Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
27.07.2008 07:03

Hizbullah dengeyi kurdu - Salih Lafi El Muayeta

 

‘Teröristlerle görüşmeyeceğini’ ifade etmiş olan İsrail’le yaptığı esir değişimi, Hizbullah’ın artık caydırıcılık gücüne sahip olduğunun göstergesi

Lübnan’a yönelik Temmuz 2006 savaşının epey maliyetli olduğunu kimse inkâr etmiyor. Yıkım, öldürme, sürgün ve siyasi baş ağrısı yaşandı, Hizbullah’ın çekildiği güneye uluslararası güçler geldi. Bazı bölge ülkeleri, Hizbullah’ın yıkıcı savaşa yol açan iki İsrail askerini kaçırma operasyonuna karşı çıktı. Başkaları da bu operasyonu destekledi.

Buna karşın, savaş İsrail’in yapılandırdığı ‘sağlam kale teorisi’nin başarısız olduğunu, yenilmez ordu kavramının, mutlak güvenlik ve kapsamlı işgal teorisinin çürütüldüğünü gösterdi. Eski İsrail genelkurmay başkanı Dan Halutz savaş sonrasında, İsrail’in Lübnan’da bitirici darbede olmasa da bazı başarılar elde ettiğini açıklamıştı.

Bu açıklama zayıf olmakla beraber, başarısızlık ve yenilgi anlamına geliyor. Zira İsrail Hizbullah’ı bitirme hedefini gerçekleştiremedi. Ayrıca iki askerini de kurtaramadı. Aksine, daha fazla kayıp verdi. Buna karşın Hizbullah’ın uluslararası arabulucular kanalıyla müzakereci gücü arttı. örgütün müzakerelerde ve başarılı esir değişiminde benzeri görülmemiş yöntemiyle, ‘doğru vaat’ operasyonu gerçekleşti. ‘Dengeli korku’ sağlandı. Hizbullah, düşmanı caydırmak için güç kullanma gücüne sahip olmayı başardı. İsrail’in komşu Arap ülkeleri üzerinde her türlü güç ve üstünlük unsuruna sahip olduğu bir zamanda, Hizbullah da caydırıcılık elde etti. Örgüt ayrıca askeri operasyon için siyasi çalışmayı işleve koyabildi. Güneyde meydana gelen her askeri operasyonun siyasi ve psikolojik hedefi vardı. Bu durum İsrail korkusunu makûl bir sınıra çekti.

Esir değişimi anlaşması da, bilgileri gizleme stratejisi üzerinde kurulu müzakereler sırasında üstün bir ustalıkla yapıldı. Bu durum İsrail’i son ana kadar gözlemleme halinde bıraktı ve iki askerinin durumu hakkında bilgi almaksızın Hizbullah’la zor müzakerelere girdi. Hafızalara İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in ‘terörist’ diye tanımladığı örgütlerle iki asker meselesini görüşmeyeceklerine dair açıklamaları geliyor. Bunun doğru olmadığı ortaya çıktı ve İsrail istihbaratının iki askerin yerini belirlemekte zayıf kaldığı görüldü.

Hizbullah Lübnan toplumu içindeki askeri araçla üç veçhede ilişki kuruyor: İlki reddetme dönemi. Hizbullah iç dengelere etkide bulunmamak için Lübnan’daki Suriye varlığına karşı kullanmayı reddettiği silahını siyasi denklemden uzak tuttu. İkincisi silah gösterme dönemi. Temmuz 2006 savaşı sonrası belli başlı Hıristiyan güçlerle ve farklı gruplarla koalisyonlarla desteklenmiş parti organlarına destek için silah gösterme dönemine geçti. Sonuncusu, Beyrut ve Trablus’ta yaşanan çatışmalara girme ve saldırı dönemi.

Hizbullah, esir değişimi anlaşmasındaki güçlü askeri kolun, daha güçlü siyasi ve diplomatik bir kola ihtiyaç duyduğunu kanıtladı. Zira çatışma ve müzakere öncelikle silah ve toptan geçiyor ki, böylelikle herkes müzakere masasına gelebiliyor. Hizbullah’la

yaşanan buydu. Hizbullah diplomasi stratejisi, ulusal direniş stratejisi, caydırıcılık stratejisi, İsrail başbakanının zayıf noktalarını kullanma stratejisi, yerli ve bölgesel kamu oyundaki anlaşmazlık noktaları arasında entegrasyon kurarak askeri bir başarı ve ilkesel bir caydırıcılık sağladı. (Ürdün gazetesi Rey, 22 Temmuz 2008)

Radikal / 27.07.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4