04.10.2008 12:05
Karasu: Çatı Partisi bir an önce kuruluşunu gerçekleştirmeli
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, demokrasi ve barış mücadelesi yandaşlarının Türkiye'de etkin bir muhalefet oluşturmak amacıyla uzun süreden beri başlattıkları Çatı Partisi kuruluşunun bir an gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. Devlet dışı kalan tüm kesimlerin demokrasinin bileşenler ve Kürt siyasi çevrelerinin de Çatı Partisi içinde yer alabileceğini söyleyen Karasu, ‘’Çatı Partisi Türkiye’nin demokratikleşmesi için bir zorunluluktur’’ dedi. Karasu, Çatı Partisi’yle sorularımızı yanıtladı
* Çatı partisi tartışmaları ve çalışmaları belirli bir aşamaya geldi. Size göre çatı partisi nasıl bir oluşumdur?
- Çatı partisi tartışmalarını yakından izleyemiyoruz. Bize kısmen yansıyor. Şunu belirtmeliyiz ki şu anda Türkiye'de gündeme alınması gereken tek konu, çatı partisidir. Bunun dışındaki tüm tartışmalar saptırmadır ya da Türkiye'nin mevcut siyasal durumuna cevap olacak gündem değildir. Daha doğrusu halkın gündemi olan konuları değerlendirecek ve halkın çıkarına sonuçlandıracak olan böyle bir harekettir. Böyle bir hareket olmadan diğer gündemleri tartışmak da sonuç vermemektedir.
Türkiye'deki egemen sınıflara dayalı siyasi partiler ve inkarcı sömürgeci güçler artık Türkiye'de siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hiçbir ihtiyacı karşılayamayacak duruma gelmişlerdir. İktidar da muhalefet de lüzumsuz durumdadırlar. Toplumu oyalama niteliklerini bile kaybetmişlerdir. Türkiye'de artık demokratik bir siyasi yaşam ve demokratik Türkiye olmazsa olmaz kabilinden bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan siyasi aktör, Türkiye toplumunun özlemlerine cevap olacak demokratik bir siyasal harekettir. Bunu da Türkiye ortamında ancak sol demokratik güçlerin bir çatı altında toplanması karşılayabilir. Türkiye'nin en temel sorunu olan Kürt sorununa doğru bir yaklaşım ancak bu güçler tarafından gösterilebilir. Eğer Kürt sorunu ve temel demokratikleşme sorunları halledildiğinde birçok sorununun çözümüne de anahtar çevrilmiş olacaktır.
Çatı partisi, Türkiye'de demokratların, yurtseverlerin, mevcut durumdan sıkıntı duyan tüm toplumsal kesimlerin ya da temsilcilerinin sorumluluk duyarak biraraya geldikleri demokratik bir siyasal hareket olarak görülmelidir. Türkiye'de siyasal, sosyal ve kültürel yaşamda bir tıkanma ve çürüme vardır. Bunun nedeni de ciddi sorunlar var olması ama bunlara çözüm bulunamamasıdır. Çözümsüzlüğün nedeni ise, Türkiye'nin demokratikleşmemesidir. Bu durum, Türkiye'de temel sorunları çözebilecek gerçek bir demokrasinin kurumlaşmasını tarihsel bir zorunluluk haline getirmiştir. Dolayısıyla çatı partisi bir örgütsel model tercihi ya da güç biriktirme olarak ele alınamaz. Bunlar ancak temel sorunlara çözüm perspektifi ile yaklaşılırsa bir anlam ifade edebilir.
‘ÇATI PARTİSİ TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ ZORUNLLUKTUR’
Çatı partisini gerekli kılan diğer bir neden ise; Türkiye'de sol demokratların bir bütün olarak tüm halkın ve demokrasi güçlerinin Türkiye'yi demokratikleştirme konusunda on yıllardır büyük bedeller ödeyerek mücadele vermeleridir. Hiç kimse Türk, Kürt ya da diğer halkların az demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyemez. Ne var ki bu mücadelenin ortaya çıkardığı demokrasi birikimi ve özlemini bu mücadelede en az katkısı olanlar demagoji ile sömürüp kullanmışlar ve kendilerini Türkiye siyasetinde etkili kılmışlardır. Nitekim demokrasi ve özgürlük getireceğini iddia eden aktörler her zaman yüksek oy almışlardır. Bunu yaparken de demokrasi ve özgürlüğe özlem duyan geniş yelpazedeki farklı çevrelere seslenmişlerdir. Çünkü sol demokratların mücadelesiyle Türkiye'de demokrasi isteyen güçlü bir toplumsal zemin ortaya çıkmıştır.
