Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
06.10.2008 09:54

Alman basınından özetler

 

Bugünkü Alman basınında, PKK'nın Şırnak saldırısı ve uluslararası piyasalardaki mali kriz ile ilgili yorumlar öne çıkıyor.

 

Frankfurter Allgemeine Zeitung, yorumunda PKK saldırısı ile ilgili olarak Kürt sorununun askeri yollarla çözülemeyeceği görüşünü dile getiriyor.

“Bu tür bir saldırıya dünyadaki hiçbir devlet tahammül gösteremez. Dolayısıyla Türk ordusunun bir sonraki adımı belli. Ancak kullanılan tüm askeri güce rağmen Cumhuriyet’in kuruluşundan beri sorunun çözülemediği de bir o kadar doğru. Kürtler, Türkler gibi Müslüman oldukları için 1923 Lozan Antlaşması’nda azınlık olarak kabul edilmedi. Kürtler’in pek çoğu ise kendini azınlık olarak görüyor. Güçlü bir milliyetçilik hissinin belirleyici olduğu devlet yapısı yerine kendilerini geliştirmek istiyorlar. Türkiye’de demokratikleşmenin devamını engelleyen sadece PKK değil, aynı zamanda aşırı milliyetçilerdir.”

Lüksemburg’da yayımlanan Luxemburger Wort gazetesi de yorumunu aynı konuya ayırmış. Gazete saldırının hem Türk hükümeti, hem de PKK için ağır bir darbe olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

“AB ve ABD’nin PKK’yı terör örgütü olarak sınıflandırması boşuna değil. Türk hükümeti, PKK’nın şiddet eylemlerinin Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef aldığını savunuyor ve askeri bir operasyona şimdi her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Ancak terörün uzandığı nokta aslında başka bir yerde. PKK’nın işlediği suçlar Diyarbakır ile Kerkük arasında toplumsal, siyasi ve ekonomik kalkınma alanında yakınlaşmanın devamını geciktiriyor. Teröristler savunduklarını sandıkları şeyin tam tersini yapmış oluyor.

Mali kriz ve Alman hükümetinin emlak kredi bankası Hypo Real Estate’i iflastan kurtarma planları bugünkü Alman basınında geniş yer tutuyor. Süddeutsche Zeitung’un yorumu şöyle:

“Demokrasi, geleceğin birlikte şekillendirildiği bir birlikteliktir. Mali piyasaların orkestra şefleri bu birlikteliğin dışına çıkmıştır. Demokratik siyasetin gücü ve geleceği şu an bu eğilimi düzeltmeye ve piyasaya temel bir düzen getirmeye bağlı. Demokrasilerin mali sistemleri istikrara kavuşturmak için aktaracakları inanılmaz miktarda para, demokrasinin istikrara kavuşturulmasına katkıda bulunacak ve demokrasinin şekillendirici gücüne güveni sağlayacak koşullara bağlanmalı. Düzenlenmiş mali piyasalar şeytan girdabı gibidir. Demokrasiler paralarını bu girdabın içine atıp sarmalın nasıl dibe doğru döndüğüne seyirci kalamaz.”

Braunschweiger Zeitung’un yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“ Yılda 30 milyar dolarla dünyadaki açlık sona erdirilebiliyorsa, tüm bu olan bitenler gerçekten adil mi? Açlıktan ölen güney ülkelerinden bu parayı esirgerken bu miktarın kaç mislinin mali piyasaların zenginlerine kurban edilmesi adil midir, buna ahlaki bir gerekçe bulunabilir mi? Bu sorunun yanıtı ‘hayır’dır. Ama aksi de zor. Şu an en kötü durumdaki bankalar kurtarılmazsa domino etkisi oluşup dünya çapında krizler ve hatta savaşlar bile çıkabilir. Siyasetin panik içinde milyarları aktarmasının nedeni bu."

Neue Osnabrücker Zeitung, mevduata devlet garantisinin güven inşa etmeye yönelik bir adım olduğunu, ancak aslında devletin çaresizliğini gösterdiğini belirtiyor yorumunda. Mainz’da yayımlanan Allgemeine Zeitung ise Alman hükümetiyle birlikte Hypo Real Estate’in kurtarılması operasyonuna katılacak bankalar konsorsiyumunun çekimser tutumunu konu alıyor:

“Büyük Alman bankalarının, çekimser halleriyle Hypo Real Estate’in devletleştirilmesini zorunlu hale getirmeye ve tüm yükü vergi mükelleflerinin üstüne atmaya çalıştıkları şüphesi doğuyor. Ancak bu durumda sorundan rahat bir şekilde kurtulsalar bile bu durumun Alman bankacılık sistemi için çok ağır sonuçları olacaktır. Haftasonundan beri bu ülke piyasa ekonomisinin çok önemli bir esasına veda etmek üzere. Bunun nedeni ise sadece bencillik."

DW-World.de / 06.10.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30