Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
02.10.2008 05:56

Kurtarma planı tartışmaları – Korkmaz İlkorur

 

ABD Hazine Bakanı Hank Paulson tarafından hazırlanan kurtarma planı ABD Temsilciler Meclisi’nden geri döndü. Ortaya atıldığı ilk günden itibaren siyasetçiler ve akademisyen iktisatçılar tarafından çok tartışılan planın siyasi oyunlara konu olacağı belliydi. Bugün yeniden oylanacak planın gerçekçiliği açısından işin daha ciddi tarafı olan iktisadi nitelikli eleştirilere odaklanmak gerekiyor.  Plan, ABD finans sektörünü yaşatmak için bankacılık sektörünün defterlerindeki ‘zorda olan aktifleri’ satın almayı öngörüyor. ‘Zorda Olan Aktifler’in kapsamı şu: Konut veya ticari mortgagelar ve bunlarla ilişkili veya bunlar üzerine inşa edilmiş menkul kıymetler, yükümlülükler ve diğer enstrümanlar. Yani kapsam epeyce geniş. Plan ilk ortaya atıldığı günden beri aşağıda ana başlıklar halinde özetleyeceğimiz nedenlerle eleştiriliyor:

1. Plan, bankacılık sektöründe iyi ve kötü bankacı ayırımı yapmamaktadır. Yani, ‘moral hazard’ yaratmaktadır. Aç gözlü ve aşırı risk alan yöneticileri ve onlara yetkiyi veren hissedarları korumaktadır. Hissedarlara, yaratılan durumdan çıkılması için bankalarına daha fazla sermaye koyma zorunluluğu getirilmemektedir. Basına yansıyan tartışmalarda, bu eleştiri noktası, benzer krizleri 1990’lı yıllarda yaşayan İsveç ve Japonya ile kıyaslamalı olarak işlendi. Genel kanı, İsveç’in bankacılık sektöründe yaşadığı krizde uyguladığı programın çok daha adil ve etkin olduğu, Japonya’nın programının ise ABD’ninkine benzediği ve o nedenle hem adaletsiz, hem de fazla sonuç vermeyeceği ve resesyona yol açacağı şeklinde oluştu.

2. En önemli eleştiri konularından biri satın alınacak menkul kıymetlerin satınalma fiyatları hakkında sağlam bilgi olmaması. Bu durum çok yönlü ‘uygulama ve fayda’ sorunları çıkartıyor. Satın alımda uygulanacak fiyat, bankaların bu aktifleri bugünkü piyasa koşullarına göre deftere yazdıkları değer, yani ‘mark-to-market’ değerleri. Hangi bankanın hangi açıklık derecesi ile bunu ne kadar yaptığı konusunda ciddi şüpheler var. O nedenle, hükümet kendisini bir dipsiz kuyuya atıyor deniyor.

3. Bu konuyla ilgili bir eleştiri de gelip gidip bankalara kimin sahip olacağına dayanıyor. ABD’deki kriz hep bir ‘likidite krizi’ olarak algılanıyor. Ancak, özellikle bu planın uygulanması tartışılmaya başlanınca, artık iyice ortaya çıktı ki,  aslında bankacılık sistemi yeterli sermayeye sahip değil. Bankaların sermayeye ihtiyacı var. Bu plan, ancak bazı hallerde (özellikle satın alınan menkul kıymetlerin devlet tarafından satın alınma fiyatları olan  mark-to-market değerleri iskonto edilmiş gelecek nakit akımlarının şimdiki değerinden yüksek ise) bazı bankalara dolaylı olarak sermaye enjeksiyonu yapmış olacak. O zaman, neden devlet o bankalarda daha başından hisse sahibi olmasın diye bir eleştiri var.

4.Yukarıda özetlediğimiz eleştiriler, genel olarak Amerikan vatandaşının vergilerinin kullanılmasıyla ilgili.  Vatandaşı doğrudan ilgilendiren iki eleştiri daha yapılıyor. Birincisi: “Bu kadar parayı ‘Wall Street’teki kriz ‘Main Street’i, yani reel sektörü vurmasın diye yaptığınızı iddia ediyorsunuz. İyi güzel, bu kadar çok para harcanacak ama bunun ABD ekonomisinin en temel unsuru olan hane halkı tüketimine etkisi olmayacak. Olsa bile çok gecikmeli olacak ve ABD’nin resesyona girmesi önlenemeyecek” deniyor. İkincisi ise biraz daha popülist ve siyasi bir eleştiri; ve bu paranın bir kısmının evlerini kaybetmekte olan vatandaşın sıkıntılarının giderilmesini teminen kullanılması doğrultusunda. Plan, Amerikan vatandaşının vergilerinin kullanılması odaklı eleştirilere karşı birkaç denetim unsuruna yer veriyor ve sektörü bu hale getiren banka yöneticilerinin maaş ve primlerinin tırpanlanması konusunda önlem getiriyor. Bunları biraz göz boyama olarak nitelendirmek doğru olabilir. Önemli olan ve daha uzun bir müddet izlenmesi gereken, yukarıda ana hatlarına değindiğimiz eleştirilerde belirtilen hususlar nedeniyle, onaylansa bile planın uygulanabilir olup olmadığı, uygulansa bile faydalı olup olmayacağı. Bu karışık konu kafalarımızı meşgul etmeye devam edecek. (1)

(1)  O nedenle, faydalı olacağını düşündüğüm ve National Economic Research Associates (NERA) nın www.nera.com sayfasından temin edilebilecek üç kaynak şunlar :

a) The Subprime meltdown: A Primer

b) The Paulson Proposal: Economists’ Views

c) Buying the Bad Stuff: Implementation Considerations for the Paulson Plan

Radikal / 02.10.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30