Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
13.08.2008 04:15

Kumdan ucuz hayatlar, sadece Tuzla’da mı? - Meral Tamer

 

Kızlara mezar olan Kuran kursları, kaçak göçmen cinayetleri, doğumevindeki bebek ölümleri... AKP zihniyetine hâkim olan kadercilikle yüzleşme zamanı!

 Bir haftalık aradan sonra merhaba... Tatil dönüşü bu ilk yazımda benden beklentiniz, herhalde daha iç açıcı bir yazıydı; açıkçası benim arzum da o yöndeydi. Ama Tuzla tersanelerindeki her işçi cinayetinin ardından olduğu gibi, dün de ilk iş olarak Bilgi Üniversitesi araştırma görevlilerinden, Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu üyesi Aslı Odman‘ı telefonla aradım. Ve her işçi cinayetinde olduğu gibi bu sefer de hatalar zincirinin hangi noktalarda yapıldığını öğrenmeye çalıştım.

Ama bu son! Bir daha ayrıntıların izini sürmeye kalkışmayacağım. Kaderciliğin her geçen gün kendini daha fazla deşifre ettiği AKP zihniyeti, ülkenin dört bir yanında dallanıp budaklandıkça, bu cinayetlere yenilerinin eklenmesi kaçınılmaz.

Bir gün kaçak Kuran kursu, gencecik 17 kıza mezar olur; ertesi gün iyi sterilize edilmeyen bir doğumevinde ölüme mahkûm edilen 27 bebeğin cenazeleri karton kutular içinde ailelerine teslim edilir; bir başka gün TIR’ın içinde havasızlıktan boğulan 13 kaçak göçmenin cesedi yola bırakılır... Kaderciysen, insan hayatının değeri işte bu kadardır.

Yönetmeliğin ilk günü

Tuzla tersanelerindeki her işçi cinayeti de, cehalet ve kaderciliğimizin yeni bir boyutunu ortaya çıkarıyor. Tam da tersanelerde güvenlik standartlarını belirleyen yönetmelik yürürlüğe girdiği ilk gün, hiçbir yönetmelikte yazılması akla gelmeyecek dehşetengiz bir sorumsuzluk örneği sergileniyor!

GİSAN tersanesinde, bir geminin kurtarma filikasını test etmek için kum torbaları yerine 19 işçi kobay olarak kullanılıyor. Halat kopunca denize hızla ve ters düşen filikada 3 işçi ölüyor.

Bu 3 işçi ölümü, Odman için tam bir şok olmuş. Çünkü temmuzda Tuzla’da sadece 1 işçinin öldüğü gerçeğinden hareketle, son dönemde alınan minimal düzeydeki önlemlerin bile işe yaradığını düşünüyormuş.

Büyük bir tersane

GİSAN, öyle 3 - 5 ay önce kurulmuş korsan bir tersane değil; Oyar ailesine ait 60 yıllık büyük bir kuruluş. Haliç’te ufak bir tersaneyle işe başlamışlar; 1982’de Tuzla’ya taşınmışlar.

Odman’dan öğrendiğime göre GİSAN’ın sahiplerinin sermayeden yana da herhangi bir sıkıntıları yok; zira yeni gözde tersane bölgesi Yalova’da en büyük alana sahip A tipi tersane parsellerinden satın almışlar. Yalova’ya da yatırım yapabilecek irilikte bir sermayedar var karşımızda.

Tersanelerin Yalova’ya kaydırılmasının nedeni, işçi ölümlerine güya engel olmak. Ama kum torbası yerine işçiyi koyan bir iş yönetimi zihniyetini aşmadan ha Tuzla, ha Yalova ne fark eder? Yalova’da alan geniş olduğu için olsa olsa işçinin yürürken kafasına bir gemi parçasının düşerek ölmesi ihtimali azalır!

Hani tersanecilerimiz her işçi cinayetinin ardından “O tersane ufaktır, içimizden kötüleri ayıklayalım. Herkese mal etmeyin bunları” diyorlar ya... Son olayla bu tez de tümüyle çürümüş oldu. Ve Gemi İnşa Sanayicileri Birliği GİSBİR, ilk kez hatalı olduklarını kabul etti: “Bugüne kadar benzeri olmayan bir kaza yaşandı. Test aşamasında insanları kullanmamak gerekiyordu.”

Milliyet / 13.08.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4