Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
12.10.2008 06:25

Dicle’nin kenarında... - Oral Çalışlar

 

Diyarbakır’ın ‘Mardinkapı mezarlığı’ Dicle Nehri’nin kenarında. En köşedeki mezarda, Dicle’ye bakan tepenin üzerinde, yeşillikler içinde Mehmed Uzun yatıyor. Tam bir yıl önce dün onu yitirmiştik. Şair-yazar Bejan Matur’un başkanlığını üstlendiği Diyarbakır Kültür Sanat Vakfı’nın (DKSV) kuruluşu nedeniyle geldiğimiz Diyarbakır’da, sabahleyin ilk olarak Mehmet’in mezarında düzenlenen törene katıldık.

Arkadaşı, yazar Şehmus Diken mezarı başında ilk konuşmayı yaptı. Sonra Mehmed’in sevgili eşi Zozan, sonra kardeşi Mustafa Uzun, sonra Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir konuştu. Mehmet’in 54 yıllık yaşamı ne büyük acılar ve özlemlerle geçmişti. Ben onu ilk gençlik yıllarında tanımıştım. Onu kaybedinceye kadar güven veren, gülümseyen yüzü hiç değişmedi.
Ölümünden kısa süre önce Diyarbakır’daki evinde ziyaret ettim. Yıllarca yurtdışında sürgünde yaşamış, hep bir gün Diyarbakır’a ulaşmayı düşlemişti. Bir gün bile yaşamaz denilmişti İsveç’te. Ölüme meydan okumak için geldi bu sevdiği kente. Bir gün değil tam 14 ay yaşadı.
Yazdıklarını, biriktirdiklerini kendi dilinden, kendi kültüründen insanlarla paylaştı. Mutluydu burada yaşamaktan. Mutsuzluğu sürüp giden şiddetti. O her zaman siyasette şiddeti reddetti. Bu nedenle iki tarafın şiddet yanlısı güçleri onu susturmak istediler.
Sabırla direndi, Kürtçe yazdığı romanlarla, bu dilde kalıcı eserler bıraktı. Bu halkın tarihine ve kültürüne uzun soluklu katkılarda bulunacak etkili romanlar yazdı. Muhsin Kızılkaya, onun yakın arkadaşı, Kürtçe romanlarının çevirmeni ve bacanağıydı.
Muhsin’in yazdığı Mehmed Uzun’un hayatını anlatan ‘Sen U Ben’ (İthaki Yayınları) kitabıyla bindim uçağa. Muhsin, Mehmed’in yazdıklarıyla kendi anılarını iç içe anlatarak yazmıştı onun biyografisini. Kanserle ilk karşılaştığında eşi Zozan’a ölüm ve yaşam üzerine şunları söylemişti: “Neyi konuşacağız Dotmam? Ben hayatın boyunca konuştum, konuştuklarımı yazdım, yazdıklarımı konuştum. Hep ölüme çare olsun diyeydi ağzımdan çıkan her kelam, kalemimden dökülen her kelime çoğalan ölümleri durdurmaya yönelikti. Kafa tutmaktı ölüme... Önüne geçme isteğiydi... Ölümün içinde açtım gözlerimi hayata. Kana bulandı çocukluğum.Ve ben hep ölümü yazdım durdum.”
Mehmed Uzun yıllar özlemini çektiği, kavuştuğu andan yitirdiği topraklardaydı. Eşi Zozan, oğlu Alan, yakınları dostları mezarı başındaydılar. Kürt dilinin büyük yazarı, üzerine romanlar yazdığı Dicle’nin yamacında yatıyordu. Ölüm bu topraklarda bütün acımasızlığıyla dolanıyordu.
***
Bejan Matur’un öncülük ettiği DKSV’nin ilk etkinliği dünyaca ünlü İran kökenli Amerikalı elektronik müzik sanatçısı Azam Ali konseriydi. Matur, DKSV ile ne yapacaklarını şöyle anlattı: “Hiçbir angajmana girmeden sadece sanat, edebiyat ve kültür odaklı etkinlikler düzenlemek istiyoruz. Çatışma ve şiddet ortamının bitmesi için sanat ve edebiyatın saf diline ihtiyacımız var. Son 30 yıldır şiddetle, çatışmalarla, kamplaşmalarla anılan ve tarihsel ve kültürel kimliği, zenginliği geri planda kalan ‘Surlar Kenti’, Doğu’nun Kapısı Diyarbakır yeni dönemde uluslararası bir kültür ve sanat merkezine kavuşuyor.
DKSV’nin herhangi bir etnik, dinsel, ya da siyasal kimliği ön plana çıkarmadan yapacağı etkinlikler, uzun süredir devam eden kamplaşma ve kutuplaşmanın önüne geçmek için yeni fırsatlar sunacaktır. Bu etkinlikler, Diyarbakır dışında bölgede çok yüksek olmayan edebiyat, sanat ve kültür tüketicisini Türkiye’nin genel kültürel ve sanatsal ortamıyla kaynaşmayı sağlayacaktır.”
Bejan Matur ‘Diyarbakır’ kitabında, bu kente olan sevgisini ve tutkusunu şöyle anlatır: “Karanlık taşların şehri Diyarbakır... Karanlığın girmeye korktuğu şehir. Gölgenin titrediği...
Surlar kapılarını kime açacağını bilir.”
***
Diyarbakır hüzünlü. Diyarbakır endişeli. Diyarbakır suskun. Son PKK saldırıları kentte yeni endişeleri körüklemiş. İşadamından gazetecisine, sivil toplum örgütü yöneticisinden, sıradan yurttaşına kadar Diyarbakırlılar, kafalarında soru işaretleri yeni gelişmeleri anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorlar.
Onlarla konuşuyoruz. Buradan durumun nasıl göründüğünü anlamaya gayret ediyoruz. Diyarbakır’ı görmeden ve Diyarbakırlı ile konuşmadan ‘Kürt gerçeği’ni anlamak kolay değil. Onların duygularını, tepkilerini, beklentilerini sizlere anladığımız kadarıyla aktarmaya çalışacağız...
Yarın...

 

Radikal / 12.10.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30