Bu yönüyle çatı partisi; grupların, siyasi çevrelerin ve toplumsal kesimlerin tek tek başaramadığı Türkiye'yi demokratikleştirme, özgürlük alanlarını genişletme mücadelesini gerçekleştirecek etkili bir siyasi araç olarak görülmelidir. Ortak payda olan hedeflere ulaşmayı sağlayacak bir siyasal oluşumdur. Çatı partisini böyle anlamak gerekir. Bir ideolojik yaklaşımın kendi hedeflerine ulaşmak için gerekli gördüğü bir siyasal oluşum ve örgütsel model değildir. Bu siyasal araç, ideolojik grupların tüm siyasi hedeflerine cevap verecek bir oluşum olarak ele alınmamalıdır. Zaten çok farklı siyasal grupları ve çevreleri içine alacağına göre, herkesin üzerinde ortaklaşacağı belirli hedeflerle kendini tanımlamış olmalıdır. Bu hedeflerine ulaştıktan sonra yaşanan pratiğin ortaya çıkardığı yeni ortak paydalar üzerinden eskisinden daha fazla bütünleşmiş bir oluşum da ortaya çıkarılabilir. Kaldı ki Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleştirilmesi ve temel sorunların çözülmesi az-buz bir hedef değildir. Bu temelde yol alındıktan sonra, demokratikleşmiş Türkiye'de daha fazla söz sahibi olmak, demokrasi ve özgürlükleri derinleştirmek için bir aradanlık ihtiyacı kendini var etmeye devam edecektir.
ALTERNATİF ÇIKARSA AKP VE CHP ÇÖKER
Türkiye'yi bu düzeyde demokratikleştirmiş güçler, Türkiye'de çok büyük bir itibar kazanırlar. Hiçbir siyasi gücün kazanmadığı saygınlık ve güven duyulan aktörler haline gelirler. Bu güçler yeni projelerini pratikleştirme konusunda da toplumun desteğini alabilirler. Türkiye'yi demokratikleştiren ve temel sorunların çözümünde rol oynayan güçleri halk sabah-akşam sürekli anar. Bunlar etrafında örgütlenme eğilimi duyar. Nitekim Türkiye'de halk doğru-yanlış demokratik gelişme yaşattığına inandığı insanları ve partileri sürekli anmıştır. 1970’li yıllarda toplumun Ecevit’e nasıl sahip çıktığını biliyoruz. Eğer örgütlenmesini ve gücünü biraz daha halka dayandırsaydı ve demokratikleşmede bazı adımlar atabilseydi unutulmaz hale gelirdi. Ne var ki egemenlerle halk arasında kaldı ve Kıbrıs fatihi olmayı kendisi için yeterli görünce Karaoğlan efsanesi de bitti. Eğer Ecevit halk içinde güçlü bir destek bulduysa, tutarlı bir çatı partisi bu halk desteğini daha fazla bulur.
Bugün AKP'nin oy alması ve hala toplumdan destek bulması, alternatif olmadığındandır. CHP'ye verilen oylar da AKP'nin ideolojik ve siyasi yaklaşımından ürkenlerden gelmektedir. İki partiye verilen oyların önemli bir bölümü zorunluluktan ve alternatifsizlikten veriliyorsa, çatı partisi bu iki partiye alternatifsizlikten ve mecburiyetten verilen desteği kendi etrafında toplayabilir. İyi bir demokratik alternatif ortaya çıkarsa hem AKP hem de CHP çöker. Her iki partiden de demokratik çatı partisine oy verecek geniş bir kesim vardır. Çünkü bugün bile toplumda en fazla destek görecek hedef Türkiye'yi demokratikleştirme hedefidir. Siyasi ve ekonomik alandaki büyük haksızlıklar ve istismarlar demokratikleşme temelinde önemli oranda geriletileceği bilinci vardır.
* Bundan önceki işbirliği ve seçim ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bunların hiçbirine olumsuz pratikler olarak bakamayız. Yanlış ve eksiklikleri varsa, bu da bunların daha geniş çevreleri içine alacak kapsamda yapılmamış olmasıdır. Bu ortaklaşmalara karşı çıkanların iyi niyetli olduğunu düşünmüyoruz. Eksiklikler ayrıdır, ama bu tür ortaklaşmalara olumsuz bakmak ya da olmaz demek ya aydın ukalalığıdır ya da demokrasi karşıtların isteğine göre konuşmaktır.
