Ana Sayfa / Basın / 
18.05.2012
12.09.2011 07:09

İran’dan bir tehdit gelmekteymiş meğer... - Kadri Gürsel

 

Portekiz’in başkenti Lizbon’da yaklaşık 10 ay önce, geçen 18-19 Kasım tarihlerinde düzenlenen NATO zirvesinde Türkiye, topraklarına füze kalkanı unsurlarının konuşlanmasına onay vermişti.

O zirvede Türkiye’nin atmak zorunda kaldığı imza, bütün hayalcilik, romantizm ve ideolojik saplantılarının engellerine rağmen AKP dış politikasının realiteye ilk kez bu denli dramatik biçimde teslim olmasını ifade eder.

O “tarihi anda” Türkiye, NATO’nun yeni stratejik konsepti babında füze kalkanı radarlarına “evet” diyerek, İran’dan ileride nükleer başlıklı da olabilecek bir “balistik füze tehdidi” algıladığını resmen kayda geçirmiş oldu.

Bundan daha önemlisi, telif hakkı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na ait “sıfır sorun” adlı Ortadoğululaştırmacı ülkünün iflas etmesiydi.
Düşünün ki, “Batı İttifakı”yla birçok sorun doğurmak pahasına “sıfır sorunum olsun” diye niyetlendiğiniz doğu komşunuz, orta menzilli balistik füze kapasitesini devamlı geliştiriyor... Asıl hedefi ise bunlara nükleer başlık monte etmek... Bu hedefine istediği an çok kısa sürede erişebilecek kapasiteye sahip olmakla yetinse, yani bir “nükleer eşik ülkesi” haline bile gelse, aranızdaki 500 yıllık stratejik denge üzerinize yıkılacak. O süper güç olacak, siz ise onun yanında esamisi okunmayan bir marjinal ülkeye dönüşeceksiniz...

Bir de üstelik siz buna rağmen, ancak ideolojik körlükle açıklanabilecek bir aymazlık sonucunda BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a karşı ağırlaştırılmış yaptırımlar öneren karar tasarısına “hayır” oyu vererek, bu ülkenin dünyayı oyalama taktiklerinin net destekçisi bile olabilmişsiniz.

Ne adına? “Sıfır Sorun” adına, her nedense “İran’ın güvenini kaybetmemek” adına...
“Füze Savunma Sistemi”ne ait radar unsurlarının topraklarına konuşlanmasını Lizbon’da kabul etmekle Türkiye, İran’ın nükleer caydırıcılık kapasitesinin daha kuvveden fiile geçmeden etkisizleştirilmesi operasyonunun ön cephe ortağı haline geliyordu.

Bu kararı vermek, İran’la büyük bir soruna sahip olmak demektir. Mamafih bunu tespit etmekle söz konusu sorundan kaçınılması gerektiğini vurguladığımız sanılmasın... Kaçınmak değil, kaçınılmaz olanı göğüslemek gerekir. Ve bunu kabul ederken de Batı sistemi ile Türkiye’nin İran’dan kaynaklanan tehdit algılarının birbirine çok uzak olmadığını bilmek lazımdır.

AKP hariciyecileri geçen kasımda Lizbon’da NATO radarlarını kabul ederken Türkiye’nin Batı sistemi içindeki varoluş realitesiyle daha fazla oyun oynayamayacaklarını da görerek hareket etmişlerdir tabii...
Ama bunun ötesinde aslen ulusal güvenlik kaygılarıyla karar almışlar ve bu arada “sıfır sorun” başta olmak üzere kendi politika ve ideolojilerini de inkâr etmişlerdir.
Çok da hayırlı olmuştur.

Bunu zamanında bu köşede tespit ettik (“AKP dış politikası Lizbon’da iflas etti”, 21 Kasım 2010). Gerçeklik algısı “İran’la sıfır sorun” gibi ideolojik saplantılarla gölgelenmiş o dış politikanın bir NATO zirvesi kararına imza atmak sureti ile iflas ettiği, fazla teorik olduğundan mıdır nedir, o zaman bazıları tarafından anlaşılamadı.
Bakıyorum da şimdi nihayet anlaşılmış gibi görünüyor.
1 Eylül tarihli, füze kalkanı radar unsurlarının Türkiye’de konuşlandırılacağına dair utangaç bir hariciye açıklamasına borçluyuz bunu. Utangaç, ürkek açıklamalar “bir soruya cevaben” yapılır. Bu kez de öyle oldu.

O kadar utangaç bir durum tebliğ idi ki, Bakan Davutoğlu’nun İsrail’e “soğuk savaş” ilan ettiği güne kasten isabet ettirilerek arada kaynasın istendi.

Dünyada, biri bangır bangır, öteki mırıl mırıl, aynı gün iki bölge ülkesine birden ayrı ayrı soğuk savaş ilan eden başka bir ülke olmuş mudur?
Tabii, çünkü radar unsurlarını topraklarına kabul etmekle Türkiye, İran’la Batı İttifakı arasındaki soğuk savaşın ön cephe ülkesi oluyor.
Olmayıp da ne yapsın?

Şu aşamada Türkiye’nin İran’ın nükleer potansiyelli balistik füze tehdidine karşı NATO’nun koruma şemsiyesinin altına girmekten başka bir stratejik tercihi olamaz.
Doğru olan yapılmıştır da, AKP hariciyesinde doğruyu yüksek sesle ilan edecek cesaret yok.

Tarihin cilvesine bakınız ki korkunun nedeni olan bu Batı karşıtı kamuoyunda AKP’nin de tuzu var.

Milliyet / 12.09.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3