimli topraklara razı oldu. Çok geçmeden ortada işlenmiş olarak en verimsiz topraklardan başka bir şey kalmadı. Dağ eteklerinde ve deniz kenarında kalan topraklar ise uzun zaman “vahşi ve kıymeti bilinmemiş” alanlar olarak kaldı.

Ama ne oldu?

Geç gelenlerin hırsı vardı.

Topraklara geç gelip de en verimsiz, kimsenin beğenmediği alanlarda çalışmak zorunda kalanların hırsı ilkin hayvanların, sonra rüzgârın ve suyun kuvvetinden yararlandı sonra da buharı, petrolü ve korkunç elektriği hükmü altına alarak kıraç-verimsiz-susuz topraklarda verimi yükseltti.

*****

Fethi Naci, tıpkı Ricardo’nun teorisinde olduğu gibi, yüksek duyguların, asil ihtirasların Yunan, Latin, Fransız, Çin ve Rus klasikleri tarafından işlendiğine bakarak Türkiye’de edebiyata gönül koyan gençlerin yılgınlığa düşmemesi gerektiğini söylüyordu.

Yazabilecek yüreğin varsa.

Verimsiz alanlar...

Kıraç ve susuz yerler...

Seni bekliyor...

Fethi Naci, “sanat baskıdan doğar, döğüşle yaşar, hürlükten ölür” diyordu. Hayata pencerelerini kapadı. Yaşar Kemal onun için “En büyük edebiyat eleştirmenimizdi” demiş. Yazdıklarıyla, kitaplarıyla, eleştirileriyle sadece Türkiye’deki büyük edebiyat adamlarına değil sıradan insanlara da katkısı oldu.

Müthiş adamdı!

Vatan / 25.07.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4