En son milletvekili seçimlerinde binumut adayları içinde başka siyasi güçlerden olanların aday gösterilmesi ve meclise taşınması önemli görülmelidir. Biz daha fazla sayıda Kürt demokrat adaylar yanında sol demokrat adayların meclise girmesini isterdik. Bu bizlerin her zamanki arzusudur.
2002 seçimlerindeki ortaklaşma da yanlış değildi. Çok iyi bir kampanya oldu. Toplumun en canlı ve dinamik güçlerini miting alanlarına çekti. Demokrasi güçlerinde büyük bir coşku yarattı. Ancak ortaya çıkan sonuç, çekirdek ve en dinamik kesimlerin etrafında toplanması gereken çevrelerin bu ittifak etrafında toplanmasının yeterince başarılamaması olarak görülmelidir. Bu sonuç, olması gereken bileşenlerin tümünün bir araya gelmediğini de göstermektedir. Daha geniş kesimleri çekecek ve onlara güven verecek bir açılım yapılmadığını ortaya koymuştur. O dönemde başta ÖDP olmak üzere başka çevrelerle de görüşülmüştür. ÖDP’nin bu ittifakın içine alınması için ısrarlı olunmuştur. ÖDP’nin de alınmasının o dönemde bir sinerji yaratacağına inanılmıştır. Ancak aday sıralamalarında çok köklü sarsıntı yaratacak öneriler getirildiğinden onlar dışında kalmıştır. Onlar biraz makul davransa, bizler biraz daha istekli olsaydık bir noktada anlaşabilirdik. Ancak karşılıklı olarak bu basireti gösteremedik. ÖDP dışında bu ittifakın içine alınacak birkaç grup daha vardı. Onlar da çeşitli biçimde dışarıda kaldı.
GEÇMİŞ İTTİFAKLAR YANLIŞ DEĞİLDİ
Bunların yanında çeşitli sivil toplum örgütlerini, aydınları, yazarları ve sanatçıları bu demokratik hareket içine çekemedik. Bir kısmı daha sonra katıldıysa da bu hem geç oldu hem de yetersiz kaldı. Eğer yapılan seçim ittifakı çeşitli sivil toplum örgütlerini, meslek kuruluşlarını, aydınları etrafında toplasaydı, toplumda daha fazla yankı bulurdu; DEHAP çatısı altında demokratik adaylara yönelmesini beraberinde getirirdi.
Farklı siyasi güçlerin bir araya geldiği demokrasi hareketinde matematik toplamalar yanlıştır. Bu siyasetten, siyaset sosyolojisinden, toplumun psikolojisinden hiçbir şey anlamamak olur. Eğer toplumun özlemlerine ve ihtiyaçlarına cevap olan bir program ortaya konulursa, siyasi hava birden değişebilir. 2+3+4+1=10 yerine, 30 karşılığında bir değer ortaya çıkarır.
Örneğin, 2002 seçimlerinde İsmail Cem ile Kemal Derviş’in ortak siyasi hareketi %20 üzerinde oy alacakken, Kemal Derviş’in çekilmesi üzerine dibe vurmuştur. Son seçimlerde Mehmet Ağar-Mumcu ittifakı barajı rahatlıkla aşarken, Mumcu’nun mızıkçılık yapması üzerine, Ağar siyaset sahnesinden silinmiştir.
Türkiye tarihinde yüksek oy almış partiler, farklı kesimlerin bir araya gelmesinin bir uyum ve sinerji yaratmasını sağlamayı bilen partiler olmuştur. Hiç kimse AKP'ye kızmamalıdır. AKP'ye katılanları oportünist olarak değerlendirmemelidir. AKP'ye katılanları böyle değerlendirmek -bu değerlendirmeler doğru olsa bile- AKP'nin ortaya çıkardığı politik aracın ve taktiklerinin yanlış olduğunu göstermez. Gerçek demokratlar sahneye çıkmazsa, bazıları demokrasinin demagojisini yaparak halkı peşinden sürükler. Dolayısıyla suçu demagoglarda değil, meydanı demagoglara bırakanlarda aramak gerekir.
