Ana Sayfa / Basın / 
08.01.2009
25.07.2008 06:15

Demokrasi için ‘teşvik primi’ olur mu? – İsmet Berkan

 

Anayasa Mahkemesi, pazartesi gününden başlayarak Adalet ve Kalkınma Partisi ile ilgili kapatma davasını görüşmeye başlayacak. Biliyorsunuz üç ihtimal var: 1. Parti kapanır; 2. Parti kapanmaz ama para cezası alır; 3. Parti kapanmaz.

Son iki ihtimalden biri gerçekleşirse ne âlâ ama ilk ihtimal olursa AK Parti Türkiye’yi genel seçime götürmede kararlı gözüküyor. Ve seçim olursa da en azından iki seçim birleşecek, yani genel ve yerel seçim. Bir ihtimal üçüncü bir seçimi daha yapacak olmamız, Cumhurbaşkanı seçimi.

AK Parti, doğal olarak ve haliyle kendisini en kötü ihtimal dahil bütün ihtimallere hazırlamaya çalışıyor. En kötü ihtimal olan partinin kapanması durumunda yeni bir parti kurmak, onun Türkiye’nin dört bir yanında örgütlenmesini sağlamak, mevcut milletvekillerinin bu partiye katılması ve bu partinin Meclis’te seçim kararı alması gerekiyor.

Seçim kararı, özellikle de erken seçim kararı bizim ülkemizde bir hayli riskli olabiliyor. Risk, bir daha seçilemeyebileceğini düşünen veya partisi tarafından liste dışı bırakıldığını fark eden milletvekillerinin yarattığı bir risk.

AK Parti’nin Meclis’te ciddi bir çoğunluğu var. Ve bütün araştırmalar AK Parti’nin oy kaybetmediğini, aksine kazandığını gösteriyor. Yani, AKP’li milletvekilleri açısından seçilememek diye bir sorun yok, olsa olsa listeye girememek diye bir sorun olabilir ama bu daha sonranın meselesi.

Fakat bir ihtimal, AKP’nin hayatında ilk defa milletvekili seçilmiş 150 milletvekili tereddüte düşebilir. Bu tereddüdün nedeni de, partinin ve milletvekillerinin verdiklerini öne sürdükleri ‘demokrasi kavgası’ falan değil, bu taze milletvekillerinin kıyak emekliliği sağlayan en az iki yıl milletvekilliği yapma şartını henüz yerine getirememiş olması, yani erken seçimde seçilemezlerse kıyak emekli olamayacak olmaları. Sadece emeklilik de değil, başka bazı imkânları da kaybetmeleri tehlikesi var.

İşte böyle bir sebeple 150 milletvekilinin tereddüte düşmesini istemeyen AKP yönetimi, kıyak emeklilik için gereken iki yıl milletvekilliği yapma şartını kaldıran bir yasa teklifini hazırlatıp Meclis’e sundu.

Bence böyle bir teklifin yasalaşması iki türlü ahlaki sorun yaratır.

Birincisi, milletin vekillerinin milletin kendisinden esirgenen özel bir muameleye tabi tutulması zaten yanlıştı, bu yanlışın daha da derinleştirilmesi ayıbın daha da büyümesi demektir. Kaldı ki bu ahlaki noktanın siyasi sonuçları da var: Siyasetçiye olan güven zaten çok yüksek değildi, bu yasayla daha da düşecek.

İkinci ahlaki sorun bence en az birincisi kadar büyük, hatta belki daha da büyük. Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı vermesi halinde AKP neden seçime gidecek? Cevabı basit: Demokratik meşruiyetini tazelemek, rejimin üstüde daha fazla gölge düşmesini önlemek, bir anlamda demokrasiyi korumak ve kurtarmak için. Böyle bakınca soylu bir davranış. Ama o demokrasinin ayrılmaz parçası olan milletvekillerini, kendilerine hayat veren demokrasiye sarılmaları için ikna etmek üzere onlara rüşvet anlamına gelebilecek ‘kıyak’lar yapmak, mücadelesi verilen şeyin gerçekten demokrasi olup olmadığı sorusunu sorduruyor insana.

Eğer demokrasi bizim için değerliyse, ki öyle, onu korumak, güçlendirmek, üstüne gölge düşmesini önlemek için seçime gidilmesi çok doğru, çok yerinde bir davranış. Ama seçime gidebilmek için milletvekillerini farklı yollarla tatmine çalışmak çok yanlış.

Demokrasiyi korumak için rüşvet vermemiz gerekmemeli. Meclis’in neredeyse üçte iki çoğunluğuna sahip partinin kapatılması durumunda, Meclis’te bulunan bütün milletvekilleri seçim kararına, hiç ekstra bir teşvik primine gerek duyulmadan, oybirliğiyle, iktidarı ve muhalefeti birlikte karar vermeli, verebilmeli.

Radikal / 25.07.08


YAZICIYA GONDER


January
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1