19.08.2008 08:25
İngiltere basınından özetler
Pakistan'da Pervez Müşerref'in devlet başkanlığından istifası İngiltere gazetelerinde öne çıkan konulardan.
Guardian, Müşerref'in mirasını irdelediği başyazısında, 9.5 yıl önce askeri bir darbeyle işbaşına gelen Pakistan liderinin klasik anlamda bir diktatör olmadığını vurguluyor.
''Gerçi daha sonra kendi başını ağrıttığını anladı ama basını özgürleştirdi. İslami yasalarda değişiklikler için girişimlerde bulunarak kadınların statüsünü geliştirmeye çalıştı.''
''Ama belki de, en büyük başarısı, Pakistan ordusunun geleneksel tutumuna karşı bir tavır izleyerek, ülkesinin Hindistan'a yönelik politikasında değişime girişmesi oldu. Ancak, esas projesi olan modern aydınlanmış bir devlet inşa çabası başarısızlığa mahkumdu.''
"Bu kaçınılmaz başarısızlığın" yalnızca ülkedeki feodal yapı ve himayeye dayalı siyasi sistemden kaynaklanmadığına dikkat çeken Guardian, Müşerref'in anlayışını da eleştiriyor:
''Generalin idaresi başarısızlığa uğradı, çünkü siyasi partiler, anayasa, hür seçimler gibi demokratik değerleri hakir gördü. 2002 yılında yarıştığı referandumda karşısına rakip bir aday çıkmasına izin vermedi, parlamentoyu yandaşlarıyla doldurdu, ülkenin sorunlu kuzey eyaletlerindeki muhafazakar dini partilerle diyalog gereği duymadı.''
''Bütün bunların ardından da intikam tanrıçası, başyargıç kılığında çıktı karşısına. Müşerref, çöküşünün tarihini, yüksek mahkeme yargıcı İftikar Çaudry'yi azlettiği 9 Mart 2007 olarak görmeli. Bu kararı kendisini sıkıntı içinde olan bir liderden, sevilmeyen diktatöre dönüştürdü.''
Independent gazetesi de, Müşerref'in sonunda boyun eğmek zorunda kaldığını, ancak Pakistan'ın içinde bulunduğu kargaşanın sona erme ihtimalinin düşük olduğunu savunuyor.
'Halkın ızdırabını dikkate almayan lider'
Pakistanlı önde gelen aydınlardan Tarık Ali de, Independent'teki yazısında iktidar çılgını; halkının cefasını dikkate almayan bir lider olarak nitelediği Müşerref dönemini irdeliyor:
''Eğer 11 eylül saldırıları ve 'terörle savaş' olmasaydı 9.5 yıl iktidarda kalabilir miydi? Bu konuda ancak spekülasyon yapabiliriz. Bir önceki diktatör Ziya ül Hak da, emperyalist savaş makinesinin hayati dişlilerinden biri haline, Sovyetler'in Afganistan'ı işgali sırasında gelmişti.''
Tarık Ali, Pakistan halkının yarısının ülkedeki şiddetten Amerika'yı sorumlu tuttuğunu, yüzde 74'ten fazlasının Afganistan'daki ''terörle savaş''a karşı çıktıklarını, halkın büyük bölümünün Taleban'la müzakerelere dayalı bir çözümden yana olduğunu ve ülkedeki gıda azlığında yerel işadamlarıyla hükümeti sorumlu tuttuklarını aktarıyor.
Ancak bunların kendi hayal dünyalarında yaşayan ülkenin liderleri için cazip görünmediğini vurgulayan Tarık Ali, ''aslında ülkenin karşı karşıya kaldığı açmazın çözümü var'' görüşünde.
''Müşerref sonrası dönemde de Pakistan sendelemeye devam edecek. Halk da askeri diktatörlük çekiciyle siyasi yolsuzlukların örsü arasında kıstırılmış halde.''
''Siyasi ve askeri liderlerle Batılı destekçileri sürekli gözardı etmiş olmasına karşın buradan bir çıkış yolu var. Ciddi toprak reformu, makul bir toplumsal bir altyapının oluşturulması ve uygun bir eğitim sisteminin temellerini atacak öğretmenleri yetiştirecek en az 10 üniversitenin kurulması. Malezya bunu gerçekleştirdi, Pakistan neden yapamasın ki?''
