17.08.2008 12:38
Kürt hükümeti Kerkük’te başarısız oldu – ANF
Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar, Kürt hükümetinin Kerkük konusunda başarısız olduğunu belirterek, KDP ve YNK’ye “stratejik ortaklık” önerdi. Kürtler için tehlike çanları çaldığını kaydeden Aydar, Kerkük’ün sadece Güney’in değil ulusal bir mesele olduğunu söyledi. Aydar ANF'nin sorularını yanıtladı
- Başkanlığını yaptığınız Kongra Gel’in 6. Genel Kurulu, 21-25 Temmuz tarihleri arasında gerilla alanlarında yapıldı. Bu kongre hangi koşullarda ve nasıl yapıldı?
- Şimdi Kongra-Gel 6. Genel Kurulu’nu operasyonların çok yoğun olduğu, savaşın zirvede olduğu bir dönemde başarı ile topladı ve gündemdeki konularını görüşerek tamamladı. Olağanüstü bir dönemdi.
KONGRE DEMOKRASİNİN ÖLÇÜTÜDÜR
- Bu koşullar kongrenin toplanması için ciddi bir tehlike oluşturmuyor muydu?
- Aslında Nisan-Mayıs arasında toplanacaktık. Olağanüstü durumdan dolayı bir gecikme yaşandı. Bizim açımızdan her genel kurul bir yenilenmedir. Kurumların oturtulmasıdır. Biz kendi hukukumuzu oluşturuyoruz ve bu hukuka göre hareket ediyoruz. Bu örgütün ciddiyetini gösteriyor. Şimdi örnekler verirsek birçok örgüt ve kurum, teorik anlamda hukuk oluşturuyor ancak pratikte pek uygulamıyor.
Mesela Türkiye Komünist Partisi CHP ile yaşıttır. 29 yıl kongre yapmadan gitti. Yani bir ömürdür. Bunun örgüt içi demokrasi ile ilgisi yok. Diğer yandan KDP ve YNK’ye bakıyoruz. İktidar ortamlarına rağmen zamanında kongre yapmıyorlar. Aradan yıllar geçiyor, uzun gecikmeler oluyor. Yenileme ihtiyaçları olmadığı için bir gelenek olarak tam oturmuyor. Kongre yenilenme, demokrasinin ölçütüdür.
Bu ciddiyeti gösterir. PKK kurulduğunda kendi tüzüğüne göre dört yılda bir kongre kararı vardı. Ağır savaş koşullarına rağmen hep kongrelerini yaptı. KADEK ve Kongra-Gel ile birlikte yıllık toplantı sistemine geçti. Her yıl yaptık. Bu sene seçim gündemde yoktu ama buna rağmen, şu gerekli.
Kongra-Gel KCK sisteminin Meclisi’dir. Bu Meclis’in seçilenlerin iradesini öne çıkarması için yürütmeyi denetlemesi gerekiyor. Yoksa dar bir grubun iradesi tüm örgütü yürütür. Hesap verme olmaz.
Bu kongrede de geçen bir yıllık sürede neler yapıldığı ve neler yapılmadığı tartışıldı. Tüm kurumlar rapor sundu ve yıllık raporlar tartışıldı. Bu yıl içinde de Yüksek Seçim Komite’miz var. Kürdistan’ın dört parçası ve Kürtlerin yaşadığı her yerde çalışma yürüterek, önümüzdeki seçimlere hazırlık yapılacak. Gelecek yıl yapılacak genel kurulda başkanlık divanı, yürütme konseyi, tüm organlar yeniden seçilecek.
Kongrenin bu koşullarda yapılması, bütün zorluklara rağmen günlük hayatın devam ettiğini gösteriyor. Örgüt normal işleyişini sürdürüyor.
ULUSAL STRATEJİ BELGESİ
- Genel kurul toplantısında “ulusal birlik için çerçeve anlaşması kararı”ndan bahsediliyor. Bunu biraz açabilir misiniz?
- Kongra-Gel Genel Kurul’u 2004’ten beri sürekli ulusal birlik çağrılarında bulunuyor. Sürekli gündemde olan bir maddedir. Bu yıl da gündemdeydi. Bu çağrımızı yineledik, yineliyoruz. Mutlaka tüm parçadaki Kürtlerin, dışarıdakilerin bir çatı altında toplanarak ulusal strateji oluşturmaları gerekir. Bu yönlü kararlar var.
Son KNK genel kurulunda bir Ulusal Strateji Belgesi tartışıldı. Bir taslak sunuldu. Yani herkesin uyması gerektiği kuralları içeriyor. Üyeler görüşlerini belirttiler. Bir komisyon çalışmalarını yürütüyor. Herkesin tartışmalara katılması ve öneri sunması için bu belgeyi kamuoyuna kısa bir süre içinde sunmaları bekleniyor. Bununla bir strateji belgesi oluşturulmak isteniyor. Bizim de bu konuda bilgimiz var. KNK’nin oluşturduğu komisyonun öneriler çerçevesinde belgeye son şeklini verecek. Biz de görüşlerimizi belirteceğiz.
