Ana Sayfa / Basın / 
18.05.2012
17.09.2011 05:34

Silüetini sildiğimin İstanbul’u - Mehveş Evin

 

Kültür Başkenti için hazırlanan “İstanbul-ilham veren şehir” görüntüsü şimdiden hayal oldu.

Vapurla Adalar’dan Kabataş’a giderken fark ettim onları... Zeytinburnu’ndan Bakırköy’e uzanan sahil şeridinin arkasından, zıpkın gibi yükselen üç “şey”i.

Turistler, fotoğraf makineleriyle ateşten bir top gibi “tarihi yarımada”nın arkasında batan güneşi yakalamaya çalışıyordu.
Fakat güneş, üç gökdelen inşaatının arasında uzun süre hapis kaldı.

Açımız ne kadar değişirse değişsin, boyunlarımızı ne kadar uzatırsak uzatalım, güneşi gökdelenlere gömdük.

Bunları “silüet romantizmi” yapmak için söylemiyorum. İstanbul’un silüetine çoktan El Fatiha’yı okuduk, geçmiş olsun!

Tecavüz kaçınılmazsa

Maslak-Levent hattından yükselen gökdelenleri, bölge olarak en makulü olarak kabullendik...

Dolmabahçe’nin üzerinde malum organ gibi dikilen Ritz Carlton’ı unuttuk...
Kadıköy tepelerinden Maltepe’ye kadar uzanan şeritte halen süren beton tecavüzüne hiç ses çıkarmadık...

Boğaz sırtlarındaki orman talanına ve arkadan öne doğru abanan mimari facialardan “manzaralı” diye daire satın aldık...

Bir yetmedi, çoluğumuza çocuğumuza, sonra da “yatırım” amacıyla kaptık arsaları.  
Madem öyle, neden GOP’tan yükselen üç gökdeleni “tarihi yarımadanın görüntüsünü bozuyor” diye eleştirelim, dimi ama?

Murat Bardakçı bile “şehir kaçınılmaz bir değişim içerisinde, ağlayıp sızlamayalım. Bu değişimin zevkli olmasını sağlayalım” diye “tecavüz kaçınılmazsa...” cümleleri kuruyor.   

Zevk kriterleri

Doğru, 21. yüzyılda bu kadar hızlı büyüyen, bu kadar dinamik bir şehir elbette değişecek...

Doğru, gökdelene toptan karşı çıkmaktansa iyi mimariyi ve doğru şehir plancılığını savunalım...

Doğru, silüeti tartışacağımıza şehrin geleceğini, imar izinlerini, depreme dayanıklılığını tartışalım...

İyi de, hangi kriterlere göre?

“Mimar, işadamı ve siyasetçi” sıfatlarını taşıyan Büyükşehir Belediye Başkanı ve ekibine göre mi? Bangır bangır reklamı yapılan, Başbakan’ın seçim vaatlerindeki “Kanalistanbul”yla çöpe atılan “İstanbul master planı”na göre mi?

Bir zamanlar betona kum karıştırarak inşaat yaptığını pişkinlikle itiraf eden, İstanbul’u çoktan parsellemiş müteahhitlerin mantığına göre mi?

Yoksa, inşaat sektörünü biteviye pompalayıp, Anadolu’yu insansızlaştırarak ekonomiyi canlı tutma formülünü keşfetmiş siyasetçilere göre mi?
Hepinize “zevkli değişimler” dilerim.

Milliyet / 17.09.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3