Ana Sayfa / Basın / 
08.01.2009
08.09.2008 03:35

Rusya’dan ‘soğuk sulh’ reçetesi - Ceyda Karan

 

Information Clearing House, haberi başına ‘Gülmemeye çalışın’ notunu düşerek vermiş. Ben dayanamayıp güldüm. Zira ABD’nin ‘şahin’ Başkan Yardımcısı Dick Cheney, İtalya’daki Ambrosetti Forumu’nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ne demiş biliyor musunuz?: “Rusya teröristlere silah tedarik ediyor.” Kast ettiği Suriye ile İran. Bu sözleri ekonomik konferansta daha usturuplu yinelemiş: “Rusya’nın Ortadoğu’daki silah anlaşmaları bölgedeki barış ve özgürlük umutlarını tehlikeye sokuyor.” Sonra Rusya’nın ‘küresel aileden, demokrasi, özgürlük vs. vs’den kopmak isteyip istemediğine karar vermesi gerektiğini’ filan eklemiş. Arada Rusya’nın Gürcistan operasyonu karşısında ne yapacaklarını bilemeyen Avrupalılara ‘Siz de artık duruşunuzu netleştirin, birlik olun’ buyurmuş. Velhasıl Rusya’ya yüklendikçe yüklenmiş de iş ABD’nin Çekya ve Polonya’ya yerleştireceği füze kalkanına gelince Rusları mütebessüm bırakacak biçimde duruvermiş: “Size değil, İran’a karşı.”

Tabii uluslararası camiada yaşananları anlamlandırmak isteyenler için Peres’in Cheney’e aktardıkları daha enteresan. Peres’e göre, Rusya’nın Gürcistan’a misillemeye geçtiği gün telefonla konuştuğu Putin, kendisine ‘Rusya’nın da tıpkı ABD gibi, İran türevi aşırılıkçı dinci rejimlerin nükleer silah edinmesine karşı olduğunu’ söylemiş. Peres de Putin’e Marksist liderlerin ‘Din halkın afyonudur’ sözünü anımsatıp “Din (Ahmedinecad gibi) liderlerin de afyonu. İran lideri Ortadoğu’da fanatik dini inançları için terörü kullanıp dini hegemonya kurmak istiyor” yorumunu dile getirmış. Anlaşılan İsrail lideri, ABD ile Rusya’nın arasını bulmaya soyunmuş. Malum bugünlerde uluslararası arenada arabuluculuk pek revaçta. Saakaşvili’nin sabahın 04.00’ında Güney Osetyalıların tepesine bomba yollayarak başlattığı beş günlük savaşta uluslararası medyadan İsrailli askeri danışmanların Gürcü ordusuna hizmette kusur etmediğini, İsrail özel şirketlerinin de askeri ekipman sağladığını öğrenmiştik. Heyhat, Rus misillemesiyle aniden aradan ‘çekiliverdiler’. Yine Batı ve İsrail medyasından öğreniyoruz ki, İsrail, İran’a baskı konusunda Rusya’ya ihtiyaç duyduğundan kafa kafaya gelmek istemiyor, Suriye’nin de Esad’ın son Moskova ziyaretinde gündeme gelse de yalanlanan Rus yapımı savunma silahlarına kavuşmasını pek arzulamıyormuş. Anlaşılan Rusya, Sovyetler’in çöküşünün ardından yitirdiği Ortadoğu’da kendine yeniden alan açıyor.

