Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
04.08.2008 06:20

Gerger’in gazetecisi - Yıldırım Türker

 

Adıyaman’ın Gerger ilçesinde bir gazete yayımlanıyor. ‘Gerger Fırat’ gazetesi. 13 günde bir yayımlanıyor ve 3 bin abonesi var.

Sesini buralara kadar ulaştırabilmiş olmasının nedeni, sahibi ve başyazarı Hacı Boğatekin. Boğatekin, orada yıllardır amansız bir basın özgürlüğü mücadelesi veriyor.

Onun serüveni, kanımca tam da şu noktada memlekete çok şey söyleyecektir. Tanımayanlara, işitmemiş olanlara aktarmak boynumuzun borcu.

Bianet’den Boğatekin takipçisi Erol Önderoğlu’nun peşine takılıp bu inatçı yerel gazetecinin izin sürelim öyleyse.

Boğatekin’in yaşadıkları, yargıyla ilgili yaşadığımız bütün sorunları yansıtıyor. Nitekim başına gelenleri de Cumhuriyet Savcı’sıyla yaşadığı diyalog tetikledi.

Onun adını ilk olarak 2004 yılında yazmış olduğu ‘Çete Devlet’ yazısıyla duyduk. O yazı nedeniyle üç yıl hapsi istendi. Ondan beraat etti.

Daha sonra yöredeki bit salgınıyla ilgili yazdığı ‘Bit, Domuz ve Ağa’ yazısında devleti kıyasıya eleştiren Boğatekin hakkında soruşturma açıldı. Cumhuriyet Savcısı Sadullah Ovacıklı ise takipsizlik kararı verdi. Üstelik Savcı Ovacıklı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin daha önce verdiği Observer-Guardian Birleşik Krallık Davası ve Prager-Oberschlick Avusturya Davası ’na  ilişkin kararlara atıf yapmaktan da geri durmadı. Savcı, yürekleri ferahlatıcı bir açıklama da getiriyordu takipsizlik kararına gerekçe olarak: “Basın özgürlüğünün bir derece abartmaya, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini, gazetecinin yazısında kullandığı deyimler ‘polemik’ niteliğinde olsa da, bu ifadelerin nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bunların asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini” kaydetmişti.

Oysa üç ay sonra Boğatekin’in yazdığı başka bir yazı, bu kez aynı savcının hışmına uğrayacak, 301 sopasını kaldırıvermesine neden olacaktı.

Boğatekin, ‘Türkiye Yanlış Yaptı’ başlıklı yazısında   geçmişte “Doğu ve Güneydoğu’da milyonlarca Ermeni ve Süryani’nin ölümünden, ardından Dersim’de Alevilerin, daha sonra Eylül hareketi ile İstanbul’da Rumların, yakın bir geçmişte de Maraş’ta, Malatya’da, Çorum’da ve Sivas’ta yüzlerce insanın ölümünden” devleti sorumlu tutuyordu.

Savcı, artık bu kadarının fazla olduğuna karar vermiş olacak ki, ne Avrupa’dan örnek davaları hatırlıyor, ne basının ‘abartma, gerekirse kışkırtma’ görevini hatırlıyordu.

Gerger Asliye Ceza Mahkemesi, duruşma savcısının görüşüne uyarak, yazısında ele aldığı  iddiaların Başbakanlık’tan sorulmasını talep eden Boğatekin’in isteğini reddetti; gazeteciden delil getirmesini istedi.

Boğatekin, mahkemenin ‘yargılamayı uzatmaya yönelik’ bulduğu delil toplamayı kendisinin yerine getireceğini, basından Susurluk Raporu ve Meclis Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporu ve Dersim olaylarıyla ilgili bilgileri toplayacağını söyledi.

Ama asıl kıyamet Boğatekin’in ‘Feto ile Apo’ adlı yazısıyla koptu. Yazının gazetesinde çıkmasından  dört gün sonra Gerger Cumhuriyet Başsavcılığı’nca gözaltına alınan gazetecinin, savcı Ovacıklı’nın tutuklama talebiyle gönderildiği Gerger Sulh Ceza Mahkemesi’nce tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Gazetecinin dosyası Adıyaman Savcılığı’na gönderildi. Boğatekin, mahkeme koridorunda tartaklanmıştı. Savcı Ovacıklı, onun tutuksuz yargılanmasına bile tahammül edemiyordu.

Boğatekin de Ovacıklı’yı “yanlı davranış ve sözlerinden ” Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikâyet etti.

Dilekçesinde  “40 yıllık gazetecilik yaşamımda idarede, poliste Fethullah Gülen hayranlığının sık sık belirtenlere rastlıyorduk. Ama bağımsız yargı içinde açık, aleni şekilde ‘Fethullah Gülen Hoca efendi Hazretleri milyonların sevgilisidir’ diyen, onu açıkça savunan bir savcı ve yargıca rastlamadım” diyordu.