Biz geçmiş dönemdeki işbirliği ve ittifakı yanlış bulmuyoruz. Bunlar önemli bir tecrübe birikimi olmuştur. Geçen dönem yapılan ittifaklardan hiç sonuç alınmadı demek, iktidarcı mantıktır. Somut elimize ne geçti anlayışıdır. Kaldı ki hiçbirisi olumsuz bir sonuç ortaya çıkarmamıştır. Oyları geriletmemiştir, ancak istenen düzeye de yükseltmemiştir. Dolayısıyla sadece beklentilerin yüksekliğinin getirdiği hayal kırıklıkları olmuştur. Bu nedenle Kürt demokratik hareketi ve Türkiyeli sol demokrat çevrelerde bu işbirliğine olumsuz yaklaşanların yanlışlık içinde olduğunu iddia ediyoruz.
Öyle ki 2002 seçimlerinden sonra barajın aşılmamasını kadın adayların fazla gösterilmesinde bulanlar bile vardı. Bunlar toplumsal dinamizmin ortaya çıkmasında kadın hareketinin rolünü küçümseyen geri yaklaşımlardı. Bugün tüm siyasi güçler kadına seslenerek oyunu arttırmak isterken, 2002 seçimlerinde barajın aşılmamasını kadınlara bağlamak, özgürlük hareketini eleştirmek için eleştirmekti. Yine Türkiyeli demokratik güçlerle yapılan ittifakın yanlış olduğunu ileri sürenler vardı. Sanki Türkiyeli sol demokratlarla ittifak yapılması oyları azaltmış gibi bir anlayış yaymak isteyenler bile oldu. Halbuki bu değerlendirmelerin tümü yanlıştı ve bilinçli biçimde dillendiriliyordu. Bu ittifak “Türkiye'deki daha geniş toplumsal kesimleri içine almalıydı” denilseydi, bu doğru bir eleştiri olurdu. Bu nedenle o dönemde bu ittifaka yöneltilen eleştirilerin çoğunluğu yanlıştı. Daha çok da Kürt özgürlük hareketinin politikalarını karalamak için yapılıyordu. Bunları yapanların kim olduğunu biliyoruz. Kendilerine 3 koyun versen dönüşte ikisini kaybedecek olanlardır. Bunlar, hayatlarında bir mitingi bile örgütleyemeyecek kadar gücü ve yeteneği olmayan insanlardır.
‘KÜRT SİYASİ ÇEVRELERİ DE KATILMALI’
Kürt demokratlarını ve Türkiyeli demokrasi güçlerini eleştireceksek, şimdiye kadar etkili biçimde bir araya gelememelerini eleştirmeliyiz. Bu konuda yapılacak her eleştiri haklıdır. Çünkü mücadeleyi bu güçler veriyor, bedeli bunlar ödüyor, ama başkaları mücadeleyle ortaya çıkarılan bu özlemleri demagojik aldatmalarla sömürüyor.
Şunu bir daha vurgulayalım; eğer sorunları Türkiye sınırlar içinde demokratikleşme temelinde çözmek istiyorsak, Türkiyeli demokrasi güçleri ile ortaklaşmak, demokratik bir hareket yaratmak önemli görülmelidir. Tabii ki Kürt demokrasi güçleri ile ortaklaşmak önemlidir. Bu konuda da yapılması gerekenler vardır, ama bu bugün önemli olan ve Türkiye siyasi hayatına müdahale anlamına gelecek önemli adım, bir çatı hareketidir. Böyle bir çatı hareketi içine Kürt özgürlük hareketiyle birlikte demokrasi mücadelesi içinde yer alacak Kürt siyasi çevreleri de katılmalıdır. Türkiye'nin demokratikleşmesini esas alacak her güç, böyle bir çatı hareketi içinde yer alabilir.
HALK GEÇİCİ İTTİFAKLARI İSTEMİYOR
* Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?