Ama Rusya’nın belirlediği alanı anlamak açısından misal Afganistan cephesi farklı bir bakış sunuyor. Rus basınında NATO ve tabii ki ABD’ye, Sovyetler’in meşhur Afganistan macerasını anımsatan tavsiyelerin sökün etmeye başlamasını neye yormak gerekir? Kabil’den gelen haberler hakikaten iç açıcı değil. NATO operasyonlarında her hafta ölen sivillerin ortalamasını hesaplayan yahut Karzai’nin uluslararası güçlerin statülerini yeniden değerlendirme kararı almak zorunda kalmasının manasını sorgulayan var mı, bilinmez. Lakin en güvenli addedilen başkent Kabil’in 50 km. ötesinde Taliban Fransız askerlerini pusuya düşürür oldu (22 Ağustos). ABD’nin 11 Eylül sonrası başladığı işi tamamlamak, yani ‘Kaide ve Taliban unsurlarını yok edip istikrarı sağlamak’ hedefi muğlaklaşınca, herhalde Rusların aklına kendilerinin de komünist yönetimi koruyup kollama misyonuyla başlayıp askeri ve moral açılardan içine sürüklendikleri bataklık geliyordur. Rusların vakti zamanında tutunamadıkları Afganistan’da Batılıların tutunmasını istemesi pek tuhaf kaçar. Ama ortada ideolojik zemin de yokken, mücahitlerden Afganistan’ı bir daha ‘nüfuz alanı’ sayamayacak denli ‘illallah’ dediklerinden, damarlarına basılmadıkça NATO’ya hava sahasını kapatma tehdidini hayata geçirecekleri filan yok.

Velhasıl şu günlerde yaşananları kavrayabilmek için Medvedev’in duyurduğu dış siyaseti beş ilkeye dayandıran yeni strateji ilaç gibi. Mealen: 1) ‘Kosova’nın rövanşını Abhazya ile Güney Osetya’da aldığımızı kabullenin, kör topal işleyen uluslararası sistemi koruyalım’. 2) ‘Dünya çok kutuplu olmak zorunda, tek kutupla çatışma kaçınılmaz.’

3) ‘İhtilaf istemiyoruz, tecrit olmak da.’

4) ‘Ama Rus vatandaşlarının canına ve onuruna helal de getirmeyiz.’ 5) ‘Sizin nüfuz alanlarınız varsa, bizim de var.’

Yani Ruslar ‘Bize dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyor, ‘soğuk savaş’ değil ama ‘soğuk sulh’ istiyor. Bu mesajları ilk anlayan mecburen Avrupalılar oldu. Rusya’nın son

15 yılda dünya ekonomisine entegrasyonu sebebiyle Batı’nın kendisine ciddi hasar vermeden Rusya’ya hasar veremeyeceğini gördüler. Medvedev’in “Rusya bugünden itibaren hesaba katılması gereken bir devlettir. Altını çizerek söylüyorum, karşı karşıya kalmak bizim tercihimiz değil” dediği son mesajını da gayet iyi anlarlar.

Gel gör ki, ABD Başkan Yardımcısı’nın çıkışları Washington’da yaşananları görmezden gelmek isteyenler olduğuna işaret. 1990’larda ‘tarihin sonu’nun ilan edilmesinde fazla aceleci davranıldığı çoktan anlaşıldı, lakin idrak için Kafkasya’da bir mini yangının çıkmasını beklemek gerekiyormuş. Geçen hafta Cheney’nin, daha dört yıl önce Turuncu Devrim’e bulanmış Kiev’de çatırdamaya başlayan Batı yanlısı ittifaka verdiği ‘Birlik olup Rusya’ya karşı durun’ mesajı yerini bulursa, o vakit bir yangının da hatırı sayılır Rus’un yaşadığı Ukrayna’da çıkmaması ihtimal dahilinde değil. ‘Cheney gidici’ diye düşünenlerin hevesi kursağında kalabilir. Zira Rusya’nın yeni stratejiyle topu yuvarladığı ABD’de durum şimdilik iç açıcı değil. Kendini ‘rujlu Pitbull’a benzetmekte beis görmeyen başkan yardımcısı adayı Sarah Palin’in Cumhuriyetçi cephede arz-ı endam etmesiyle Obama’nın işi zora giriyor.

Radikal / 08.09.08


YAZICIYA GONDER


January
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1