Ana Sayfa / Basın / 
21.11.2008
19.08.2008 06:22

Uluslararası sistemin körüklediği bir çatışma – İdil Tuncer Kılavuz

 

Saakaşvili, kendisini destekleyen Amerika ve Batı ülkelerinin soruna çok daha derinlikli olarak dahil olmalarını istiyordu. Sonuçta saldırdı ve kaybetti. Rusya Gürcistan’ın NATO üyeliğini engelleyip istikrarsızlığını göstermiş, Güney Osetya ve Abhazya’da da kontrolü tamamen eline geçirmiş oldu...

Gürcistan’da olanları analiz edebilmek için son dönem gelişmeleri bir kez daha hatırlamak gerekiyor. Aslında bu savaşın çıkabileceği beklentisi bir süredir mevcuttu. Gürcistan açısından olumsuz olan sonuçları bakımından Saakaşvili’nin Güney Osetya’ya başlattığı saldırıyı açıklamak zor.

Abhazya ve Güney Osetya, Sovyetler Birliği döneminde Gürcistan içindeki üç özerk bölgeden ikisiydi. Bir diğeri de Acaristan’dır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana çözümlenemeyen sorunlar olarak duran Abhazya ve Güney Osetya bölgeleri o zamandan beri Gürcistan’dan ayrılmak istiyorlar. Gürcistan’la bu bölgeler arasında 1991 den beri yer yer devam eden çatışmalar 1990’larin sonundan beri donmuş haldeydi. 2003 yılında Şevardnadze’nin Gül devrimiyle devrilip yerine Batı yanlısı Saakaşvili yönetiminin gelmesiyle 2004 yılından itibaren bölgede gerilim tekrar yükseldi. Saakaşvili başa geçmesinden bu yana bu bölgeleri kaybetmemeyi önemli bir politika önceliği haline getirdi. 2004 yılında Acara özerk bölgesini, kendisine muhalif bölge yönetimini devirerek ve bölgenin özerkliğini çok büyük oranda sona erdirerek merkeze bağladı. Saakaşvili bunun ardından diğer bölgelerde de benzer politikalar uygulamaya çalıştıysa da bu bölgelerdeki yönetimleri devirme çabaları başarısızlıkla ve bölgelerde yeniden çatışmaların başlamasıyla sonuçlandı. Saakaşvili 2008 seçimlerini tekrar kazanmasının ardından bu yönde çalışmalarını hızlandırmış bulunuyordu. Bir hafta devam eden çatışmaların ardından 7 Ağustos’ta Güney Osetyaya topyekûn bir saldırı başlattı. Şaşırtıcı olan bu tür bir hareketin Rusya’nın sert biçimde karşı çıkmasına yol açacağının bölgeyle ilgili hemen herkes tarafından tahmin edilmesine rağmen Saakaşvili’nin bunu yapmasıydı.

En önemli aktör

Kafkasya söz konusu olduğunda uluslararası aktörleri göz önünde bulundurmamak yanlış olur. Rusya bu bölgedeki en önemli aktör ve son hareketiyle de kesinlikle böyle kalmayı istediğini kanıtladı. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından önemli güç kaybına uğrayan Rusya yeniden önemli bir güç olarak ortaya çıkmış durumda. Kafkasya ve Orta Asya sahip olduğu zengin enerji kaynaklarıyla çok önemli iki bölge. Gürcistan ise bölgenin bu tür kaynaklar acısından fakir bir ülkesi. Önemi bütün bu kaynakların transferi için temel transit ülke olmasından kaynaklanıyor. Rusya Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte gücünü yitirmiş olsa da 90lar boyunca bu bölgede etkili olmayı sürdürdü. Kendisine yakın, ya da en azından kendisini dışlamayacak yönetimlerin Kafkasya ülkelerinde iktidarda olmasını sağlayabildi. Kafkasya ülkelerini kontrol altında tutmak için bu ülkelerin iç çatışmalarını da kullandı.

90’lar boyunca Kafkasya, Amerika ve Avrupa devletleri acısından da önemli olmakla beraber 2000’li yıllarda bu devletler için Kafkasya’nın önemi daha da artmaya başladı. 11 Eylül’ün ardından Ortadoğu’nun enerji kaynakları ve bunların transferi açısından sorunlu hale gelmesinin Kafkasya’nın önemini artıran bir etkisi oldu. Bir de İran’ın Amerika ile sorunlu bir ülke olması Hazar petrollerinin Avrupa ve Amerika’ya taşınması için mümkün olan en sorunsuz yol olarak Gürcistan’ı bırakıyordu. 2006 ve 2007 yıllarında tamamlanan, Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattı Azerbaycan petrolünün önce Türkiye’ye oradan da Avrupa ve Amerika’ya tankerlerle transferini sağlarken, Bakü-Tiflis-Erzurum gaz hattı da Bakü gazini Türkiye’ye taşıyor. Gelecekte yine Gürcistan’dan geçecek boru hatlarıyla Türkmenistan ve Kazakistan gazının da Avrupa’ya taşınması planları mevcut. Bunlar Rusya’yı tamamıyla baypas eden projeler. Gürcistan’ın özellikle NATO’ya girme çabaları ve bu yıl Bükreş’teki zirvede NATO’dan destek alması Rusya’yı rahatsız eden bir diğer önemli unsur. Ayrıca Saakaşvili başa geçtiğinden beri Gürcistan askeri gücünü çok fazla artırmış durumda. Batı’nın, özellikle Amerika’nın askeri desteği çok büyük. Amerika ve Avrupa’nın bölgeye artan ilgisi, Gürcistan’da Batı yanlısı Saakaşvili yönetiminin başa geçmesi ve Rusya’yı dışarıda bırakarak tamamıyla Batı yanlısı politikalar izlemesi bölgede etkisini sürdürmek isteyen Rusya’yı rahatsız eden unsurlardı. Bu nedenlerle Gürcistan 2000’li yıllarda Amerika ve Rusya arasındaki güç ve etki savaşının bir unsuru haline geldi. Rusya bölgedeki etkisini kaybetmek istemiyor. Amerika için bölge, kaynakları bakımından ve jeostratejik acıdan çok önemli. Bu nedenle bu ülkeler için Gürcistan’da ne tür bir yönetim olacağı önem kazanıyor.