- Biz geçmiş deneyimlerin yetersiz olduğunu söyledik. Bu yetersizlikler esas olarak yapılan ortaklaşmaların seçim ittifakı ya da bazı konularda güç birliğini aşamaması olarak görülmelidir. Gelinen aşamada sadece seçim ittifakı ya da güç birliği, Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap veremez. Artık şöyle güçlenelim, şöyle güç biriktirelim, demenin bir anlamı kalmamıştır. Ya bazı şeyler şimdi zamanında yapılacaktır, ya da tarihi bir fırsat kaçırılmış olacaktır. Hala “hazırlık yapalım, güç biriktirelim, daha sonra bu tür şeyleri düşünürüz” demek, siyasal ve toplumsal gerçeklikler karşısında bir saptırma olur. Böyle bir dar yaklaşım ne siyasetten ne de mücadeleden bir şey anlamaktır. En büyük hazırlık da gelecekte yapılacağı söylenen şeyler de ancak böyle bir çatı hareketi içine girilirse gerçekleşme imkanı bulur.
Önceki deneyler daha çok bir güç birliği ve seçim ittifakı aşamasında kaldı, ilerletilemedi. Hatta çok önemli konularda bile ortak mücadele yapılamadı. Herkes kendi kanalından bildiğini okumaya devam etti. Artık bu anlayışa son vererek Türkiye sorunlarına yüzeysel yaklaşmaktan kurtulmalıdır. Demokrasi karşıtı güçler, gerektiğinde –hatta özgürlük mücadelesi karşısında sürekli- milli mutabakat ve ittifak yaparken demokrasi güçlerinin bunu yapmaması anlaşılır değildir. “Deniyoruz, olmuyor” söylemleri de sadece bir beceriksizlik itirafı olur. Böyle bir çatı hareketi gerekli midir, değil midir? Eğer gerekliyse yapmaktan kaçınamazsınız.
Seçim ittifakları ve güç birlikleri geçici oluşumlardır. Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt sorunun çözümü ve başka temel demokratikleşme sorunlarına çözüm bulmak için bir araya gelmek, geçici bir durum olarak görülemez.
Eski sol literatür ve mücadelenin aşamaları çerçevesinde belirtirsek, eskiden demokratik devrim aşamasından söz edilirdi. Demokratik devrime herkes kendi bakış açısına göre bir anlam yüklerdi. Kimileri daha az görev yüklerken, kimiler neredeyse sosyalizme ulaştıracak düzeyde bir rol verirdi. Ama hepsi de toplumun demokratikleştiği aşama olarak tanımlardı. Çatı partisi esas olarak kendisini Türkiye'nin demokratikleştirilmesiyle tanımlayan bir parti olarak görülmelidir. Sosyalizm gibi hedefler bu partinin içinde yer almaz. Kaldı ki kendini sosyalist olarak tanımlayanlar da çatı partisinin böyle bir kimlikte olmasını istememelidir.
Türkiye'nin demokratikleşmesi derken, ülkenin ve toplumun belirli düzeyde demokratikleşmesinden söz ediyoruz. İlk önce de tam demokratikleşme önündeki engellerin kaldırılmasından söz ediyoruz. Bunun için de temel demokratikleşme sorunlarının çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin bu çerçevede demokratikleşmesi, toplumları kendiliğinden sosyalizme ulaştırmaz, ama demokratik örgütlenmelerin, dolayısıyla toplumun güç olmasını sağlayarak sosyalizmi kurmak isteyenlerin önün açabilir. Demokratikleşmeyi böyle anlamak daha doğrudur. Böyle bir ülke yaratmak da hala yoğun çaba isteyen bir mücadele ile olur.
Biz geçici ittifak ve güç birliklerini gelinen aşamada Türkiye toplumuna saygısızlık olarak görüyoruz. Biraz güç biriktirme ya da imkan kazanma artık bugünkü ufkumuz olamaz. Bugün Türkiye'de bir demokrasi hareketi ile siyasete sürekli müdahale eden ve ağırlığını her zaman hissettirecek bir demokratik siyasi irade yaratmaya ihtiyaç vardır. Sadece seçim ittifakı yapmak, demokrasi güçlerinin halk güçleri arasındaki itibarını düşürür. Halk artık bu tür ittifaklar istemiyor. Halk ancak bir araya gelecek ve bir demokratik irade haline gelecek güçlere güven duyabilir. Bu açıdan halka güven verecek ve desteğinin sürekli olmasını sağlayacak bir çatı partisi yaratmakta daha uzun vadeli iddialarımızdan vazgeçmiş olmayız.
‘ORTAK HEDEFLER İÇİN BİR ARAYA GELELİM’
* Kürt demokratik hareketiyle çatı partisi bileşenlerinin ortak programatik amaçları arasında nasıl bir ilişki kurulacaktır? Farklı programlara sahip muhtemel bileşenlerin arasındaki farklara rağmen ortak bir programda birleşmeleri nasıl sağlanabilir?
