Ana Sayfa / Basın / 
18.05.2012
21.09.2011 07:08

Başarısız göç öyküsü – Kerem Çalışkan

 

Bugünlerde Almanya’ya Türk işçi göçünün 50. yılı kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Gül, Alman Cumhurbaşkanı Wulff’un konuğu olarak Almanya’yı ziyaret etti. Kutlamalar, ekim ayında çeşitli etkinliklerle sürecek. Törenlerde ‘Türk göçü’nün 50. yılına övgüler düzülüyor. Her iki taraf, bu göçün ne kadar başarılı sonuçlar verdiğini anlatmak için adeta yarışıyor. Oysa iki taraf da gerçekleri dile getirmiyor.

İstanbul Alman Lisesi mezunu bir gazeteciyim. 70’lerin başında bir süre Almanya’da öğrenciydim. Türk işçileriyle yakın temasım oldu. 2006-2009 arasında da Hürriyet Avrupa’nın yayın yönetmeni olarak Frankfurt’ta yaşadım. Almanya’daki Türkler ve onların sorunlarıyla haşır neşir olduk. Bu yüzden göçün 50. yılında gördüğümüz bazı gerçekleri söylemezsek, gazetecilik ve insanlık adına bir şeyleri eksik bırakmış oluruz. 

Perişan Türk kuşakları
Son yargıyı baştan belirtelim: Türklerin Almanya’ya göçü, her iki taraf için tam bir başarısızlık öyküsü.
Almanya’da hâlâ 2.5 milyon civarı Türk kökenli insan yaşıyor. Yaklaşık 1 milyonu Alman vatandaşı. 1.5 milyon kadarı hâlâ TC vatandaşı. Bu 2.5 milyonun yaklaşık yüzde 40’ı, fakirlik sınırının alt kesimlerinde yaşıyor.
Büyük bölümü, Alman sosyal yardım kasalarından ayda 600-700 euro civarında para alarak yaşamını sürdürüyor. Hartz-4 denilen bu yardım, ülkenin en yoksul kesimlerine verdiği asgari bir geçinme yardımı. Bu yardımda 3-5 euroluk arttırma veya eksiltmeler, Alman parlamentosunda ateşli tartışmalara neden oluyor.
Sayıları yaklaşık 80 bini bulan ‘Türk girişimciler’ ise daha çok dönerci, manav, marketçi, berber, terzi, vs. gibi küçük dükkân sahipleri. Bunlar da ancak dükkânlarını ekonomik olarak çevirme derdinde. Avrupa’yı saran kriz, onların dükkânı döndürme şansını da olumsuz etkiliyor. Özetle ülkedeki Türklerin yarısı, Almanların ‘Unterschicht’ (alt tabaka) adını verdiği en yoksul kesimde yaşıyor.
Alman gazeteci Günter Walraff’ın yıllar önce Türk işçi kılığına girerek yazdığı ‘Ganz unten’ (En Altta) kitabı, bugün Türklerin sosyal gerçekliğinin kanıtı. Bu tablonun birçok nedeni var:
Birincisi, ‘Birinci kuşak’ olarak adlandırılan Türk işçilerine Almanya tarafından ‘posası sıkılmış limon’ muamelesi yapılması. O zamanlar bu işçilerin ‘entegrasyonu’yla kimse uğraşmadı. Aksine 1. kuşak Türk işçileri, Almanya’da yarı hapishane, yarı toplama kampı niteliğindeki ‘Türkenheimlar’a (Türk yurtları) tıkılmışlardı. Alman yönetimi, onları toplumdan tecrit etmek için her türlü yöntemi uyguladı. ‘Türkenheim’ların başında, o yıllarda (60’lar, 70’ler) kapıcı, bekçi konumunda savaş artığı Nazi eskileri vardı. Çoğu, çeşitli sakatlıklar taşıyan eski askerlerdi. Yaptıkları işi, maruz kaldıkları toplama kampı anılarını yâd edercesine, ‘gardiyan’ ruhuyla ifa ederlerdi. Türk işçileri, saat 21.00 gibi bu heim’da (yurt) olmak zorundaydı; gece dışarı çıkmaları yasaktı. Tabii Türk işçileri bu yasakları dinlemedi. Önce gruplar halinde, sonra tek tek evler tutarak ‘Türkenheim’ esaretinden kurtuldu. Asıl ‘entegrasyon kahramanları’, heim’lardan çıkmayı başaran bu 1. kuşak.
Almanlar, Nazi soykırımından beri tarihe çok saygılıdır. Göçün 50. yılında müze olarak bir ‘Türkenheim’ yapsalar da herkes 50 yıl önceki şartları daha iyi anlasa... Bugün ‘entegrasyon’ diye yırtınan Alman politikacılar, belki bu müzenin önünden geçerken biraz utanırlar...
1. kuşak Türkler, Almanya’nın kalkınma yıllarında iyi kötü bir para kazandı. Fakat bu ‘gurbetçi paraları’, ne Almanya’da ne de Türkiye’de değerlendi. Paraların ciddi bir kısmı, 80’lerde başlayan İslami holdingler vurgununda heba oldu. Camilerde toplanan paralar, sahtekârların elinde buhar oldu. Kurulan holdingler, Almanyalı Türklerin parasını eritti. Bu furyada kaybolan paralar, kimilerine göre 40 milyar euro civarında.
1. kuşağın çocukları da Türkiye ile Almanya arasında gel-git halinde büyüyen, her ikisinde de tutunamayan bir kuşak. ‘İkinci kuşak’ denilen bu kuşağın Almancası zayıf, çoğu iyi eğitim görmedi. Hayatları başarısız girişimlerle dolu. Ne Almanya ne de Türkiye, onlara gerçek bir mekân olabildi.
Bunlardan sonra ‘Üçüncü kuşak’ geldi. Onlar, çoğu ailenin yoksullaştığı şartlarda Almanya’da yetişti. Bu kuşağın kızları, biraz daha kendini kurtarma eğiliminde. Şımartılmış 3. kuşak erkeklerin durumuysa perişan. Çoğu iyi eğitim görmedi ya da eğitimi yarıda bıraktı. Sokaklarda büyüyen, yaygın olarak uyuşturucu kullanan, serseri bir kuşak. Bu gençlerin yüzde 60’ı işsiz ve parasız. Türk dizilerini seyredip, Almanca-Türkçe küfredip, Türkiye’den takım tutuyorlar. Türk gençlik çeteleri, Arap ve Polonyalı-Rus gençlik çeteleriyle ‘West Side Story’ filmini anımsatırcasına kapışıyor. Gençliğin bir bölümü de Almanya’da yıllardır faaliyetini sürdüren Milli Görüş, Süleymancılar gibi tarikatların etkisinde radikal dinci çevreye katılmış.
“Peki Almanya göçünün hiç mi iyi bir yanı olmadı?” diye sorulabilir. 1. kuşak Türklerin Türkiye’de o yıllarda aldıkları bazı evler dışında ciddi bir birikimi olmadı. Kazanılan ‘mark’ların neredeyse tamamı kayboldu. 

