Ana Sayfa / Basın / 
21.11.2008
20.08.2008 13:33

Pakistan’da ‘yeni’ dönem - Ergin Yıldızoğlu

 

Pakistan Devlet Başkanı, General Pervez Müşerref, pazartesi günü istifa etti. Müşerref “Ben beş yıllığına seçildim, gitmem” diyerek bir süre direndi. Bush yönetimi Pakistan’daki “adamını” kaybetmemek için elinden geleni yapmıştı. Ama sonunda şubat ayında kurulan koalisyon hükümetinin istediği oldu, “sivilleşme” ağır bastı. Böylece Pakistan’da “yeni” bir dönem başladı… Diyorlarsa da hemen inanmayınız.

Pazartesi günü Tarık Ali’nin Los Angeles Times’daki yorumunda vurguladığı gibi, “Müşerref gitti diye ülkenin sorunlar çözülecek değil”. Dahası, dünya son yıllarda, bizde de moda olan sözde demokratikleşme, sivilleşme eğilimlerinden, sözde asker-sivil ikilemlerinden çok daha karmaşık.

Müşerref’ten sonra…

The Times of India gazetesi, Müşerref’in istifasıyla ilgili olarak pazartesi günü web sitesine koyduğu yorumunda, bence, biraz da müstehzi bir edayla “Müşerref gittiğine göre koalisyon hükümetinin çalışmamak için hiçbir mazereti kalmadı” diyordu. Doğru, ama ne için çalışacaklar acaba? Koalisyonun yapısına bakınca, bana, sivil siyasiler hemen ceplerini doldurmaya, bu arada gittikçe daralan pastayı paylaşmak için birbirlerinin kuyularını kazmaya çalışacaklar gibi geliyor.

Koalisyona bakar mısınız? Başbakan, Pakistan Halk Partisi’nin lideri, suikasta kurban giden Benazir Butto’nun kocası, “Bay yüzde 10” olarak bilinen Asif Ali Zardari. Ortağı Pakistan Müslüman Birliği lideri, Pakistan’ın en zengin işadamı ve yolsuzluk dosyası son derecede kabarık Navaz Şerif. Pakistan siyaseti coğrafyasının bu geleneksel iki rakip partisinin bir koalisyon kurmayı başarmasının tek nedeni Pervez Müşerref’ten kurtulmaktı. Müşerref 1999’da, yolsuzlukları skandal düzeyine çıkan Navaz Şerif hükümetine karşı darbe yapmış, 2002 yılında yaptığı bir anayasa değişikliğiyle, hakkında tonlarla dosya olan Benazir Butto’nun tekrar Başbakan olmasının önünü kesmişti.

Pastaya gelince, hızla daraldığı bir gerçek. Neo-liberal model, burada da karaya oturmuş durumda. Maliye Bakanı Şokat Aziz, özelleştirmeleri, kamu hizmetlerini tasfiye etmeyi hızlandırdı. Ama iş çevrelerine yakın The International News gazetesinin editörünün kabul etmek durumunda kaldığı gibi, sıcak parayla finanse edilen ithalatı körükledi, büyük bir dış açık sorunu yarattı (18/08). Diğer ekonomik göstergeler de iyi değil. Enflasyon yüzde 15 düzeyinde. Ancak yoksulların temel gereksinimlerinden margarin, buğday, doğalgaz gibi mallarda yılık enflasyon yüzde 20-30 arasında seyrediyor. Haziran ayında yapılan bir kamuoyu yoklaması, halkın yüzde 86’sının günlük temel gereksinimlerini karşılamakta zorluk çektiğini, bundan da sivil hükümeti suçladığını gösteriyordu.

 ‘Önemli olan sivilleşme ve demokrasi…’

Her şeye rağmen iki nokta vurgulanabilir. Birincisi, önemli olan “sivilleşme”, “demokratikleşme”, nasıl olsa bir çare bulunur. İkincisi, siviller ABD Savunma Bakan Yardımcısı Negroponte’nin, Büyükelçi Patterson’un Müşerref’i görevinde tutmaya yönelik baskılarına direndiler. Bunlar önemli noktalar. Ancak burada da görünene fazla inanmakta yarar var. Birincisi, Tarik Ali’nin işaret ettiği gibi, koalisyon hükümeti, Müşerref’i devirme operasyonuna, Genelkurmay Başkanı Aşfak Kayani’nin, ordunun tarafsız kalacağını garanti etmesinden sonra başlayabildi. Kayani, Müşerref’in yetiştirmesi, ABD’nin ülkedeki ikinci adamı, ordu da Pakistan’ın en büyük sermaye grubu.

Sivillerin ABD’ye Müşerref konusunda direnmelerine gelince, bunun arkasında, egemen sınıfın, yükselen ve sertleşen İslami hareketin etkisinden korkarak, can havliyle bir uzlaşma arama çabası var.

Ancak gerçekleşme olasılığı gerçekten çok güçlü iki eğilimin kesişerek, yeni bir askeri müdahaleyi gündeme getirmesi söz konusu olabilir. Birincisi, koalisyon ortakları birbirine düşer ve İslamabad’dan savunma konularında uzman Talat Mesut’un işaret ettiği gibi zaten felç olmaya başlayan devlet makinesi (Christian Science Monitor, 18/08) tümüyle işlemez hale gelir, ekonomik durum daha da bozulur, orta sınıfın toplumsal muhalefeti yeniden yükselmeye başlar. İkincisi, sivil hükümet, kendi siyasi ittifak kaygılarından dolayı, Afganistan sınırındaki otonom aşiretler bölgesinde gittikçe güçlenen, Pakistan içinde intihar bombacılarıyla, Afganistan’a giden NATO konvoylarına yönelik, artan sıklıktaki saldırılarla etkilerini hissettiren Taliban yanlısı, köktendinci militan gruplara karşı gereken sertliği gösteremez, ABD’nin askeri operasyonlarını engellemeye ya da zorlaştırmaya çalışır.

Bu koşullarda, “siyasiler yine her şeyi berbat ettiği için” Kayani’ye veya bir başka generale, ABD’nin de desteğiyle siyasete yeniden çekidüzen vermek görevi düşebilir. Radikal İslamın, bağnaz feodalitenin, yarı işbirlikçi, yarı korsan sermayenin kıskacı, ABD’nin “terorizme karşı savaş” dediği emperyalist projenin baskısı altındaki Pakistan halkına şimdilik başka bir gelecek görünmüyor.

Bu gerçekleri göz önüne almadan demokratikleşmeden ve sivilleşmeden dem vuranlar da, en fazla, taraflardan birinin bir süre için cebini doldurma döneminin aracı oluyorlar…

Cumhuriyet / 20.08.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30