- Çatı partisi, adı üstünde belirlenen bir amaç doğrultusunda oluşan bir birliktir. Her partinin ya da siyasi hareketin programlarını tümüyle kapsayan bir oluşum değildir. Tümüyle bir ideolojik ve siyasi birlik oluşumu değildir. Bu çatı sol demokratik güçlerin ve gerçek demokrasiye inan tüm kesimlerin ve insanların kendi düşüncelerini engelsiz pratikleştirecek bir demokratik ortam yaratma amacıyla oluşturulacaktır. Kürt halk önderi demokratik kültür ve demokratik siyaset temelinde demokrasi, barış ve anti-tekel çerçevesinde bir programatik bir hedefle oluşturulabileceğini söyledi. Önemli olan ortak hedeflerin hiçbir örgütün daha kapsamlı olan hedefleriyle çelişmemesidir. Böyle olursa böyle bir çatıda birleşmenin önünde engel kalmaz. Yukarıdaki sorularda bu konuya kısmen cevap verildi. Daha sonraki sorulara verilecek cevaplarla bu soru yeterli bir karşılık bulmuş olacaktır.
Bu çatı partisi bizim öngördüğümüz demokrat konfederal sistemi kurma partisi değildir. Bizim açımızdan Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlayacak ve başta Kürt sorunu olmak üzere temel sorunların çözümü için mücadele edecektir. Siyaset ve ekonomide demokratikleşme ortamını yaratma temel hedefi olacaktır.
Bizim de demokratik sosyalizmin pratikleşmesi anlamına gelecek demokratik konfederalizmin sosyal ve ekonomik alanda kurumlaşmasını bugünden gerçekleşmesini ön görüyoruz. Bugünden demokratik komünal yaşamı inşa etme çabası içindeyiz. Bunun için en temel koşul, Türkiye'nin demokratikleşmesidir. Türkiye demokratikleşse, Kürt sorunu, kimlik, dil, kültür özgürlüğü ve serbest siyaset yapma temelinde çözülürse, o zaman bizim öngördüğümüz komünal demokratik yaşamı hedefleyen demokratik konfederal sistemi kurma koşulları daha da elverişli hale gelecektir.
Herhalde kendisini sosyalist ve sol demokratik olarak tanımlayan grupların bugünden yarına öngördükleri program hedeflerine ulaşacaklarını ya da bu iddiada olduklarını söylenemez. Çatı partisini oluşturacak bileşenler, tabii ki öngördükleri sosyal, ekonomik yaşam projesinden vazgeçmeyeceklerdir. Her grup böyle bir parti içinde farklı düşüncelerini koruyabilir. Ancak asgari program olarak çatı partisinin demokrasi, barış ve anti-tekel programında yoğunlaşmaları ve bunun için çalışmaları gerekiyor. Bileşenler çatı partisi içinde ortak kimliği öne çıkararak çalışacaklardır. İdeolojik kimliği ve bunun uzun vadeli politikalarını çatı partisinde öne çıkarmayacaklardır. Ortak paydalar dışındaki konularda her eğilim örgütlendiği alanlarda kendi düşüncesi ve bunun pratikleşme gerçeğini savunabilir ve gücü oranında gerçekleştirebilir. Bunu normal görmek gerekir. Yeter ki bu düşünce ve çalışma çatı partisindeki ortak faaliyetleri engellemesin ve zayıflatmasın.
Dünyada böyle çatı partileri oluşmuştur. Özellikle temel demokratikleşme konularında bu tür oluşumlar daha sık gündeme gelmektedir. Nitekim bizim öngördüğümüz çatı partisi, gerçek demokrasinin olmadığı, halkın demokrasi, özgürlük ve ekonomik adalet istediği her yerde kurulmaktadır. Ortaya konulan şey olması gerekendir. Bu nedenle yeni bir şey söylenmiyor. Acil ihtiyacı olmayan halkların böyle oluşumlar ortaya çıkardığı dikkate alınırsa Türkiye gibi çok temel sorunları çözümsüz olan bir ülke için böyle bir oluşumun ne kadar gerekli olduğu anlaşılır. Dolayısıyla ne hayali ne de kötü bir şey istiyoruz.