Almanya’nın büyük kaybı
Almanya, Türk işçilerini 60’ların başından itibaren ekonomik kalkınma için getirdi. Bu açıdan Almanya, o yıllarda Türk işçilerini ucuz işçi olarak kullanıp savaş sonrası sanayi hamlesini başarıyla sağladı. Savaş mağlubu Almanya, ikinci sınıf gördüğü Türk işçileri sayesinde yeniden kendini ‘üstün insan’ olarak görmeye başladı. Türkler, ülke ekonomisinin ayağa kalkmasında tayin edici rol oynadı. Fakat Alman hükümetleri, Türk işçilerini küçümseyip dışladı. Türklerin ülkede kalıcı olacağını göremedi. Türklere ‘işlerini bitirince çekip gidecek kişiler’ gözüyle baktı. Fakat Türkler, olumsuz koşullara rağmen Almanya’da kaldı ve çoğaldı. Bu sürecin sonunda bugün, Almanya’nın bir ‘Türk sorunu’ oldu. Bu sorun, artık Almanya için ‘atsan atılmaz, satsan satılmaz’ durumda. Türkler, ülkede ‘Alman toplumunu bozan, sosyal kasaları sömüren, lüzumsuz ve asalak bir grup’ olarak görülmekte. Almanların çoğu, Türklerin sayısının artmasını önleme çabasında. Alman hükümetlerinin Türklerin AB’ye vizesiz girmesinin önüne engel çıkarması da bu yüzden.
Türklerin bundan sonraki göçünü önlemek için Almanya, 2007’de ırkçı bir yabancılar yasası çıkardı. Sözgelimi bugün Almanya’da yaşayıp Türkiye’de evlenen TC vatandaşları, eşini Almanya’ya getiremiyor; getirebilmesi için eşinin önce Türkiye’de Almanca sınavından geçmesi gerek. Yoksul statüdeki Türkler de eşlerini Almanya’ya getiremiyor. Bunları İngiltere, zamanında sömürge vatandaşlarına bile uygulamamıştı. Fakat Almanya, Türklere hâlâ uyguluyor! Türk hükümetleri de buna onay verdi. Al sana göçün 50. yılı gerçeği!
Almanya ayrıca Türk çocuklarına yıllarca ayrımcılık uyguladı. Bunların çoğu, ‘iyi derecede Almanca konuşamıyor’ gerekçesiyle gerizekâlılar ve özürlüler okullarına yollandı. Arada Fatih Akın, Mesut Özil gibi yetişen ender sanatçı ve futbolcular var. Ancak bu sınırlı başarı öyküleri, başarısızlığa mahkûm edilen yüz binlerce gencin durumunu örtemez. Ülkede şu anda 25 yaşın altında 1 milyona yakın Türk kökenli genç var. Bunların yüzde 60’ı, iyi bir eğitimden ve meslekten yoksun.
Almanya neden Türklere karşı ayrımcılık ve ırkçılık yaptı ve yapmakta? Çünkü ülkede ‘yabancı düşmanlığı’, sosyal, kültürel ve güçlü bir akım. Halen azalmakta olsa da CDU ve CSU’lu seçmenler, bu politik mirası taşır. Bunlar, ‘saf Almanya’nın bozulması’nın telaşı içindedir. Oysa Alman ulusu, zaten demografik olarak çöküyor. 2025’te ülkenin, emekli maaşlarını bile ödeyebileceği şüpheli.
Bu durumda acilen, genç, nitelikli ve çalışan nüfusa ihtiyaç var. Ancak Almanya elinin altındaki hazineyi heba etti; ‘Türk gençleri’ni eğitmedi ve onların perişan bir kuşak haline gelmesine neden oldu. Şimdi iş işten geçti; ülkeyi kurtarabilecek olan 3. kuşak Türkler, ‘sosyal sorunlu’ bir kuşak olarak sahnede.
Bu 50 yıllık göç öyküsü, maalesef yüzyılın ‘kazan-kazan’ öyküsü olabilecekken, yüzyılın perişanlık öyküsüne dönüştü. Bir ‘kaybet-kaybet’ öyküsü olarak tarihe geçti. Bu durumdan kuşkusuz son 50 yıldır Alman ve Türk hükümetlerinde görevli politikacılar ve yetkililer sorumlu; gerçeklere gözlerini yumdu ve hâlâ da yumuyor. Göçün 50. yılı işte böyle kutlanıyor. Buyurun kutlayın!.. (Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni)

Radikal / 21.09.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3