Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
28.09.2008 07:10

ABD Afganistan’ı kurtarayım derken Pakistan’ı yakacak - Saad Muhyu

 

Bush yönetiminin Afganistan’ı kurtarmak için Pakistan topraklarında operasyon düzenlemeye kalkışması, bu ülkedeki köktenciler için bir hediye. ABD tavuk kızartırken bütün evi yakan bir adam gibi davranıyor

ABD Orta Asya’da İslam ümmetinin en küçük ve fakir ülkesi olan Afganistan’ı kazanma girişimlerinin sonucunda, ümmetin en büyük ikinci ve tek nükleer ülkesi olan Pakistan’ı mı kaybediyor? Böyle bir tercih delilik olarak görünüyor, ancak gerçek. Zira Washington’ın İslamabad’a ‘radikal İslam’a karşı kapsamlı bir savaş ilan etmesi için yaptığı baskılar, Pakistan’daki kırılgan sosyal dokuyu parçalamak üzere. Bu durumu CIA bile itiraf ediyor; CIA son raporunda, Pakistan’da demokrasinin ve krizlere sosyo-ekonomik çözümler getirilmesinin ülkenin bütünlüğünü koruyabilecek tek çare olduğunu, baskı ve şiddetinse köktenci Taliban’ın işine yarayacağını ve bu durumun nihayetinde ülkenin birçok devletçiğe bölünmesine yol açacağını ifade ediyor. Pakistan böyle bir durumda, kuzeybatıdaki Peştun bölgesinde bağımsız bir aşiret devleti, güneybatıdaki Belucistan’da bir başka aşiret devleti ve ülkenin yarısını kapsayan Pencap’ta da üçüncü bir devlet kurulacak biçimde bölünebilir.

Bunların yanı sıra üç küçük etnik devlet daha kurulabilir.

Bush yönetimi bütün bu gerçekleri biliyor. Fakat Irak’taki savaşını kaybetmesi sonrası Afganistan’daki savaşını kurtarma çabalarına çılgınlık derecesinde dalmış görünüyor. Aslında ABD’nin Afganistan’la ilgili endişeleri temelsiz değil. Zira bu ayın başlarında Genelkurmay Başkanı Amiral Michel Mullen ‘Afganistan’da zamanın ABD lehine işlemediğini’ itiraf etti. Bu açıklamadan günler sonra, Kabil’deki bazı Amerikalı üst düzey subaylar Bush’un Afganistan’a 4 bin ilave asker gönderme kararının ‘iyi, ancak ülkedeki şartları kurtarmak için yetersiz bir adım olduğunu ve on binlerce ilave askere ihtiyaç duyulduğunu’ ifade ettiler.

Washington şartların tehlikesini ve Taliban hareketinin yeni ezici yükselişini durdurmak için ilave askeri güçlere ihtiyaç duyduğunu itiraf ediyor, ancak en azından şu ana dek Afganistan’a daha fazla güç göndermeyi reddetti. Pakistan ordusunun sadece Pakistanlı İslamcı köktencilere karşı değil, aynı zamanda Pakistan’ın Afganistan sınırındaki aşiret bölgelerinde güvenli sığınak bulduğu söylenen Afgan Taliban güçlerine ve Kaide’ye karşı da çözüm olmasını yeğliyor. İslamabad bunu yapmaktan kaçınınca, Washington’ın kendisi Pakistan bizzat harekete geçti.

Bu durumda Pakistan nereye gidiyor? Ülkenin meçhule gittiği kesin. Zira Bush’un geçen çarşamba günü görüştüğü yeni Pakistan devlet başkanı Asıf Zerdari’nin, Washington’dan üzerindeki baskıları durdurarak yeni demokrasiye şefkatli davranmasını istemek dışında bir şansı yok. Pakistanlı aşırı köktenciler söz konusu Amerikan baskılarını gökten inen bir hediye olarak gördüler. Çünkü bu baskı onlara, kendilerini Amerikalı ‘kâfirlerin’ çiğnediği ulusal egemenliğin bekçisi olarak sunma imkânı veriyor. Marriott Oteli’nde meydana gelen korkunç patlama aşırlıkçıların gücünü, ne kadar yayıldıklarını ve güvenlik kurumlarıyla idari devlet organlarına ne kadar sızdıklarını ortaya koydu.

Washington, Pakistan’da delik deşik olmuş barut fıçılarının yakınında kibrit çöpüyle oynuyor. Bizzat kendisinin 1979’dan bu yana Afganistan’da ateşlediği yangınları söndürmeye çalışıyor. Adeta tavuk kızartırken bütün evi yakan bir adamı andırıyor. Ev Pakistan, tavuksa Afganistan. Buradaki ironiyse, evin ve tavuğun Washington’ın özel mülkü olmaması... (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Haliç, 25 Eylül 2008)

Radikal / 28.09.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30