Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
04.08.2008 06:31

Ergenekon sanığı mı, telefon sapığı mı? - Nur Çintay

 

Ergenekon iddianamesinin ekleriyle beraber pek çok telefon numarası da ortalığa düşmüş. Sanıkların telefonlarında kayıtlı olanların numaraları. Siyasetçi de var aralarında, sanatçı da, mahalledeki taksici, hatta habere göre ‘sütçü’ de. En anlamadığım o zaten: Artık sadece süt satan, çocukluğumuzdaki gibi güğümlerle evlere süt taşıyan birileri var mı ki? Ben sütçüyü en son ‘Yumurta’ filminde gördüm galiba, bir öncekiyse en aşağı 25 yıl! Ergenekon sanıkları cepten sütçülerini arayıp “İki litre getiriver güzel kardeşim, hanım sütlaç yapacak” mı diyormuş?

Neyse, Hürriyet dün bunu haber yaparak iddianame eklerinin internet sitelerinde yer almasıyla telefon numaraları ulaşılabilir olan bazı isimleri sıralamış. İçlerinde sadece rahmetli Hasan Doğan’la irtibata geçemeyiz, yoksa istediğimizde işten, cepten, bir şekilde ulaşamayacağımız tek kişi yok aralarında.

Zira artık herkes ulaşılır. Bir telefon, iki tık mesafesinde. En dış kapının mandalının cebini bulmak, hayranlıkla izliyorum bazen, bizim kızlar için sadece saniyeler sürüyor.

O yüzden sanıklardan ‘ünlülerin kuyumcusu’ Hayrettin Ertekin’in arşivi beni dehşete düşürdü: Ertekin’in incelemeye alınan altı cep telefonundan toplam 2579 telefon numarası deşifre olmuş!

Eskiden olsa ‘Vay anasını’ dene-cek bir zenginlikti bu. Halbuki şimdi onca kaydı avuç içinde tutmaya ne gerek var? Sadece kirlilik.

Faciadan başarı çıkarma

Medya sitelerinden birinde dünün başlıklarından: “Konya’daki çökme olayında DHA başarısı”

Sanırsınız DHA yetişip birkaç kişiyi ölümden kurtarmış, o olmasa bin beter bir faciayla karşılaşacakmışız.

Haberin devamından anlıyoruz ki çökme sonrası dünyaya ilk görüntüleri DHA geçmiş. Manavgat’taki orman yangınlarını da ilk kez abonelerine servis eden ajans yine DHA olmuş.

Böyle yakıcı haberler gelirken, hayatın, işin gücün de bir taraftan devam ettiği bilmediğimiz şey değil, ama en azında bu kelimelerle anlatılınca müstehcen bir hal almıyor mu?

Benzer bir felaketten fırsat çıkarma furyası da Güngören olayı sonrasında olmuştu. Katliamı en iyi hangi kanal vermişti?

Uzun uzun tartıştılar

En kötü hangisinin verdiğini tesadüfen biliyorum: Patlamaları haber veren telefonu aldığımızda medeniyetten uzakçana, ücracana bir yerdeydik. Karşımızdaki ‘Vizontele’ nedense sadece iki kanalı çekiyordu: Kanal D ve Show. Bir ara Show TV, ‘son dakika’lamaya başladı: Güngören’de patlamaya tanık olan vatandaşlara mikrofon uzatılıyordu.

Birkaç kişi üzüntüyle kekeledikten sonra bir artiz, aldı sazı eline. Seyretmemiş olana anlatmak çok zor: O kadını nasıl da avutmuştu, o yavruyu nasıl da kucaklamıştı, sonra koşmuştu, kurtarmıştı, bilemezsiniz, kendinden nasıl bir kahraman çıkarmıştı.

Bu artiz delikanlının, böyle korkunç bir olayı fırsat bilip belki 10 dakika boyunca nasıl kendi şovunu yaptığını, izlemediyseniz eğer, mümkün değil tahayyül edemezsiniz. O bunu yapabildi, kanal da izin verdi. ‘Acun olma hayalini gerçekleştirmenin şimdi sırası değil’i hatırlatacak ahlak, vicdan filan, herhalde günlerden pazar diye izinliydi.

Radikal / 04.08.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4