Müşerref'in istifasını, Müşerref karşıtı koalisyon hükümeti açısından bir sınav olarak gçren Financial Times ise, şu uyarıda bulunuyor:
''Ama generalin iç ve dış desteğinin buharlaştığı açıkça ortaya çıktıktan sonra ayrılma kararı, bölünmüş haldeki hükümeti kendisine yönelik muhalefette birleştiren en önemli gücü de ortadan kaldırmış oldu. Koalisyon hükümetinin yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermesi gerekir.''
''Pakistanlılar, askeri bir lideri demokratik yollarla devirdikleri için gurur duyabilirler. Ancak ihtiyatlı olacaklardır. Kötü bir yönetimin, yoksul ülkelerin taşıyamayacakları pahalı bir lüks olduğunu bilmek için çok sayıda nedenleri var.''
Bu arada gazetelerde, Müşerref'in istifasının ardından ülkeyi terkedip terketmeyeceğine ilişkin spekülasyonlara da yer veriliyor.
Yandaşları, eski liderin ülkesini terketmeyeceğini savunurken, kimi haberlerde Müşerref'in can güvenliği kaygısıyla ülkeden ayrılabileceği belirtiliyor.
Bu bağlamda, yedi yıl yaşadığı Türkiye de seçenekler arasında sayılıyor.
Müttefiklerin yeni Afgan stratejisi
Independent'e göre, İngiltere ve Amerikan orduları Afganistan'daki asker sayılarında keskin bir artışa hazırlanıyor.
Irak'tan askerlerinin bir bölümünü çeken İngiliz ordusu, Afganistan'da Taleban'a karşı yürütülecek mücadelede öncülüğü özel eğitimli SAS komandolarına verecek. Amerikan ordusunun Afganistan'da görev yapan asker sayısını da yüzde 30 civarında arttırması öngörülüyor.
Independent'in haberine göre, asker sayısında artışa yönelinmesiyle birlikte yeni bir strateji de yaşama geçirilecek Afganistan'da.
Buna göre, yakaladıkları ya da öldürdükleri militanların yerlerini Pakistan'daki medreselerde beyinleri yıkanmış yenilerinin aldığını farkeden NATO yetkililerinin 'kafa uçurma' olarak adlandırılan stratejisi, Taleban 'ın lider kadrosunun imha edilmesini hedefleyecek.
'Ne Brown ne de Miliband'
Guardian gazetesi manşetinden iktidardaki İşçi Partisi'nin canını sıkacak bir kamuoyu yoklamasının ayrıntılarını duyuruyor okurlarına.
ICM adlı araştırma şirketinin kamuoyu yoklamasına göre, seçmenler ezici bir çoğunlukla İşçi Partisi'nin lideri Gordon Brown yerini dışişleri bakanı David Miliband'e bıraksa bile muhafazakarların lideri David Cameron'u başbakan olarak görmek istiyor.
Ankete katılanların yüzde 42'si Cameron'u yüzde 21'i de Brown'ı destekliyor. Miliband de, Cameron'ın 21 puan gerisinde. Ankete katılanların yüzde 44'ü ana muhalefet muhafazakar partiyi, yüzde 29'u da iktidardaki İşçi Partisi'ni destekliyor.
Guardian'a göre, yaz tatilinin ardından bugün görevinin başına dönecek olan Başbakan Brown'ı zorlu bir sonbahar bekliyor.
Brown önümüzdeki aylarda, hükümete yönelik olumsuz bakışı tersine çevirmek amacıyla bir dizi girişimde bulunacak. Listenin ilk sırasında ise, yeni bir ekonomik önlemler paketi var.
Ayrıca, İşçi Partisi koferansında yapacağı konuşmayla hükümetine ve partisine yeni bir ivme kazandırmaya çalışacak. Gündemdeki bir diğer konu da, kabine revizyonu.
BBC Turkish / 19.08.08