02.10.2008 08:59
Alman basınından özetler
Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisindeki istifa depremi, Alman basınında öne çıkan gündem maddesi. Koalisyon hükümetinin büyük ortağı Hıristiyan Birlik kanadında yer alan CSU, eyalet seçimlerinde hezimete uğramıştı.
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi eyalet seçimlerinde alınan kötü sonuç üzerine Hristiyan Sosyal Birlik’in genel başkanıyla eyalet Başbakanının istifa etmek zorunda kalmalarını şöyle yorumluyor:
“Bavyera eyalet Başbakanı Beckstein’ın akıbeti pamuk ipliğine bağlıydı ve ondan bir gün önce görevi bırakan parti başkanı Huber de seçim bozgununun tek kurbanı olmaya niyetli değildi. Kötü bir başbakan olmayan Beckstein çekilmediği takdirde parti bünyesindeki kavganın daha da büyüyeceğini ve klikler arası çekişmesinin kötü seçim sonucunu bile unutturacağını fark etti. Hıristiyan Sosyal Birlik efsanevi özelliğini kaybedip sıradan bir bölgesel parti haline gelmekten korkuyor.”
Süddeutsche Zeitung gazetesi Hristiyan Sosyal Birlik’teki sandalye kavgasının özel şirketlerin yönetim kadrolarındaki mevki mücadelesi kadar acımasız olduğunu ve partinin oyları arttırmayanı derhal tasfiye ettiğini yazıyor. Financial Times Deutschland gazetesinin değerlendirmesi ise özetle şöyle:
“Hristiyan Sosyal Birlik’in mutlak çoğunluğu kaybetmekle krizin doruğuna vardığını sananlar aldandı. Parti kendiliğinden krizi daha da azdırmayı becerdi. Zirvedeki ikilinin başarısızlığı istifaları gerekli kılmıştı. Ama güçlü yeni isimler bulunmadan koltuklar boşaltılmamalıydı. Yeni adaylar partiyi canlandıracak karizmadan yoksun. Partiyi birleştirebilecek bir adayın çıkmaması Hıristiyan Sosyal Birlik’e çok daha fazla kan kaybettirecektir.”
Hannoversche Allgemeinne Zeitung gazetesi finans krizini konu alan yorumunda Amerikan Kongresi’nin kanatları arasındaki yakınlaşmanın kaçınılmaz olduğunu, aksi takdirde krizin vergi mükellefine kurtarma planından çok daha pahalıya mal olabileceğini yazıyor. Coburger Tageblatt gazetesi ise AB’nin krize tepki göstermekte geciktiği görüşünde:
“Avrupa acil durum planı hazırlamakta geç kaldı. AB Komisyonu’nun sunduğu mali piyasaların asgari standartlarıyla ilgili önerileri yangını söndürmeye yetmeyecektir. Birlik Komisyonu’nun riskli kredilerin devriyle ilgili stopaj önerileri en erken iki yıl sonra etkisini gösterebilir.”
Westdeutsche Allgemeine Zeitung gazetesi ekonomik resesyonun ancak Merkez Bankası faizinin düşürülmesiyle önlenebileceğini savunuyor:
“Temmuz ayındaki reeskont haddini arttırma kararının yanlış olduğu şimdi anlaşılıyor. Merkez Bankası resesyon tehlikesini savuşturma cesaretini gösterebilmeli. Yaz aylarındaki faiz zammının ithal enflasyonu önlemesi mümkün değildi. Avrupa Merkez Bankası yanlış cephede savaştı ve kredi maliyetini arttırarak şirketlerin yatırım yapmasını zorlaştırdı. Ham petrolün ucuzlamasına rağmen enerji fiyatları artmaya devam ediyor. 2009’da hayat pahalılığı artışı belki de yüzde ikinin altına düşer. Avrupa Merkez Bankası hatasını düzeltme cesaretini kendinde bulmalı ve ana faiz haddini düşürmemek için hiçbir neden bulunmadığını teslim etmelidir.”
Handelsbllatt gazetesi ise Rus-Alman istişarelerini konu alan yorumunda şu görüşe yer veriyor:
"Rus birlikleri Gürcistan topraklarını henüz tamamen boşaltmamışken Moskova ile ilişkiler normale dönmeye başladı. Rusya başkenti yine batılı diplomatlarla dolup taşıyor. Almanya Başbakanı'nın Sen Petersburg ziyareti de gerginliğin yerini normalleşmeye bırakmaya başladığının bir işareti. Ancak Rusya yönetimi olağan ikili istişarelerin Kafkasya krizinin hemen ardından başlamasını, Berlin hükümetinin bir jesti olarak algılamalıdır. Buluşma, Rus birliklerinin en geç 10 Ekim'e kadar Gürcistan'dan çekileceğine dair verilmiş bir senettir."
DW-World / 02.10.08