Savcılığa verdiği ifade şöyleydi: “Ben bir gazeteciyim. Feto ile Apo başlıklı yazı, görüş ve düşüncelerimdir. Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyet’in tarikat ve şeriat tehlikesi altında bulunduğunu, en büyük tehlikenin de Feto lakabı ile anılan Fethullah Gülen tarikatından gelebileceğini, son günlerde Feto ile Apo güçleri arasında kıran kırana bir mücadelenin başladığını, bilhassa Kürt coğrafyasında bunun yayılarak sürdüğünü, tüm dünyada nerde Feto orda Apo’nun karşı karşıya durduğunu düşünüyorum”

Boğatekin, son günlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin  seçim başarısının ardında gizli Fethullah gücünün olduğunu, amacın Güneydoğu ve Kürt coğrafyasındaki yeşeren Kürt özgürlük mücadelesinin tarikat ve şeriat ikilemine kaydırmak olduğunu, laik düzenin bekçisi görülen ordunun, şehirleri tarikatlara bırakıp dağlarda PKK kovaladığını, böylelikle tarikat ve cemaatlerin iktidar olmasına yol açtığını, yarınlarda endişeli olduğunu, derhal Ordu-PKK arasındaki çatışmaların durması, silahların susması, bir sulhun yaratılması gerektiğini savunuyor “Yoksa yarın çok geç olur. Ne laik Cumhuriyet kalır ne de demokratik Cumhuriyet iddiası gerçekleşir. Ya demokratik laik bir cumhuriyet ya da şeriat ve cemaat diyeceksiniz. Başka bir seçenek yoktur” diyordu.

Boğatekin’in iddialaarına göre Ovacıklı bunun üzerine “Sen milyonların saygı duyduğu Fethullah Gülen hoca efendi hazretlerine Feto diyemezsin. Derhal ikinci sayında özür dile. Yoksa seni fena yaparım” demişti. Boğatekin de, savcıya ifade vermeyi reddediyor ve susma hakkını kullanıyordu. Başka bir savcıya ifade veren Boğatekin bu davadan da beraat etti.

Ama Boğatekin’in savcının Gülen hayranlığıyla ilgili sözleri onu demir parmaklıklar ardına sürükleyecekti.

‘Feto ve Apo’ yazısı nedeniyle 7,5 yıl hapis istemiyle ve ‘PKK örgütü propagandası’ iddiasıyla hakkında açılan gazeteci, savcı Ovacıklı’yla ilgili iddialarını sürdürdüğü için ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettiği’ gerekçesiyle 13 Nisan’da tutuklandı.

Boğatekin, bir hafta sonu tutuklanmasının yasaya aykırı olduğunu savunuyordu. Tutuklanması, Doğu Güneydoğu Dernekler Platformu, Kozluk İlçesi ve Köyleri Birlik Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Adıyamanlılar Derneği’nin de aralarında bulunduğu kuruluşlarca İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan bir basın açıklamasıyla kınandı.

Gazetecinin derhal serbest bırakılmasının talep edildiği açıklamada, “Hacı Boğatekin bir gazeteci. Gerger gibi az nüfuslu bir ilçede yaşıyor, herkesçe tanınıyor. Suçlu olduğuna dair bir mahkeme kararı olmadan veya tutuklanmasını gerektirir nitelikte iddia ve delillere ulaşılmadan özgürlüğünün kısıtlanması, düşüncelerinden ötürü cezalandırılmasından başka bir sonuç doğurmayıp; kişi hak ve özgürlükleri anlamında telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur” deniliyordu.

Oysa 58 yaşındaki astım hastası Boğatekin mahkemeye bileğinde kelepçelerle çıkarılıyordu. Boğatekin’in 30 Mayıs’ta görülen dava duruşmasını bir muhabiriyle izleyen RSF (Sınır tanımayan Gazeteciler örgütü), yayımladığı dört sayfalık raporunda, “Vaka Türk toplumunu etkisi altına alan gerilimleri yansıtıyor... Onun vakası Türkiye’de yargı bağımsızlığı sorunun yeniden gündeme getirmiştir” diyordu.

Hacı Boğatekin, ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ten tutuklanan ilk ve tek sanık.

109 gün Kahta Cezaevinde tutuldu.

Adıyaman Gerger Mahkemesi, Temmuz ayının sonunda nihayet Boğatekin’in tahliyesine karar verdi.

Boğatekin, hapiste geçirdiği günler boyunca arzuhalcilik yaptı. “Cezaevine girerken 2 bin 500 âdet kağıt aldım.

2 bin 350 tanesini kullandım” diyor.

Radikal / 04.08.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4