04.08.2008 09:44
Alman basınından özetler
04.08.2008 tarihli Alman gazetelerinden İran'ın nükleer programıyla ilgili kriz, İsrail-Filistin arasındaki barış arayışlarında gelinen nokta ve Cuma günü başlayacak Olimpiyatlar'la ilgili yorumlar seçtik.
İran'ın nükleer programıyla ilgili krizde uluslararası toplum baskılarını artırırken, Tahran geri adıma bir türlü ikna edilemiyor. Konuyu değerlendiren başkent Berlin merkezli Der Tagesspiegel, özellikle İsrail faktörüne dikkat çekiyor:
"İsrail: Bugüne kadar her türlü badireyi atlatmış bir ülke. Ve şimdilerde gözünü İran'a çevirmiş durumda. Dünya kamuoyunun artık İran konusunda sabrının tükenmekte olduğu söyleniyor. BM, Tahran'la son birkez müzakere masasına oturmak istiyor. Peki ya sonra? Mahmud Ahmedinejad, arabuluculara elinin tersini çoktan gösterdi bile. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier daha sert yaptırım tehdidinde bulunuyor. Hangi yaptırımlar peki? Meselenin gidişatı işte bu sorunun cevabına bağlı."
Ortadoğu'dki barış arayışlarına değinen Stuttgarter Nachrichten gazetesi, bu konuda hayli karamsar ifadeler kullanıyor:
"Ortadoğu'da barış! Üstelik yılsonuna kadar bu başarılacak, öyle mi? Artık dramatik boyutlara ulaşan son gelişmelere baktığımızda, böyle bir öngürü olsa olsa bir fantaziden ibaret olur. Çünkü Hamas'la böyle birşeyin başarılması imkansız. İsrail hükümetininse, muhatap olarak hiç değilse Mahmud Abbas'ın bâki kalmasını ümit etmekten başka yapacak bir şeyi yok ne yazık ki."
8 Ağustos'ta start alacak olan 2008 Pekin Olimpiyatları, çeşitli boyutlarıyla yorum sütunlarını meşgul etmeyi sürdürüyor. Hannover'de yayımlanan Neue Presse'den bir alıntı yapıyoruz:
"Olimpiyatlar için dünyanın dört bir yanından insanlar Çin'e akın edecek ve oradaki şartları yerinde görüp, eleştirilerini dile getirecek. Böylece uzun vadede bir değişimin de temelleri atılacak. Çünkü Batılıların özgürlük ve bağımsızlık anlayışlarından Çinliler de ister istemez etkilenecek. Etkileşimin bu 'yumuşak' şekli, her türlü sembolik eylemden çok daha kalıcı olacaktır. Sporcuları birer 'şortlu politikacı' olarak görmemek lazım. İnsan hakları ihlallerine dikkat çekmek de onların aslî görevi değil. Bu bakımdan Çin'in birkaç hafta içinde değişmesi beklenemez. Bu süreç onyıllar alacak. Bu açıdan bakıldığında, Cuma gününden itibaren sporcuların girişecekleri yarışlara ve dağıtılacak madalyalara odaklanmalıyız. Sürekli olarak "Tibet'e özgürlük" bayrakları sallamanın pek bir yararı olmayacaktır."
DW-World.de / 04.08.08