KNK’nin ulusal birlik yönünde tüm adımlarını destekliyoruz. Ama ulusal birlik yalnız bir tarafın çabası ile olmuyor. Özellikle güneyli güçler KDP ve YNK’ye iş düşüyor. Onların imkanları daha fazla. Bir iktidarları var. Ama çaba gösteremiyorlar. Bu yönlü duruşları zayıf:. Parçacı, bölgesel bir duruş sergiliyorlar, ulusal bir duruşları yok.
GÜNEY’DEKİ PARTİLER GÜNEY’LE SINIRLI
- Güney’deki güçlerin mevcut pozisyonları göz önüne alındığında ulusal birlik noktasında bir yakınlaşma bekliyor musunuz?
- Tabi biraz Güney’i değerlendirirsek; Güney’de bu partiler bir parçanın partileridir. Güneyle sınırlıdırlar. Bir ulusal parti örgütlenmeleri yok. Bizim baştan ortaya çıktığından beri kendisini tüm parçalarda Kürtleri örgütlemeye çalıştı. Bütün Kürtleri örgütlemeye çalıştı. Her tarafta örgüt kurdu. İlk defa bir Kürt önderi Başkan Apo bütün Kürtlere hitap etti. İlk defa bir parti her tarafta örgütleniyor. Sıkıntı diğer partilerden geliyor. Her biri parça partiler. Özellikle Güney partilerinin sınırları Güney’le bitiyor. Diğer parçaların dertleri ile ilgilenme, orada ne oluyor, ne bitiyor gibi bir çaba yok.
Bu açıdan parçacı ve yerel düşündükleri için sıkıntı buradan geliyor. Şimdi esas sorunlardan biri Kerkük sorunu. Yani Kerkük’le beraber daha önce Saddam’ın denetimi altında olan Kürt bölgelerin sorunu var. Kısaca Kerkük sorunu diyelim. Kerkük tek başına güneylilerin çabaları ile kurtarılacak bir yer olmaktan çıkıyor. Bir ulusal sorundur.
KÜRT HÜKÜMETİ KERKÜK KONUSUNDA BAŞARISIZ OLDU
- Bu konuda bir öneriniz oldu mu? Kerkük politikanız nedir?
- Evet. Genel Kurul’da Kerkük sorunu da tartışıldı. Karar tasarısı geçti kuruldan. Bizim Kerkük politikamız şudur. Kerkük Kürdistan’da yer alan bir şehirdir. Bu Kürdistan’a dahil edilmesi gerekiyor. Ama orada yaşayan Türkmen, Araplar, Asuriler, tüm ağırlıklar göz önüne alınarak demokratik konfederalizm esprisi ile özerk bir statüye kavuşturulmalı. Kendi içinde kendi kendini yönetsin.
Bu anlamda Kerkük sadece güneyin sorun değildir. Bütün parçaların sorunu olarak bakıyoruz. Ayrıca Güneyin tek başına çabalarının bu soruna yetmediğini görüyoruz. Bununla birlikte güneyli partilerin izlediği politikanın tıkandığı görülüyor. Başarısız bir politika yürütüler. Bu konuda yeterli bir önem vermediler. Saddam’ın düştüğü anda bu sorunu 2003-2004’te halletmeleri gerekirdi. Ama hep ertelediler. Bu erteleme yanlıştır.
Diğer yandan iki parti kendi aralarında Kerkük’te rekabet yaşadılar. İki yönetim, iki asayiş kurdular. Bir genel Kürt iradesi ortaya koymadılar. Bu doğru değil. Yine Kerkük’e dönen insanlar var. Daha önce yerlerinden sökülmüş insanlar kendi yerlerine dönüyor ama ev yok bark yok. Halen onlara yeterli bir el uzatılmadı. O kadar parasal imkanları olmasına rağmen Kerkük’lülere yeterli yardım yapılmadı.
ZAMAN KÜRTLERİN ALEYHİNE İŞLİYOR
Bir de Irak Anayasa’sı çerçevesinde referandum olacaktı ama bunun öyle kolay kolay olmayacağı belliydi. Buna yattılar. Normal olarak daha önce halletmeleri gerekirdi. Şimdi ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Türkiye-Suriye-İran anti Kürt ittifakı var. Kerkük’teki referandumu geçen yıl Türkiye engellediğini kendileri de ifade ettiler. Bugün Bağdat’taki Şii ve Sünniler de bu ittifaka dahil oldular.
