03.08.2008 07:55
Kendi halinde, mütevazı dondurma’ - Ece Temelkuran
‘Yazlık insanları’ adlı, nispeten homojen topluluğun çiğdem-çekirdek çitleyen koluna ait kısmı var gücüyle sıkılıyor ve yanı sıra âdetleri olduğu üzere ‘turalıyorlardı’.
‘Turalamak’, esasen yazlık insanlarının Türkçemize kazandırdığı, atlet-şort-güneşyanığı-yeresürünenterlik-sitededikodusu-komşununbahçesindekiçiçeklerincinsi-ertesigünöğleyemeğindeyenecekyemektartışması merkezinde cereyan eden, ağır bir yürüyüş olarak icra edilen bir fiildir.
‘Turalamak’, tercihen ailecek bir fiildir. Bununla birlikte ergen çocuklar, ‘turalamanın’ bir nıfsında, ince ayarlanmış bir zamanlamayla gruptan ayrılarak ‘piyasa yapma’ fiilinin etrafında birleşirler. İşte bu ‘turalamak’ fiili hepten amaçsız kalmasın diye icat edilen şey ise dondurmadır.
Süreç, sanıldığının aksine, önce turalamanın keşfi, ardından dondurmanın ve dondurmacının icadı şeklinde cereyan etmiştir. Hiç değilse tatil yörelerinde yapılan sözlü tarih çalışmaları böyle bir kronolojiye işaret etmiştir. (Bkz. ‘Yoktu bi’ şey buralarda, akşamları yürürken karanlıktan korkardık’ vb gibi ifadeler...)
Genç yazlıkçılar rahatsız!
Dediğim gibi, ‘yazlık insanları’ adlı, nispeten homojen topluluğun çiğdem-çekirdek çitleyen koluna ait kısmı var gücüyle sıkılıyor ve yanı sıra âdetleri olduğu üzere ‘turalıyorlardı’. Her bir adımda şu şekilde tabelalarla karşılaşıyorlardı:
‘Meşhur Maraş dondurması!’
‘Dövme dondurma burada!’
‘Roma dondurması!’
Arada da mucit dondurmacıların tuhaf terkiplerine dair şüpheli reklamlar vardı:
‘Çaylı dondurma sadece bilmem ne ustada!’
‘Yoğurtlu dondurmamızı denediniz mi!’
‘Karpuzlu dondurmayı yemeyen bin pişman!’
Sonsuz seçenekler, ‘turalamak’ adlı uysal fiili vahşi kapitalizmi kasabalı merhametsizlikle harmanlıyor; yarı meditatif içerikli ‘turalama’ işi bir tür dondurma borsası anksiyetesiyle bölünüyordu. Genç yazlıkçılar rahatsızdı!
Yaşar Usta tarzı
Neon ışıklarının bu yalancı dünyasının ötesinde; hırsın, merhametsizliğin, ihtirasın çok ötesinde ise bir Nubar Terziyan, bir Münir Özkul, bir Muhsin Bey edasıyla o tabela duruyordu. El yazısıyla yazılmış, tabii ki harfler sonuna doğru tabelaya sığışmak için küçülmüş, neon ışıkları olmayan, kendince ‘Ben Yaşar Usta, sen fabrikatör Salim Bey!’ gibi bir tarzı olan o tabela:
‘Kendi halinde, mütevazı dondurma!’
Tabelanın altında da, artık Zen mi, Tao mu her neyse, bütün insanlığın bilgisini yutup üzerine sigara tellendiren bir amca.
Normal dondurmalar, normal tezgâh ve normal bıyıklarıyla bütün bir yazlık toplumunun içinde, turalamanın akıntısına karşı gururla ve fakat mütevazı, kahramanca ve fakat kendi halinde duruyor. ‘Dondurmam karakterimdir’ diyen bu duruş işte, işte bu üslup ve tavır, ey sevgili okur, benim bu köşe yazarlığı işinde varmak istediğim nihai menzildir:
‘Kendi halinde, mütevazı köşe yazarı!’
Milliyet / 03.08.08