Birçok konuda görüşlerimizi aynılaştıralım ve birleştirelim -böyle yapabilsek iyidir- demiyoruz, ortak hedeflerimiz için bir araya gelelim diyoruz. Herkes demokrasi diyor, herkes Kürt sorununun çözümü diyor. Ekonomik adaletsizlikten, yani tekelcilikten ve ekonomide demokratiksinin olmamasından şikayet var. O zaman bunlar için bir araya gelebiliriz diyoruz. Bunlar da öyle ortaklaştırılmayacak talepler değildir. Kürt demokratik siyasi güçleri Kürt sorununun çözümü açısından en makul yaklaşımı gösteriyor. Bu konuda bir anlaşmazlık çıkmaz. Bu sorunun çözümü, zaten birçok sorunun kendiliğinden çözümünü beraberinde getirir. Demokratikleşme konusunda atılacak bu en önemli adımla birlikte, anti-tekel mücadelesini daha etkili verebiliriz. Türkiye koşulları içinde demokrasi, barış ve anti-tekel mücadelesini iç içe geliştirmek mümkündür.
‘MERKEZİYETÇİLİK AĞIR BASMAMALIDIR’
* Çatı partisi hangi örgütsel ilkeler temelinde, nasıl bir örgütsel model olarak oluşturulabilir?
- Bir çatı partisinde örgütsel ilke; çatı hareketine girildikten sonra çatı hareketi içindeki faaliyetlerinde diğer kimliği çatının önüne çıkarmamak önemlidir. Yoksa daha baştan çatı iyi kurulmuş olmaz. Çatı partisinin esas amacı; Türkiye'nin demokratikleşmesi ve bunu sağlayan çalışmaları sağlamak ise, tüm bileşenler bu konuları önceliklerine almalıdırlar. Örgütsel çabalarını esas olarak buna yöneltmelidirler. Zaten Türkiye'nin öncelikleri çatı partisinin ortak paydası olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla diğer kimlikler çatı partisini ilgilendiren durumlarda diğer konuları öne çıkmamalıdır.
Örgütsel model olarak merkeziyetçilik ağır basmamalıdır. Ancak çatı partisinin merkez kurumlarında tüm bileşenlerin yer almasına özen gösterilir. Yerellerdeki organlarda da eğilimin gücüne göre bir temsiliyet olması uygundur. Zaten herkesi bağlayan ilkeler önceden tespit edilmiştir. Tabii tüm il ve ilçe örgütleri ve taban bu ilkelere uygun davranacaktır. Bunu gözetmek kaydıyla yerellere inisiyatif tanımak, kendi koşullarına göre örgütlenmede ve ilkeleri uygulamada inisiyatifli kılmak işlevsel hale gelmede gereklidir. Tabii ki herhangi bir yerelin somut sorunları ile Karadeniz’in ve Kürdistan'ın sorunları aynı olmaz. Türkiye'nin geneli açısından önceliklerimiz yanında yerel öncelikleri de oradaki örgütler tespit ederler. Bu nedenle çatı partisinin genel örgütlenmeleri, Türkiye'nin genel sorunlarını göz ardı etmeden yerel sorunlarla da uğraşırlar.
‘ÇATI PARTİSİ BASKIYA UĞRAYANLARIN İRADESİ OLACAK’
* Çatı partisi, bir sınıf hareketi mi, yoksa farklı bir sınıfsal güçlerin ittifakı olarak mı oluşacak?
- Çatı partisi bir sınıf partisi olmayacaktır. Sömürülen, istismar edilen ve baskıya uğrayanların iradesi olacaktır. Tabii ki emekçi halkın ağırlıklı olarak katıldığı bir parti olacaktır. Demokrasi ve barış isteyen ve demokratikleşmeyi ekonomik alanda da arzulayan tüm toplumsal kesimler ve bireyler de bu harekete katılırlar. Dar sınıf yaklaşımı, çatı partisinin ortaya koyacağı demokrasi programına verilecek desteği daraltır. Çünkü Türkiye'nin demokratikleşmesini isteyen çevreler, sadece emekçiler değildir. Anti-tekel bir ekonomik yapı isteyenler de sadece emekçiler değildir. Kaldı ki sosyalist bir parti kurmuyoruz, sadece sosyalistleri içine almıyoruz, sol demokrat yelpazede çatı partisinin ilkelerine bağlı kalacak sosyal demokratları da dahil etmek gerekir. Demokrasi isteyen tüm meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve bireylerini de böyle bir çatı içine çekebilmeliyiz. Eğer AKP, CHP gibi demokrasinin demagojisini yapanlar karşısında etkili olmak istiyorsak ve onların elinde oyuncak olarak kullanılan demokrasi kavramını almak istiyorsak, demokrasi isteyen tüm çevrelere seslenmemiz gerekir. Halkların yürüttüğü demokrasi mücadelesi sonucu, Türkiye'de azınlık konumunda kalan bazı kesimler dışında tüm toplumsal kesimler demokrasi istemektedir. Zaten egemen sınıflar bu gerçeği bildiklerinden demokrasi kavramına sahip çıkarak içini istedikleri gibi doldurarak egemenliklerini yeni koşullarda sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle demokrasi hareketini daraltarak egemen sınıfların demokrasiye sahiplenmesine zemin ve fırsat vermemeliyiz.