Anayasa’ya aykırı parlamentoda yasa geçirecek güçte buluyorlar kendilerinde. Şu görülüyor; zaman Kerkük konusunda Kürtlerin lehine değil aleyhine işliyor. Son beş yılda fırsatlar zamanında kullanılmadığı zaman kaçar. Bağdat merkezi yönetimi güçlendikçe Kürtler dıştalanıyor ve kendilerine göre kararlar alıyorlar.
Kerkük referandumunun bir yıl daha ertelenmesi önerisi var. Bu ertelenme nereye varacak. Gelecek yıl Kürt hükümeti daha mı güçlü olacak, Irak hükümeti daha mı zayıf olacak. Sorunun çok tehlikeli bir boyuta gittiği görülüyor. Irak hükümeti kendisini güçlü hissettikçe ordusunun peşmergelerin bulunduğu alanlara gönderiyor. Buralarda operasyon yapmaları gibi girişimler gelecekte yeni sıkıntıların habercisidir. Güney hükümeti ve partilerinin bu konuda yanlış strateji ve politika izlemesi durumu daha da tehlikeli bir boyuta taşıdı.
Biz ulusal konferans olmazsa bile en azından Kerkük konulu bir konferans yapalım diyoruz. Bütün Kürt kesimlerinin katıldığı bir özel konferans yapılarak ortak bir strateji belirlenmesini istiyoruz. Bu çağrımızı yapıyoruz.
KÜRTLER İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR
Anti Kürt ittifakına karşı Kürtlerin de bir araya gelmesi gerekiyor. Yoksa Kürtler için tehlike çanları çalıyor. Herkes Kürtler üzerine pazarlık yapıyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad Türkiye’ye gitmeden önce dört Kürdü hediye paketi olarak Türkiye’ye sunuyor. Biz diyoruz ki bir araya gelelim, konuşalım, tartışalım.
Artık Kürtler üzerinde pazarlık yapılan, hediye edilen, koz olarak kullanılan bir durumdan çıksın diyoruz. Kürtleri bu utanılacak durumdan çıkarmalıyız. İstedikleri zaman kullandıkları, istedikleri zaman attıkları bir durumdan kurtarmalıyız bu halkı. Hareketimiz buna öncülük ediyor. Bunu bütün Kürt partilerinin gündemine getiriyoruz. Halkımıza da çağrıda bulunuyoruz. Herkes ulusal birlik için baskı yapmalı.
1991’de Irak müdahalesinden sonra Güney Kürdistan’da defakto bir durum ortaya çıktı. Onu yine Kürdistan’ı işgal altında tutan devletler, Türkiye-İran-Suriye, Ankara-Şam toplantıları yaparak nasıl bir önlem alacaklarını tartışıyorlardı. Sonra Amerikan işgali ile birlikte, Saddam’ın gitmesiyle birlikte bu kez daha da genişleterek adında “Irak’a komşu ülkeler toplantısı” dendi. Aslında Kürdistan’a komşu ülkeler toplantısıdır. Kürde karşı önlem alma konferansıdır. Tüm bu girişimlere karşı biz de diyoruz ki önce biz kendi aramızda toplanalım. Ortak bir strateji oluşturalım.
YNK VE KDP’YE STRATEJİK ORTAKLIK ÖNERİSİ
Diğer parçalardakilere göre Güneydekilere daha fazla bu konuda iş düşüyor. Ancak propagandanın ötesine geçilmeli. Hatta bu konuda zaafiyet gösteriyorlar. Güney’de iki tarafla da ilişkilerimiz var ama istenilen düzeyde değil. İlişkiler stratejik düzeyde olmasını isterdik. Henüz öyle bir seviyede görünmüyor.
- KDP ve YNK’ye stratejik ortaklık teklif ediyorsunuz değil mi?
-Biz bütün Kürtlere bunu öneriyoruz. Biz aynı ülkenin insanlarıyız. Aynı kaderi paylaşıyoruz. Aynı tehditlerle karşılaşıyoruz. Aynı kaderi paylaşan halk olduğumuz için ortak strateji diyoruz.
Devam edecek…
Yarın:
-Gerilla neden eylemlerini arttırdı? Eylemlerdeki nitelik değişimi neye işaret ediyor?
- İlker Başbuğ’un gelişiyle Kürtleri nasıl bir dönem bekliyor?
- Ergenekon davasında gerçek suçlar ve suçlular ortaya çıkarıldı mı?
- Yerel seçimlerde AKP ve DTP’nin durumu
- Avrupa’da Kürt kurumları yeni döneme nasıl hazırlanıyor?
- Avrupa’nın Kürt politikasında nasıl bir gelişme bekleniyor?
Celil Demiralp –ANF / 17.08.08