Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
08.08.2008 06:28

İran düğümü ocaktan önce çözülmez - Davıd Ignatıus

 

İsrail’in İran’a önleyici saldırı düzenleyeceğine dair tüm iddialara rağmen, nükleer Tahran mevzusunda dönüm noktası, gelecek yıl hem İsrail hem de ABD’de yeni hükümetlerin başa geçmesinin ve İran’da gergin cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasından sonra yaşanacak

Yorumcular ocakta Bush yönetimi iktidarı bırakmadan önce ABD ve İsrail’in İran’a askeri harekât düzenlemesi tehlikesi hakkında spekülasyonlarda bulunuyor. Ancak satır aralarını daha dikkatli okuyunca, aslında kanıtların tam ters yönde olduğu ortaya çıkıyor. Bir üst düzey yetkilinin perşembe günü belirttiği üzere, ABD yönetiminin bu ay sonunda bir açıklamayla Tahran’da temsilcilik açacağını duyuracak olması, şimdilerde diplomatik tavrın hâkim konumda olduğunu gösteren bir işaret. Tahran’daki ABD elçiliğinin 1979’da basılmasından beri İran’da açılacak ilk Amerikan diplomatik misyonu olacağından bu önemli bir alâmet. Üst düzey yetkili bu girişimin ‘İran halkına ulaşmaya yönelik’ bir çaba olduğunu ifade etti. İran hükümetininse çok uzun süredir Washington’da bir temsilciliği mevcut.

Irak hava sahası İsrail’e kapalı

Amerikan yönetiminin askeri seçenek karşısındaki ihtiyatlı tavrı İsrail’i İran’ın nükleer tesislerine saldırmaktan caydırmaya yönelik son dönemdeki çabalarda da kendini gösteriyor. Ulusal İstihbarat Direktörü Mike McConnell haziran başında İsrail’e gitti. Haziran sonundaysa Genelkurmay Başkanı Amiral Michael Mullen onu izledi. Her iki yetkili de İsrailli muadillerine ABD’nin neden bir saldırının şu an için gereksiz olduğuna inandığını aktardılar; İranlıların henüz nükleer silah üretemeyeceğini ve böylesi bir saldırıyla ABD’nin ulusal çıkarlarının zarar göreceğini dile getirdiler.

Ayrıca yönetimden bir yetkili, McConnell ve Mullen’ın ABD’nin İran’a yönelik bir saldırı için Irak havasahasının kullanımına karşı olduğunu İsraillilere bildirdiklerini açıkladı. Iraklılar egemenliklerine dair olası bir ihlali sert biçimde protesto edince, ABD İsrail’in havasahasını kullanmasını onaylamayacağına dair Irak hükümetine de teminat verdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Basın Sözcüsü Geoff Morrell “Tavrımızı hem İsraillilere hem de tüm dünyaya sadece basın açıklamalarıyla değil, özel görüşmelerle de son derece açık bir biçimde gösterdik” diye konuştu.

Her ne kadar ABD yönetimi İran’a karşı askeri seçenek konusunda genellikle bölünmüş olarak gösterilse de, bir yetkili derin çatlakların sürdüğünü reddetti. Yetkili “İran’la işlerin nasıl yürütüleceği hususunda ABD hükümeti bünyesinde tek seslilik var” diye konuştu.

Ardından da “Başkan Yardımcısı’nın ofisi de dahil olmak üzere Beyaz Saray’daki herkes askeri seçeneğin en iyi olasılık olmadığı, diplomatik ve ekonomik baskıyı sürdürmemiz gerektiğindi hemfikir” dedi.

Bu yetkili, İsrail’in şimdi yapacağı bir saldırıya yönelik ABD muhalefetinin dört etkene dayandığını belirtti. İlk olarak, bir saldırı İran’ın nükleer programını yok etmeyip, sadece geciktirecek. (İstihbarat tahminlerinden biri saldırıyla İranlıların ancak iki ayla iki yıl arasında bir süreliğine gecikme yaşayacağı yönünde). İkincisi, giderek büyüyen ekonomik zorluklarla karşı karşıya olan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın sevilmeyen hükümeti böylesi bir saldırıyla destek toplayacaktır. Üçüncüsü, Irak’ta bazı ilerlemeler kaydediyor görüntüsü verirken, saldırıyla birlikte ABD’nin hem bu ülkedeki hem de Afganistan’daki politikası zayıflar. Son olaraksa, İran’a yönelik bir saldırı, tüm askeri operasyonlarda olduğu gibi tahmin edilemez sonuçlar doğurur.

İran’ın yarattığı nükleer tehdidi değerlendirirken ABD ve İsrail farklı istihbaratları kullanıyor. Amerikalı üst düzey bir istihbarat yetkilisinin verdiği bilgiye göre ABD’deki analistler İran’ın 2009 sonundan önce bomba üretemeyeceğine, muhtemelen de 2010-2015 zaman aralığına kadar bunun olmayacağına inanıyor.

Oysa İsrailliler İran’ın silah üretecek kadar uramyumu gelecek yıla kadar zenginleştirmesinden korkuyor. İranlıların 2009 sonuna kadar 1000 kilogram düşük zenginlikte uramyum üretebileceği ve bunun çabucak bomba için gerekli 25 kilogram yüksek zenginlikte uranyuma çevrilebileceğini uyarısında bulunuyorlar.

ABD’nin İran’a dair niyetleri konusunda İsraillilerin güvenini sağlamak bir sonraki yönetim için zorlu bir sorun olacak. İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarından Washington Institute for Near East Policy (Ortadoğu Siyaseti İçin Washington Enstitüsü), her iki başkan adayının danışmanlarının da bulunduğu üst düzey bir görev gücü sayesinde uzlaşılmış belli bir politika yaratma konusunda zaten denemelerde bulunuyor.

Ölümcül seçenek hâlâ masada

Enstitünün Haziran 2008 tarihli raporunda İran’a karşı ‘önleyici askeri harekât’ düzenlenmesi savunulup, “ABD’nin caydırıcılık yönündeki taahhütü, eğer İsrailliler tarafından önlemenin yerini tutucak bir ikâme olarak algılanırsa bu durum İsrail’i bağımsız hareket etmek yönünde kışkırtabilir” uyarısında bulunuluyor.

Raporu imzalayanlar arasında Demokrat başkan adayı Barack Obama’nın üst düzey danışmanlarından Anthony Lake ve Susan Rice da bulunuyor, her ne kadar Obama şahsen İran’la diplomatik görüşmelerde bulunma kararında olsa da.

Nükleer İran mevzusunda dönüm noktası gelecek yıl hem İsrail hem de ABD’de yeni hükümetlerin başa geçmesinin ve İran’daki gergin cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasının ardından yaşanacak. Şimdilik ABD ve İsrail de dâhil olmak üzere müttefikleri diplomatik yolları izlemekten yana görünüyorlar. Ancak Tahran tavır değiştirmeye niyetlendiğine dair hâlâ herhangi bir emare göstermedi ve bu girişimler de işe yaramazsa ölümcül seçenek masada durdamaya devam edecek.

Radikal / 08.08.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4