Ana Sayfa / Basın / 
21.11.2008
20.08.2008 06:33

Klimaları çalışmayan deniz otobüsündeki 4.5 saatin öyküsü - Meral Tamer

 

Telefon eden çocukluk arkadaşım, kamuoyunun yakından tanıdığı bir profesör. Anlattıkları, dört dörtlük bir Türkiye manzarası.
Arkadaşım, pazar akşamı saat 20.00’de Avşa - Marmara - Yenikapı - Bostancı seferini yapacak olan deniz otobüsüne binmiş. Tarifeye göre 22.30’da Yenikapı’da olmaları gerekirken, ancak 00.30’da varabilmişler.
Gemiye bindiği anda, “Allah-Allah, bunlar soğuk, hatta serin ötesi olurdu, bu soğuk değil” diye geçirmiş içinden. Marmara Adası’ndan da yolcuları alıp İstanbul’a doğru yola çıktıktan sonra ise gemideki hararet giderek yükselmeye, sıcaktan bunalmaya başlayan yolcular ellerindeki gazeteleri yelpaze yapıp serinlemeye çalışmışlar.
Ama nafile, hararet yükselmeye devam ediyor! Sonunda anlaşılmış ki, deniz otobüsünün klimaları çalışmıyor. Etrafta normal görevli olmadığı için, ne olduğunu anlamaya çalışanlar da sıcaktan bunalanlar da büfeci çocuğun tepesine üşüşmüş.
Bu arada gemi süratini düşürmüş ve o sıcakta bir de tıngır-mıngır yol almaya başlamışlar. Tam rezalet; yolcular isyanda.
Neyse bir yetkili bulunmuş ve sıcaktan bayılan falan olmadan kapılar açılmış; ama bir şartla! Kimse kapıdan dışarı çıkmayacak.

Yolcular güverteye
Ne var ki kapılar açılır açılmaz, yolcular derhal kapıların önüne koşuşmuşlar; ama dışarı çıkan yok. Bu kez yerlerinde oturanlar, “Kapıların önünden çekilin, içeri hava girmiyor” diye bağrışmaya başlamışlar.
Ve giderek gerginleşen ortamda yetkililerin yolculara laf anlatma gücü kalmayınca insanlar önce üçer-beşer, sonra kafileler halinde kendilerini ön ve arka güverteye atmışlar.
Anlayacağınız “Açılması yasak” denen kapılar, mecburiyet karşısında açılmış. “Dışarı çıkmak kesinlikle yasak” olduğu halde, mecburiyet karşısında dışarı da çıkılmış.
Bunalan yolcuların yarısı burun kısmında yerlere oturmuş, yarısı ayakta... Tam da dolunayın ertesi günü. Mehtap da varmış. Ve insanların birbiriyle dalaştığı fevkalâde stresli ortam, kısa sürede yerini denizin üzerinde mehtabı seyrederek yol almanın keyfine bırakıvermiş.
Hatta yolcular arasında bir ahbaplık, sohbet başlamış. “Deniz otobüsünün güvertesinde mehtap seyretmek, hayatta bir kez olur. Böyle bir program özel biletle de satılabilirdi” diyenler bile olmuş.
Kaptanın hızı, motorlar ya da makine arızalandığı için mi, klima nedeniyle mi azalttığı anlaşılamamış; ama sonuçta Avşa’dan Yepikapı’ya 2.5 saat sürmesi gereken yol, tam 4.5 saat sürmüş.

Bilet paraları iade
Yenikapı’ya yanaşırken 2 anons yapılmış:
1) Bilet paranız iade edilecek, hemen gişelerden alabilirsiniz.
2) İndiğiniz zaman belli başlı semtlere servis hazır olacak.
Benim profesör arkadaş, “Saat olmuş 00.30. Şimdi tek gişe açıktır, önünde de uzun kuyruklar birikir. Para-mara alamayız” diye geçirmiş içinden. Ama o saatte 8 gişe birden açılmış ve 40 YTL bilet parası şıp diye ödenmiş.
Arkadaşım diyor ki:
“Bozuk klimayla yola çıkılması, kesinlikle açılmaması gereken kapıların açılması, insanların bir anda kapılara üşüşmesi de Türkiye; paraların adam gibi iade edilmesi de... Türkiye’nin hem ne kadar geri, hem de ne kadar ileri olduğunu gösteren belgesel film tadında bir yolculuktu.”

Milliyet / 20.08.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30