Gürcistan ise Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya’ya verdiği destekten rahatsız ve bu iki bölgeyi tekrar Gürcistan’a bağlama amacının önünde en büyük engel olarak Rusya’yı görüyor. Bu nedenle Rusya’ya karşı kendisini güçlendirmek için de Batı’dan aldığı desteğin daha da derinleştirilmesine ihtiyacı olduğu üzerinden politika üretiyordu. Saakaşvili Rusya’nın karşı çıkacağını bile bile niçin Osetya’ya bir saldırı gerçekleştirdi? Bunun cevabını tam olarak bilmek şu anda mümkün değil. Saakaşvili tek başına Rusya karsısında bir gücü olamayacağını bildiğinden Amerika’nın ve Batı ülkelerinin bu sorunlara çok daha derinlikli bir biçimde dahil olmalarını istiyordu. Bu stratejisi geri tepti ve kendisini vurdu denilebilir. Amerika’nın desteği olmadan kendi başına savaş kararı vermiş olmasının inandırıcı olmadığını söyleyen yorumlar da haksız değil. Eğer böyleyse Rusya’nın tavrını bile bile Amerika neden cesaretlendirmiş olabilir? Rusya’nın bu kadar güçlü karşı çıkmayacağı beklenmiş olabilir mi? Bunlar şimdilik sadece sorular. Ve Saakaşvili bu savası beklenildiği gibi kaybetti. İlk saldırıya geçen Saakaşvili oldu ve bu saldırının da bir çok sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığı söyleniyor.

NATO üyeliği

Bu savaş sonunda Saakaşvili’nin Osetya’yı ve Abhazya’yı kaybettiğini söylemek yanlış olmaz. Ülkesini istikrarsız göstererek yeni boru hattı yatırımlarını şüpheye soktu. NATO için güvenilir bir üye olacağı yönünde soru işaretleri yarattı. Kendi başlattığı savaşta ölen binlerce olduğu tahmin edilen insanlar, yaralılar bıraktı geride.

Rusya bu bölgede çıkarlarını korumak için en kararlı ve güçlü şekilde harekete geçeceğini herkese gösterdi. Gürcistan’ın NATO üyeliğini engelledi ve istikrarsızlığını gösterdi. Güney Osetya ve Abhazya’da da kontrolü tamamen eline geçirmiş oldu.

Amerika ve Avrupa Rusya’nın kendine çizdiği alanlara dokunulduğunda neler yapabileceğini gördü. Bu kadar kararlı bir Rusya karşısında kendi yapabileceklerinin de sınırlı olduğunu gördü. Ama bölgeyi yeniden Rusya’ya bırakacaklarını beklemek yanlış olur. Şimdiye kadar bir sürü yatırım yapıldı ve enerji açısından çok önemli bir bölge Kafkaslar. O yüzden Kafkasya’daki çatışmaların devam edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Uzun zamandır fakirlik, savaş dehşeti ve tehdidi içinde, baskılar altında yasayan, kim kazandı kim kaybetti denklemlerinde yer almayan, çatışmaların kim kazanırsa kazansın hep kaybedeni yine Kafkasya halkları. Bütün bu uluslararası aktörlerin ilgilendiği halkın durumu değil her zamanki gibi. Kendileri değil yasadıkları topraklar önemli görülen, o toprağın sahip olduğu ya da üzerinden geçirilen zenginliklerden pay alamayan, bir de bu zenginliklerin taşındığı transit bölgede oturmanın cezasını çeken insanlar. Gürcistan’ın saldırısı da beraber barış içinde yaşama projesinin hayata geçmesinin en iyimser ifadeyle uzak olduğunu gösterdi. Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya halkları için güvenilir bir bir arada yaşama ortağı olarak görülemiyor maalesef.

Uluslararası ilişkilerde artık sık sık gördüğümüz bu türden çatışmalara çözüm bulacak bir çerçeve kurmaya ihtiyacımız var. Sistem çatışmalara çözüm bulamadığı, barışı sağlayamadığı gibi yeni çatışmaları da körüklüyor. Bu güç savaşından ve söylemlerin çıkarlara uygun olarak eğilip büküldüğü bu düzenden sağlam kavramsal temellere oturtulmuş bir sisteme geçişe ihtiyaç var. İnsani boyut da merkeze oturtulmalı. Bu kadar pervasızca insan hayatına kıymanın soruşturulması ve bir cezası olması gerekir.

(Dr. İdil Tuncer Kılavuz: Marmara Üniversitesi)

Radikal / 19.08.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30