Çatı partisi bir sınıf hareketi olmayacak. Ancak tamamen demokratik bir hareket olduğunda tabanın, yani baskı ve sömürüden kurtulmak isteyenlerin ağırlıklı söz ve karar sahibi olduğu bir hareket olacaktır. Sınıf hareketi olmamalı, ama tam demokratik işleyiş olmalıdır. Demokratik siyasetin hakim olduğu bir demokrat hareket olmalıdır. Demokratik Türkiye'yi isteyen ve demokratik bir örgütlenme içinde, demokratik siyaset yapanların altında toplandığı bir çatı olmalıdır.
Böyle bir çatı altında toplanan demokratik bir harekete “ittifak” demek bile oluşumu baştan daraltır. Türkiye'nin demokratikleştirilmesi ve toplumsal barış için bir araya gelmiş bir demokrasi ve özgürlük hareketi olarak tanımlamak daha doğrudur. Bu açıdan farklı sınıfların ittifakı gibi bir tanımlama yapmayı da yanlış buluyoruz. Tabii ki demokrasi ve özgürlük hareketi olduğu için çeşitli sosyal kesimden sınıflar ve insanlar bu hareket içinde yer alacaktır, ancak bunu sınıflar ittifakı olarak ele almak doğru değildir.
GECİKMEDEN KURULUŞU TAMAMLANMALI
* Çatı partisi ideal olarak nasıl bir sosyo-ekonomik ve politik bir yelpazeye sahip olmalıdır? Çatı partisi bu ideal bileşene ulaşılınca mı kurulmalı, yoksa ilk başta çatı partisini oluşturacak güçlerle yola çıkıp ideal bileşene doğru mu yürümeli? Gerçekçi bir öngörüyle çatı partisinin bileşenleri kimlerden oluşacak?
- Her şeyden önce şunu belirtelim ki; kuruluş gecikmiştir. Gecikmeseydi biraz daha hazırlıklı olsun, çok aceleye getirmeyelim diyebilirdik. Ancak geçen bu kadar süreçten ve yapılan tartışmalardan sonra artık kuruluş çalışması yapılmalıdır. Hem de gecikmeden kuruluş tamamlanmalıdır.
Çatı partisi, devletten nemalanmayan ve devlet korumasında olmayan tüm toplumsal kesimleri kapsayabilir. Bu kesimler esas olarak devlet dışı toplum olduğundan, gerçek demokrasiyi isteyen kesimlerdir. Bize göre devlet ve demokrasi birbirine karşıt kavramlardır. Demokrasi, eskiden söylendiği gibi bir devlet biçimi değildir. Bazıları buna katılmayabilir, ama bizim görüşümüz budur. Burjuvazinin demokrasi anlayışı, devletçi demokrasi anlayışıdır ki biz buna gerçek anlamda demokrasi demiyoruz. Burjuvazinin demokrasi anlayışında devlet örtüsü olarak kullanılan, toplumun devlete katlanmasını sağlayan bazı yumuşamalardan söz edilebilir.
‘DEVLET DIŞI KALAN TÜM KESİMLER DEMOKRASİNİN BİLEŞENLERİDİR’
Bizim bu anlayışımıza göre devlet dışı kalan tüm kesimler, demokrasinin bileşenleridir. Bu açıdan Türkiye'de bu demokratikleşmeye güç verecek kesimler çok fazladır. Devletten beslenen kesimlerin toplumun azını temsil etmesi, demokrasi güçleri karşısında demokrasi karşıtlarının zayıflıklarını..
ANF / 04.10.08